PKK Sorununa Sri Lanka'dan Bakmak

26.05.2012 18:16
PKK Sorununa Sri Lankadan Bakmak
Tamil Kaplanları'nın ve PKK'nın güçlenmesi sürecinde en önemli benzerlik, her iki terör örgütünün bölge ülkelerinin desteği ile gelişme göstermeleridir.

Strategic Outlook Düşünce Merkezi Kurucu Başkanı YUSUF ÇINAR; PKK konusunu Srilanka'daki rejim karşıtı Tamil Kaplanları üzerinden değerlendiriyor:

PKK sorununa Sri Lanka'dan bakmak

Tamil Kaplanları, Sri Lanka'da Tamillerin haklarının bağımsız bir Tamil devleti ile korunacağına inanmış bir örgüttü. Kuruluş amacı, tıpkı PKK'da olduğu gibi bağımsızlıktı.

Her iki örgütün en önemli ortak yanı, toplumsal gerçeklerden yani Tamil ve/ya Kürt kimliğinden hareket ederek kurulmuş olmalarıdır. Tamil Kaplanları'nın ortaya çıkmasında üç tane toplumsal görünür çatışma örneği bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, Tamil halkının Sri Lanka Devleti'nin kurucu unsuru olarak, dikkate alınmamasıdır. Sri Lanka bağımsızlığını ilan ettikten sonra, ilk yasal değişikliklerden biri Sinhalese dilinin anadil olarak kabul edilmesidir. Aynı şekilde, Kürt halkı bağımsızlık savaşını Türk halkı ile beraber vermesine karşın, Türkiye Cumhuriyeti kurulurken Kürt halkı kurucu bir unsur olarak kabul edilmemiştir. Türkiye anadil olarak sadece Türkçeyi kabul etmiştir. Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu, modernizmin getirmiş olduğu ulus devlet anlayışı çerçevesinde olmuştur. Sri Lanka'nın Türkiye'ye göre daha az etnik grubu barındırması, Sinhalese dili dışında Tamilce ve İngilizcenin de anadil olarak kabul edilmesini biraz daha kolaylaştırıcı etki yapabilecek olmasına rağmen, Sri Lanka hükümeti bu yolu seçmemiştir. Tamiller bu süreçte kendi dillerini konuşmak için, kendi devletlerini mi kurmaları gerektiği sorusunu dile getirmiştir.

Tamillerin radikalleşmesine sebep olan diğer unsur ise İngiliz mirası demokrasinin, çoğunluğun yani Sinhaleselerin diktasına dönüşmesidir. Sinhalese hâkimiyetindeki Sri Lanka hükümeti, Hindistan'dan gelen Tamillere vatandaşlık vermemekte sonuna kadar direnmiş ve bunda başarılı olmuştur. Bundan dolayı, Sri Lanka'da binlerce Tamil oy hakkına sahip değildir. Sinhaleselerin, Tamil ve Müslüman kesimi dikkate almadan anayasal değişikliklere devam etmesi, Tamillerin gelecek kaygısı yaşamasına sebep olmuştur. Bu bağlamda 1972 yılında yapılan değişiklikle adanın Ceylon olan ismi, Sinhaleseler için sembolik bir ifade olan Sri Lanka adı ile değiştirilmiştir. Böylece, Sinhaleselerin adanın tek sahibinin kendileri olduğu inancı pekişmiştir. Türkiye'nin demokrasisinin yıllarca ağır aksak ilerlemesi ve darbelerle militarist zihniyetin demokrasiye sızması Kürtlerin kendilerini ifade etmelerini zorlaştırmıştır. Bu bağlamda 6 Kasım 1991 yılında Kürt kökenli milletvekillerinin TBMM'de Kürtçe yemin girişimleri çok ağır şekilde cezalandırılmıştır. Böylece, Kürt hareketinin ayrılıkçı bir niteliğe bürünmesi kolaylaşmıştır. Başka bir deyişle, Türkiye'nin geçmiş dönemde Kürt kimliğini reddetme politikası, PKK'nın ekmeğine yağ sürmüştür.

Tamil halkının, Tamil Kaplanları çerçevesinde bir araya gelmesine yol açan diğer bir önemli gelişme, Sinhalese milliyetçi gruplarının, 1983 yılında Tamillere saldırması sonucu yüz binlerce Tamil'in yurtdışına kaçması ile ortaya çıkmıştır. Yurtdışına kaçan Tamiller, Tamil Kaplanları'nın para kasası olmuştur. Türkiye'nin PKK'nın artan eylemlerini önlemek amaçlı olarak, 1990'lı yıllarda Kürt sivillerin yerlerinden uzaklaştırılması birçok mağduriyetler yaratmıştır. Bu göç hareketi sonucunda yaklaşık olarak 300 bin Kürt vatandaş yerinden olmuş, malını mülkünü kaybetmiştir. Bu göç hareketi sonucunda oluşan mağduriyetler, 1980'li yıllarda 12 Eylül askerî darbesinden kaçarak Avrupa'ya yerleşmiş olan Kürtlerin PKK'ya parasal destek vermesinin önünü açmış, PKK'nın hem bölgede hem de Avrupa'da daha rahat propaganda yapmasını sağlamıştır.

Tamil Kaplanları'nın ve PKK'nın güçlenmesi sürecinde en önemli benzerlik, her iki terör örgütünün bölge ülkelerinin desteği ile gelişme göstermeleridir. Tamil Kaplanları, Hindistan'ın kuruluş aşamasında göstermiş olduğu destekle Sri Lanka'da güçlenmiştir. PKK'nın kuruluş ve gelişme sürecinde Suriye, Yunanistan, Irak ve İran'dan destek alması, PKK'nın bu ülkelerde eğitim kampları kurması, bölge ülkelerinden almış olduğu desteği gösteren iyi bir örnektir.

Tamil Kaplanları örgütlenme kapasitesini değerlendirirsek, PKK'dan daha iyi organize olmuş bir örgüttür. Şöyle ki, Tamil Kaplanları denizaltılarını kullanabilecek deniz kuvvetlerine, tanklarını kullanabilecek kara birliklerine ve uçağını uçuracak hava birliklerine sahiptir. Tamil Kaplanları tam anlamıyla, kendi bölgesinde bir devlet şeklinde örgütlenmiş, kendi okulunu kurmuş, kendi bankasını faaliyete geçirmiştir. PKK'nın örgütsel bazda tam devlet niteliğine bürünememesi, PKK'nın zamana göre şekil almasını kolaylaştırmış ve öğrenebilme kapasitesini artırmıştır. Tamil Kaplanları ve PKK arasındaki en önemli fark, PKK'nın öğrenebilen ve şartlara göre kendini yenileyebilen bir örgüt olmasıdır. Tamil Kaplanları'nın devlet şeklinde örgütlenmesi bağımsızlık isteklerini sürekli dile getirmelerine sebep olmuştur. Bu bağlamda 1985 yılından 2006 yılına kadar kesintili olmakla beraber, Sri Lanka hükümeti ile Tamil temsilcileri arasındaki müzakereler devam etmiştir. Bu müzakereler sıklıkla Tamil Kaplanları temsilcilerinin özerklik tekliflerini reddetmesi ile kesintiye uğramıştır. Tam bu noktada, Sri Lanka hükümeti, müzakerelerin kesintiye uğramasını kendi şiddet eylemlerini meşrulaştırma aracı olarak kullanmıştır. Bu bağlamda Sri Lanka hükümeti, müzakerelerin kesintiye uğradığı dönemde şiddet eylemlerini artırmış, Tamil Kaplanları için stratejik önemli noktaları bu süreçte ele geçirmiştir. Bu aşamada Türkiye ile Sri Lanka'yı karşılaştırdığımızda, Türkiye'nin PKK ile müzakerelere başlamasında geç kaldığı anlaşılmaktadır. Çünkü, Türkiye sorunu siyasallaştırarak çözeceğini iddia etmesine karşın, PKK ile ilk müzakere görüşmelerini PKK'nın ortaya çıkışından yaklaşık 30 yıl sonra gerçekleştirmiştir. Özetlemek gerekirse, Türkiye'nin Sri Lanka-Tamil Kaplanları barış görüşmelerinden çıkartacağı en önemli ders, uluslararası toplumun desteği ile masaya oturmaktır. Bu bağlamda Kürt sorununun sağlıklı çözüme kavuşturulması için Tamil sorunundan hareketle birkaç öneride bulunmak istiyorum:

Sorunun tanımlanması: Türkiye'nin Kürt sorununu, PKK sorunu olarak görmesi, çatışmanın dönüştürülmesini önleyici etki yapabilir. Örnek vermek gerekirse, Tamil Kaplanları 2009 yılında yok edilmiş olmasına rağmen, Tamiller bugün geçmişten daha rahat konumda yaşamamaktadırlar. Çünkü, Sri Lanka'da anayasal eşitsizlik devam etmektedir. Tamil halkı anadilini kullanamamakta, fırsat eşitliğinden faydalanamamaktadır. Bu yönü ile Sri Lanka ilerleyen yıllarda yeni bir isyancı hareketle karşılaşabilir. Türkiye, Kürt sorununun kök sebeplerine çözüm üretemediği sürece, sorunun çözülemeyeceğini öngörebilmelidir.

Özgürlüklerin korunması: Türkiye, Kürt sorununu çözmede bir geçiş süreci içerisindedir. Bu bağlamda devlet ile bölge halkının birbirine olan güvenin artması, Kürt ve Türklerin kültürel birlikteliklerinin daha çok dile getirilmesi ile mümkündür. Türkiye Devleti'nin bölge halkının güvenini kazanması, PKK'yı marjinal bırakacak diğer önemli adımdır. Böylece Kürt halkının geleceğe dönük kaygılarının önüne geçilebilir.

Yeni anayasa: Tamil sorunu ve Kürt sorununun en önemli ortak yanı, geçmiş dönem iktidarlarının ve militarist yapının anayasal değişiklikleri kullanarak hem Kürtleri hem de Tamilleri sistemden dışlamış olmasıdır. Bir nevi Kürtleri ve diğer etnik grupları kucaklayacak yeni bir anayasa, PKK'nın bölge halkının gözünde marjinal kalmasını sağlayacak en önemli adımdır. Başka bir ifade ile Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni kapsayıcı bir anayasası, Kürt sorununun çözümüne yönelik en önemli adımdır.

Uluslararası destek: Türkiye'nin, Kürt sorununu sağlıklı bir şekilde çözebilmesi için, bölge devletlerinin ve başat güçlerin desteğini arkasına alması gerekmektedir.

Müzakere süreci: Türkiye Cumhuriyeti temsilcileri ve PKK temsilcileri arasındaki müzakere süreci devam etmelidir. Müzakere süreci iyi değerlendirilirse, Türkiye, Kürt sorununu çözmede bölge devletleri ve büyük güçlerin desteğini arkasına alabilir. Müzakere süreci olumlu sonuçlanırsa sorun siyasallaşarak çatışmanın dönüştürülmesini kolaylaştırıcı etki yapabilir. Türkiye topraklarında yaklaşık 80 yıl önce bir isyanla ortaya çıkan Kürt sorunu, şiddetle bastırılmasına rağmen, PKK ile daha eli kanlı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Kürt sorununu çözmenin bu bağlamda en aklıselim yolu, bir masa etrafında her iki tarafın uzlaşabilmesidir. Örnek vermek gerekirse Tamil Kaplanları ortadan kaldırılıncaya kadar bağımsız bir Tamil devleti kurma amacından taviz vermemiştir. Tamil Kaplanları, günü iyi okuyamadığı için, müzakereler başarısız olmuştur. Bu bağlamda, Tamil halkına 1956 yılında Ceylon devletinin sağlamış olduğu kültürel, ekonomik sosyal haklar ile bugün Sri Lanka Devleti'nin sağlamış olduğu haklar arasında bir fark yoktur. Dolayısıyla, müzakere sürecini iyi değerlendiremeyen Tamil Kaplanları en büyük zararı yine kendi halkına vermiştir. Sonuç olarak, PKK zamana ayak uydurabilen bir örgüttür, masadan kalktığı zaman yaşama şansının daha da azalacağını öngörebilmelidir.

ZAMAN 

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim