1. YAZARLAR

  2. Şahin Alpay

  3. PKK silah bıraksın, siyaset yapsın (2)
Şahin Alpay

Şahin Alpay

Yazarın Tüm Yazıları >

PKK silah bıraksın, siyaset yapsın (2)

A+A-

Bugün "Kürt sorunu"nun şiddetle, PKK ile ilgili boyutunda gelinen nokta nedir? Çok acı tecrübelerden, 40 bin yurttaşın ölümünden sonra, düşünen hemen herkes şunları gördü: Şiddet, PKK'lıları öldürerek bitirilemez.

Kürt kimliğinin ifadesi üzerindeki yasak ve baskıların son bulması, Kürtlerin kendilerine özgü dertlerini meşru yollardan, parlamentoda ifade etmelerinin yolunun açılması gerekir. Nihayet Kürt sorununun ancak demokrasiyle çözülebileceğini idrak etmiş bir hükümet işbaşında. Ana muhalefet partisi en azından "Etnik kimlik şereftir" diyor. Asker dahi, Kürtlerin dil ve kültürlerini bireysel temelde serbestçe ifade etmeleri önündeki engellerin kaldırılmasına itiraz etmiyor. Kürtlerin kendilerine özgü dertlerini dile getiren siyasiler, parlamentodaki en azından iki partide, AKP ve BDP'de faal.

Avrupa Birliği'ne katılım sürecinde Türkiye'nin Kürt kimliğini fiilen tanıması, Kürt kimliğinin ifadesi üzerindeki yasakları adım adım kaldırmaya başlaması, Batı'nın Türkiye'ye bakışını da etkiledi. Soğuk Savaş sonrasında PKK isyanını neredeyse bir "ulusal kurtuluş savaşı" olarak gören kamuoyları, nihayet onu esas olarak bir şiddet örgütü olarak görmeye başladı. Son günlerde Avrupa'daki PKK yöneticilerine yönelik tutuklamalar bu bağlamda değerlendirilmeli.

Kürt kimliğinin inkarının bir ürünü olan PKK, otuz yılı aşan varlığından sonra Kürt sorunundan ayrı, kendi başına bir sorun haline geldi. Giderek daha açık bir şekilde görülüyor ki, Kürt sorunundan ayrı bir PKK sorunu olduğu gibi, bir de bundan da ayrı, 11 yıldır İmralı'da tutuklu olan PKK'nın doğal lideri "Abdullah Öcalan sorunu" var. "Kürt sorunu"nda gelinen esas nokta ise, PKK'nın silahları bırakmaya nasıl ikna edilebileceği sorusunda düğümleniyor. Bu soruya cevap verilebilmesi için de PKK'nın konumunun iyi tahlil edilmesi gerekiyor. PKK ayrılıkçılığı çoktan terk etti, Türkiye sınırları içinde demokratik çözüm talep ediyor. Silahla, şiddetle bir yere varılamayacağını; Kürtlerin büyük çoğunluğunun şiddetten yaka silktiğini, sorunlara barışçı çözüm istediğini görüyor. Esas olarak iki talebi var: Birincisi, kendisine demokratik siyaset yolunun açılması; ikincisi de doğal lideri Öcalan'ın içinde bulunduğu koşulların iyileştirilmesi.

Türkiye'nin şiddete son vermek, iç güvenliğini sağlamak açısından çok önemli bir imkanı, PKK ile aynı toplumsal tabanı paylaşan fakat şiddete karşı tavır alan Barış ve Demokrasi Partisi'nin parlamentoda temsil ediliyor olması. BDP "Demokratik Açılım"a büyük katkı yapabilir. Hükümet, PKK'nın önce sürekli ateşkes ilan etmesinin, sonra silahları bırakmasının, yani barışın nasıl sağlanabileceğini BDP ile görüşebilir. PKK liderlerine değil, fakat yurtiçindeki ve dışındaki, cezaevlerindeki ve dışarıdaki üyelerine kapsamlı bir af, şiddetin siyasetten dışlanması yolunu açabilir. PKK üyeleri siyasete BDP veya başka partilerin çatısı altında devam edebilir.

Türkiye'de demokrasinin yerleşmesi, şiddetin son bulması açısından siyasi partilerin kapatılma rejiminin Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu'nun önerdiği koşullara uygun hale getirilmesi, seçim sisteminin BDP'nin TBMM'de adil bir şekilde temsiline imkan tanıması büyük önem taşıyor. Şu da unutulmamalı ki PKK'nın silah bırakmaya ikna edilmesi halinde, BDP dışındaki Kürt partileri de nefes alma imkanı bulacak, Kürt partileri arasında artan rekabet siyaseti daha da demokratikleştirecektir.

Hükümet bir süredir İspanya'da ve K. İrlanda'da şiddetin siyasetten dışlanması alanında edinilen tecrübeleri inceletiyor. TBMM Araştırma Merkezi "Kuzey İrlanda Barış Süreci" üzerine bir rapor hazırladı ve "Demokratik açılım"da yararlanması amacıyla İçişleri Bakanlığı'na sundu (Taraf, 8 Mart). Umarım bu rapor TBMM üyeleri tarafından okunur, medyadan da gereken ilgiyi görür. Şiddeti nasıl bitirebiliriz sorusunun bütün yönleriyle tartışılması, Türkiye'nin er geç aklın yolunu bulmasını sağlayabilir.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT