PKK’nın 4. Stratejik Mücadele Dönemi

20.07.2011 13:00
PKK’nın 4. Stratejik Mücadele Dönemi
PKK’nın demokratik özerkliğini daha iyi anlamak için 4. Stratejik Mücadele Dönemi ne demek ona da bakmak gerekiyor.

Taraf gazetesinde yazan Emre Uslu, PKK liderlerinden Cemil Bayık ve Mustafa Karasu'nun yaptığı açıklamalar üzerinden PKK'nın içinde girdiği 4. stratejik mücadele döneminin ne anlama geldiğine dikkat çekiyor:

PKK’nın 4. Stratejik Mücadele Dönemi

Emre Uslu / Taraf

Silvan’daki PKK saldırısının hemen ardından DTK’nın ”Demokratik Özerklik” ilan etmesi kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Kürt hareketini iyi bilen Orhan Miroğlu, ”DTK özerklik değil yas ilan etmeliydi” diyerek DTK’nın alelacele ilan ettiği özerkliğe karşı tepkisini koydu. Hatta Altan Tan gibi PKK çizgisi ile iç içe olmayan siyasetçiler bile ne olduğunu şaşırmış durumdalar.

Oysa PKK ”özerklik ilanını” tam da bu dönemin stratejik bir hamlesi olarak gördüğünü daha önceden açıklamıştı. Bundan tam bir yıl önce, 24 Haziran 2010 tarihinde son saldırının da emrini veren Cemil Bayık, AKP ve devletin siyasi ve sosyal soykırım politikasıyla Kürtlük adına ne varsa yok etmek istediğini söyleyerek, çok sistemli bir saldırıyla karşı karşıya olduklarını belirtmişti. Bayık, yakında bir zamanda “Demokratik Özerkliği” ilan edeceklerini de belirterek, “Gerillanın meşru savunması da serhildanın geliştirilmesi de tamamen ilan edeceğimiz özerkliği korumak, geliştirmek, yaşatmak ve onu yaşanılır kılmak içindir” demişti. Kürt sorununu demokratik özerklik temelinde çözmek istediklerini söyleyen Bayık, “Şimdi yapmak istediğimiz budur. Yakında bunun resmî ilanını da yapacağız. ‘Demokratik Özerklik’ Türkiye’nin Kürtlerle ilişkisini ifade etmektedir” diye konuşmuştu.

Bayık’ın, aynı açıklamada PKK’nın 4. Stratejik Mücadele Aşaması olarak tanımladığı mücadele biçimi de Diyarbakır saldırısı hakkında ipuçları veriyor. “Yeni dönem mücadele eskinin devamı değildir. Gerillanın meşru savunması da serhildanın geliştirilmesi de tamamen ilan edeceğimiz özerkliği korumak, geliştirmek, yaşatmak ve onu yaşanılır kılmak içindir. Halkın demokratik iradesinin geliştiği; siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda kendi kurumlaşmalarını geliştirdiği, özgür ve demokratik yaşam sistemini kendi kurduğu bir süreç olacaktır. Bu dönemin eski dönemden farkı, demokratik özerkliği koruma, geliştirme ve yaşatma amaçlıdır.”

Cemil Bayık’ın bu perspektifinden bakıldığında Diyarbakır’da PKK’nın askerlere saldırmasıyla Demokratik Özerklik ilanı arasındaki paralel düşünce açıkça ortaya çıkıyor.

PKK’nın demokratik özerkliğini daha iyi anlamak için 4. Stratejik Mücadele Dönemi ne demek ona da bakmak gerekiyor. Onu da Mustafa Karasu geçen mayıs ayında açıkça ifade etmişti.

“Önderlik bir savaşa komuta edecek durumda değildir. Bir siyasetin açık öncülüğünü, örgütlemesini yapacak durumda değildir. Bu açıdan Önder Apo, ‘Ben artık halka, Kürt Özgürlük Hareketi’ne bir şey diyemem, 3. Dönem’deki çabalarım boşa çıkarılmıştır, sonuç alınamamıştır, bu nedenle Kürt halkının ve Özgürlük Hareketi’nin ulusal varlığını koruma ve özgürlüğünü kazanma için her türlü mücadele yürütme hakkı vardır’ diyerek 4. Stratejik Dönem’e girildiğini belirtmiştir. Kürt Özgürlük Hareketi’ne ve halka, benim demokratik siyasal çözüm doğrultusundaki çabalarım ciddiye alınmamıştır, sonuç alınmamıştır, bu nedenle artık sizin açınızdan Kürt sorununun demokratik siyasal yollardan çözme stratejine, dönemine bağlı kalmanızın anlamı kalmamıştır, değerlendirmesinde bulunmuştur.

Eğer 4. Dönem’in karakterine uygun ulusal varlığını koruma ve özgürlüğünü sağlama temelinde bir ölüm-kalım mücadelesi verilmezse, kültürel soykırıma karşı bu soykırım kıskacını kıracak bir mücadele verilmezse Önder Apo’yla yapılan görüşmeler oyalama konumuna düşmekten başka bir sonuç vermez. Nitekim 4. Dönem’e uygun mücadele istenildiği düzeyde gerçekleşmediği için Önder Apo’yla yapılan görüşmeler objektif olarak oyalama konumuna düşmüştür. Kaldı ki AKP’nin ve AKP’nin İmralı’ya gönderdiği heyetin amacı da oyalamadır.

Eğer gerilla, gençlik ve halk güçlü bir mücadele verirse devlet için, hükümet için çözüm kapısı açıktır. Zorlanırsa çözümün tartışabileceği, müzakereyle sonuçlandırılacağı İmralı gerçeği vardır. Ne var ki durumu böyle ele alma yerine, İmralı görüşmelerinden ne sonuç çıkacak biçiminde izleyen yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Örgütlenmeyle, mücadeleyle buradaki görüşmeleri gerçek anlamda bir diyaloga ve müzakereye dönüştürme gücü ortaya çıkmayınca AKP’nin gönderdiği heyetle yapılan görüşmeler fikir alışverişinden öte ya da tarafların birbirinin konumunu anlamadan öte bir sonuç ortaya çıkarmamıştır. Önder Apo mücadelenin zayıflığının, yetersizliğinin kendi elini de zayıflattığını söylemektedir. Bu nedenle İmralı görüşmelerini izleyerek, sadece görüşmelerle sonuç alınacağını düşünen kesimleri Önder Apo bizzat eleştirmiştir. Bu tür yaklaşımların yanlış olduğunu, aksine mücadeleyle, mücadele yürüterek sonuç alabileceğini, görüşmelerin de ancak bu çerçevede anlamlı olacağını düşünenlerin doğru düşündüğünü açıkça beyan etmiştir.”

Sanırım Karasu’nun açıklamaları gayet net. Devam edelim: “Artık her alanda, askerî alanda olsun, serhildan alanında olsun, siyasal alanda olsun, ajitasyon-propaganda alanında olsun, bütün çalışmaların sonuç alıcı karakterde yürütülmesi gerekiyor. Polisle girilen çatışmaların da sonuç alıcı hale getirilmesi gerekiyor. Çünkü önümüzdeki dönemde Demokratik Özerkliğin ilanı, toplumun kendi kendini örgütlemesi gündeme gelecektir. Gençlik sokak çatışmalarında, polisle karşı karşıya geldiğinde; kendini örgütleyerek doğru tarzla polisin sağından, solundan, önünden taşlarla, sopalarla kendini koruyabilir ve polisi püskürtebilir. Böyle bir mücadele tarzında panzerler de, tomalar da, akrepler de etkisiz kalır. Bu açıdan öyle bir örgütlenme tarzı ve taktik ortaya çıkmalı ki gençlikle polis karşı karşıya kaldığı anda polis gençliğin karşısında duramasın. Silaha da başvuramayacağına göre o zaman sokaklar, mahalleler gençliğin ayağa kalktığı yerler de kendi denetimlerine girer. Silah kullanan polis ve devlet silah kullandığı andan itibaren bu iş bitmiştir, kaybetmiştir.”

Özet olarak Karasu ve Bayık 4. Dönem’in stratejik tercihini ortaya koymuştur. Atılan her adım, her taş, öldürülen her asker bu adımın gereğidir.

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim