Pisuvar ırkçılığı…

12.09.2009 02:15

Atilla Özdür

Helaların duvarlara monte edilmiş ayakta işeme çanaklarına pisuvar diyorlarmış. Pisuvar deyip geçmeyelim…

Çanak çömlek kabilinden ufak tefek bir idrar lögarıymış gibi olsa da, sanmayın ki Karamürsel sepetidir. Bakınız nelere kaadirmiş o…

Bir kere, laikliğin temel dayanaklarından biridir… Bu niteliğinden ötürü, kamu binalarının pembe gülü misali güc itibar sahibidir.. Kimin haddine pisuvarın tüyüne dokunmak…

Ordu şehrinde birileri pisuvarlar hakkındaki hoşnutsuzluğunu yüksek sesle açığa dökünce, kabak da valinin başında patlamış…

Patlamış mı patlatmışlar mı… Kabak bu yahu, kendi kendine patlayabilir mi, elbet birilerince patlatıldı…

Alemşumul hale gelmiş olsa da, hikayeyi bir kez daha okuyalım...

Pisuvarın politik ve ideolojik kimliğinden yeterince bilgi sahibi olamamış kimi kişiler, Müslümanın hela kültürüne yakışmadığı düşüncesinden harekete geçerek cami helalarında norm değişikliği talebinde bulunuyorlar… Cami dernekleri de, kendilerinin yarı resmi kamusal kimliklerinin farkında olmadıklarından, başlıyorlar helalarının laik normlarını la-laik norma çevirmeye…

Cami dernekleri istiyorlar ki, camiye gelen adamların donları ve tumanlarıyla pantollarının paçalarına sidik bulaşmasın… Gel velakin niyet iyi de olsa, metod ve usul yanlış…

Yanlışlığın sebebi, Türkiye’deki hela kültürünün İslâm kültürüyle birlikte politik ve ideolojik mülahazaralarla askıya alınmış olduğunu bilememek. Başımıza ne geliyorsa, bilmemekten, cehaletten geliyor…

Bizim Türkiyeli, erken Cumhuriyet döneminde İslâmsızlaştırılma sürecine alındığında, aynı anda destursuzlaştırılmış bir Müslümanlık formasyonunun da sahibi kılındı.

Bugünlerde savaşlar taş taş üzerinde bir şey komadığı için, memleket de fakir düşmüştü. Pantolların oturakları, gömleklerin dirsekleri ile çorapların burun ve topukları yamalı olunca, destursuzun helası da pisuvarsız olacaktı…

Ve bu ahval ve şerait altında camiler de, namaza gelenin işeme ihtiyaçlarını gidermesi bakımından, mekteplerle resmi daireler ve çarşı pazarlardaki halk-ı umumi helalarındaki erkeklere mahsus ayakta işeme mahalleri gibi, yer çekimi kanununun etkisine bırakıldı.

İşçiler, mektepliler, memurlarla Müslümanlar ve fukara insancıklar zaman zaman ellerini yüzlerini yıkayabilecek bir kalıp sabuna sahip olabildiyseler bile, paçalarını sidikten koruyamaz oldular…

Şimdilerin modern Türkiyesi, her ne kadar buzdolaplanmış, otomobillenmiş ve telefonlanıp 3-G ile hareket halindeyken insanına internet hizmetini sunabilen bir gelişme başarısı gösterebilmiş olsa da, erken Cumhuriyet günlerindeki nisbi yoksulluğundan pek bir şey eksiltememiştir…

Devletin millet adına yüklendiği borç stoğu geçen yılın yedi aylık döneminde 345 milyar lira iken bu yılın aynı döneminde 414 milyar liraya yükselmiş… Ne demektir bunun anlamı, biliyor musunuz…

Erken Cumhuriyet’in iktisaden dışa bağımlılığının getirdiği de- facto ayakta işeme zorunluluğunun yarattığı destursuzluk, bugün alışkanlık olarak hâlâ canlılığını korumakta ve çişi gelen Müslümanlısı Müslümansızı, ayakta koyvermekte… Tabii camilisi olarak pisiuvarlı kamusal alanlarda koyverirken, bu hareketiyle aynı zamanda laikliği de koruduğunun farkına varamamakta…

Bu inceliğin ayırdında olan devlet sınıfı, basıvermiş Ordu ilinde yaygarayı… ‘Ordu valisi kör bakıyormuş camilerdeki bu rejim tahribatına’…

Silahlar böyle ateşlenince, hükümet de mecbur kalmış Vali’nin tecziyesine. İlk adım olarak Merkeze alıvermişler kendisini…

Bu arada dedikodular da pek çok. Güya Vali, Ordu eşrafından varlıklı, güçlü ve itibarlı bir işadamının çıkar tekerine çokmak sokmuşmuş… Bu beyefendi de Kültür Bakanımızın yakın dostu imişmiş… Bu bakan Vali’nin bağlı olduğu bakan beye ricada bulunmuşmuş ve adamcağız görevden alınmışmış…

Laik Pisuvarlar da bu arada, valinin cezalandırılma işlemine merhem gibi gelmişmiş, falan filan…

Yok canım, benim aklım basmıyor böylesi iltimazcılığa… Bunların hepisi külliyen yalan olmalı..

Hükümet, YAŞ yoluyla ihraç kararlarına şeffaflık itirazını koyan, koyabilme cesaretini gösteren bir hükümet… Şimdi de aynı cesareti, bu kez kuyruğuna şeffaflığı da ekleyerek burada, bu pisuvar ırkçılığında da göstermeli…

Niye görevden alındı Vali…

12 Eylül’ün hiç değilse erkek sesinden bir gerekçesi vardı. ‘Şef garsonların gelirleri, askeri bürokrasinin tavan gelirlerinden yüksekliği’ gibi…

Başbakanın açıklaması dilek ve umuduyla, efendim…

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim