PKK olmasaydı?

28.10.2011 11:46

Mahmut Akpınar

PKK, Kürtlere, "Eğer PKK ve silahlı mücadele olmasaydı, Kürtler hiçbir hakkı elde edemezdi! Bize destek vermek zorundasınız!" diyerek Kürtlerin kendilerine mahkûm-mecbur olduğu propagandasını yapıyor.

Kendisinde Kürtleri tehdit etme ve sindirme hakkını buluyor.

Oysa durum bunun tam tersi. PKK ve silahlı mücadele 30 yıldır sadece Kürtlere değil, bütün Türkiye'ye büyük acılar yaşattı. Bin yıllık kardeşliğin, birlikteliğin arasına kan ve ayrılık soktu. Dün kimse, kimin Kürt, kimin Arnavut, kimin Abaza-Gürcü olduğuna bakmaksızın kız alıp verirken, ortaklıklar kurarken; PKK'nın milletin arasına silahla girmesinden sonra; "sen nerelisin?", "nesin?" soruları sorulmaya başlandı. Buyurgan devlet vatandaşa zulmederken, ezerken Türk, Kürt, Çerkez ayrımı yapmıyordu. Şeyh Said'le İskilipli Atıf Efendi'yi, Dersimli Seyit Rıza'yı aynı kefeye koyuyor ve idam ediyordu. Sadece Kürtlerin değil, başta Türkler olmak üzere bütün kesimlerin (Alevilerin, İslamcıların, azınlıkların vd.) devletle problemleri vardı. Ancak PKK problemi şiddetle çözmeye kalkıştı ve sadece devletle değil, Kürtlerle toplumun diğer kesimleri arasına da kan bulaştırdı. Kürtlerin diğer kesimlere göre daha büyük problemleri vardı; bu doğru. Ama sorun demokratikleşmeyle, devletin dönüştürülmesiyle çözülebilecek bir problemdi. Devletin üzerine çöreklenmiş Ergenekon tarzı örgütlerle, derin yapılarla hep beraber mücadeleye ihtiyaç vardı. Nitekim derin yapılarla mücadeleden ve demokratikleşmeden, Romanlardan Alevilere, Kürtlere kadar bütün Türkiye yararlanıyor.

Türkiye'de devlet ciddi bir değişim geçiriyor; demokratik dönüşümler yaşanıyor. Sivil, demokratik bir anayasa hazırlığı var. Kürtler bu dönüşümden en fazla yararlanan kesim. Ama bütün açılımlara, gelişmelere rağmen Marksist, şiddet ve silah kullanan bir örgüt çözüm ve barış süreçlerini dinamitliyor; ülkenin çözüme yatkın, iyimser havasını kirletiyor; kana buluyor. Sivil-demokratik siyaset yap-a-mayan, gerilim ve kavga dilini tercih eden BDP ülke gündemini zehirliyor. Sivil-asker-Türk-Kürt-kadın-erkek-çocuk ayrımı yapmadan öldüren PKK, Kürtlerin haklı demokratik mücadelesinin sorgulanmasına neden oluyor.

"PKK, olmasaydı bu haklar elde edilmezdi" argümanı gerçekçi değil. Bilakis, Öcalan ve PKK Kürtlerin haklarının önünü tıkadı. Eğer PKK ve terör olmasaydı, Kürtlere verilecek haklar konusunda Türk toplumu, siyasal partiler direnç göstermezlerdi. Zira daha dün beyaz Türkler hariç, bu ülkede herkes dışlanmış, ötekileştirilmişti. Devletin nimetlerinden, siyasî ve ekonomik rantından sadece aristokratik bir azınlık nemalanmaktaydı. Demokratikleşmeye paralel, ülkedeki bütün kesimler haklarını-özgürlüklerini kullanmaya başladılar. Ancak devletle, toplumla Kürtler arasına silahla-şiddetle giren PKK çözümü zorlaştırdı. Kürtlerle diğer kesimler arasına nefret-ayrılık tohumları ekti.

Gelinen noktada PKK, Kürt haklarının önündeki en büyük engeldir. Örgütün kullandığı şiddet, Kürtlere verilecek haklar karşısında milliyetçi-ulusalcı söylemleri geliştirmiştir. Eğer bu gerilim olmasaydı, Kürtlere ait hakların alınması, herhangi bir demokratik hakkın alınması kadar kolay olacaktı. Batıdaki insanlar "bölünme" fobisi yaşamayacak; Kürtlere mesafeli olmayacaklardı. Belki de, devlet karşısında Kürtlerin haklarının savunucusu Türkler olacaktı.

Son dönemde demokrasi içinde rol alan aktörler, siyasal partiler, aydınlar, STK'lar, kamuoyu Kürt sorununun çözümü noktasında adım atma noktasındayken, çözüm için güçlü bir mutabakat sağlanmışken, BDP demokratik mücadele verilecek tek zemin olan TBMM'yi boykot etti; kendince "demokratik özerklik" ilan etti. Devlet-hükümet örgütü muhatap almış ve müzakere masasına oturtmuşken; PKK, Silvan ve Çukurca saldırılarıyla çözüm sürecini sabote etti; çözüme taraftar kesimleri provoke etti. Siirt'te arabalarına kurşun ve roket yağdırılan genç kızlar, Batman'da öldürülen hamile kadın ve son terör saldırıları, örgütün ayrım yapmadan (Türk-Kürt, sivil-asker) öldürmeye ve şiddete kilitlendiğini bir defa daha ortaya koydu. Kürtlerin haklarını savunduğu iddiasındaki PKK'nın çözüm ve barış istemediğini gösterdi.

Bu ülkede milyonlarca kişiyi mağdur eden başörtüsü sorunu ve adaletsiz katsayı problemi demokratikleşmeye paralel, gerilime neden olunmadan, suhuletle çözülebilmiştir. Eğer PKK mantığıyla hareket edilmiş olsaydı, dindarların Tek Parti döneminde ve 28 Şubat sürecinde sorunlarını çözmek için silaha sarılmaları gerekiyordu. Ancak sabır ve sükûnetle sürdürülen demokratik mücadele sonucu pek çok baskıcı-adaletsiz uygulama tarihin tozlu sayfalarında kalmıştır. Keza sistemin önemli mağdurları arasında yer alan Aleviler demokratik sürece paralel önemli kazanımlar elde etmişlerdir; önümüzdeki yıllarda daha rahat olacakları muhakkaktır.

PKK-KCK, "Biz olmasaydık Kürtler hiçbir hakkı elde edemezlerdi!" diyerek Kürtleri kendi safında tutmaya çalışıyor. Bu yanlış bir çıkarsama. PKK ve terör olmasaydı, Kürtler demokratik haklarını ciddi bir muhalefet olmaksızın alabileceklerdi. Bugün PKK, Türkiye'nin demokratikleşmesine ters bir dalga işleterek Kürtleri istismar ediyor; bölgeyi güvensizliğe, teröre salıyor. Kürtler, PKK ve terörden kurtuldukları oranda güçlenirler; hak talepleri daha kolay ve yaygın kabul görür. Şiddeti onaylamayan, (gerçekten) demokratik mücadele verebilen BDP, etnik bir parti olarak algılanmayıp, her kesimden destek ve kabul görebilirdi. Çok daha etkili siyaset yapabilir; demokratik sınırların genişlemesine önemli katkılar verebilirdi. Müslüman Türk insanı ırkçı değildir. Kürtlerin de ortak olduğu medeniyetimiz, tarihte herhangi bir kesimin, azınlığın dilini-dinini yasaklamamıştır. 20. yüzyılda yaşanan kısıtlamalar, engeller bürokratik-aristokratik yapılardan kaynaklanmıştır. Bu yapılardan en çok çeken unsurlardan birisi de Müslüman Türklerdir. Demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü noktasında bir ivme, müsait bir ortam yakalanmışken PKK çözüm yollarını dinamitliyor, çözümü sabote ediyor, ülkeyi kutuplaştırıyor, açılımları tıkıyor!

PKK olmasaydı çözüm, kansız, şiddetsiz ve çok daha kolay olabilirdi...

ZAMAN 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim