1. HABERLER

  2. KİTAP KRİTİK

  3. “Peygamberimizin Çocuk Arkadaşları”
“Peygamberimizin Çocuk Arkadaşları”

“Peygamberimizin Çocuk Arkadaşları”

Nehir Aydın Gökduman’ın çocuklara yönelik olarak kaleme aldığı “Peygamberimizin Çocuk Arkadaşları” dizisini arkadaşımız Haşim Ay değerlendirdi.

A+A-

Nehir Aydın Gökduman'ın Damla Yayınları'ndan çıkan "Peygamberimizin Çocuk Arkadaşları" başlıklı 10 adet resimli hikâye kitaplarını Haksöz-Haber okuyucuları için Haşim Ay değerlendirdi:

Rasûlullah'ı Çocuklarımızın Gündemine Taşıyan Eserler:

Nehir Aydın Gökduman'ın "Peygamberimizin Çocuk Arkadaşları" Dizisi

Haşim Ay / Haksöz-Haber

Nehir Aydın Gökduman'ın çocuklara yönelik olarak kaleme aldığı eserler yayınlanmaya devam ediyor. Çocuklarımızı muhatap alan ve onların yaş seviyelerini de gözeterek bilgi ve becerilerini geliştirmeyi, İslami bilinç ve perspektiflerini derinleştirmeyi ve muhatap oldukları çok yönlü hayat gerçekliği içerisinde hayat tarzı geliştirme, örnek ilişki kurma ve bunun gerektirdiği örnek insan tiplerini ya da modellerini keşfetmeleri için kaleme alınan eserlerin son dizisi Damla Yayınları arasından çıktı. Daha önce de Pınar Yayınları'nın yan  kuruluşu olarak yayın faaliyetinde bulunan Salıncak Yayınları ve Timaş Yayınları bünyesinde benzeri dizi-kitap projeleri geliştirip gerçekleştiren Gökduman'ın çocuk yazını ya da edebiyatına uzanan yazınsal eyleminden amaçladıkları özetle yukarıda özetlediğimiz gibidir. Çocuk yayınları sektörünün son zamanlarda Müslümanlara hitap eden yayınevlerince de büyümeye yol bulmasının da etkilemesiyle bu alandaki yayınlarda –İslam ile irtibatlı içerikle birlikte- her ne kadar baskın bir ticari kaygı ve rekabetten söz edilebilse de bu kaygının ön planda olmadığı ancak gerek içerik ve gerekse de biçimsel açıdan Müslüman aile çocuklarına hitap eden önemli ve nitelikli eserler de bulunmaktadır. Şüphesiz ki Nehir Aydın Gökduman'ın aynı alana dönük çalışmaları da bu önemli ve nitelikli eserlerin oluşturduğu birikimin değerli bir parçası mesabesindedir. Diğer alanlarda olduğu gibi yine çocuk edebiyatı ve eğitimi alanında kaleme alınan İslami tandanslı eserlerin de özellikle de muhteva açısından etraflı inceleme ve araştırmalara konu olması başta mahallemizin pedagogları olmak üzere büyük bir ihtiyaç olarak karşımızda durmaktadır.

Bu cümleden hareketle Nehir hanımın Damla Yayınları arasından çıkan "Peygamberimizin Çocuk Arkadaşları" isimli son eserlerine yönelik bir tanıtım ve değerlendirmede bulunmada fayda ittihaz ettik.

Peygamberimizin Çocuk Arkadaşları Dizisi

Her biri 16 sayfadan olmak üzere toplam 10 kitaptan oluşan "Peygamberimizin Çocuk Arkadaşları" dizisi çeşitli sahabelerin çocukluk dönemine ait portrelerinden hareketle Hz. Peygamber'in çocuklarla kurduğu ilişki tarzını gündemleştirmektedir. Masalsı bir anlatım üslubuyla kaleme alınan eserler bir yandan çocukların önüne örnek karakterler ve davranış kalıpları koyarken diğer yandan da Hz. Peygamber'i kendilerine tanıtmaktadır. Başta anne-baba olmak üzere çocukların gelişiminde rol oynayan diğer aktörler açısından bakıldığında da muhtevası itibariyle eserler "en güzel örneğimiz" olan Rasûlullah (a.s)'ın çocuklarla nasıl ilişki kurduğu ve onlarla iletişiminde ne tür ilkeler gözettiği sorularına doğrudan ya da dolaylı olarak önemli cevaplar vermekte, katkıda bulunmaktadır.

Bu bağlamda tematik açıdan normatif bir okumaya tabi tuttuğumuzda tek tek kitapçıklardan kalkarak şu saptamalarda bulunabiliriz:

 

İKİ ÇİÇEK: Hasan İle Hüseyin

Başaktörlerinin Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin olduğu bu kitapçıkta Rasul'ün onlarla ilişki örneklerini konu edinen öykülerden başlıca şu temalar öne çıkmaktadır:

-Çocuklarla ilişkide kıskançlığa mahal vermemek, adaleti gözetmek;

-Sıcak yüzlülük, tebessüm, ilgili-alakalı olmak ve çocukların oyunlarına aktif katılmak;

-Çocukların haylazlıkları karşısında onların eğitimi-selameti için sabır gösterme ve anlayışlı olmanın önemi;

-Yeri geldiğinde iltifatı esirgememek;

-Çocukların karşılanmasına imkan olmayan taleplerini bastırmak ve/ya da mazeret sunmak yerine alternatif etkinlik önermek, çözümleyici olmak (Deve talebinde bulunan çocuklara Hz. Peygamber'in sırtını binek yapmayı teklif etmesi örneğinde olduğu gibi);

-Başıbozuk ve başınabuyruk/sorumsuz tutumlar karşısında kızmadan ve azarlamadan dönüştürücü bir tutum ve üslup takınmak.

 

KUTLU YOLCU ve Enes

Başaktörünün Enes bin Malik olduğu bu öyküde öne çıkan temalar şu şekilde sıralanabilir:

-Hicret yolundaki Rasûl'ün Medine'de karşılanması etkinliğinde çocukların rolü ve Peygamber'in muhataplıkta onları öncelediği bilgisinin aktarımı ve muhatap (çocuk) okuyucuda özgüven oluşturma, motivasyon…

-Adanma bilinci (Annesinin Enes'i Rasûlullah'ın hizmetine sunması);

-Merhamet/şefkat ve baş okşamanın eğitme-öğretme süreçleri ve sorumluluğu ile uyumlu ve eşzamanlı olmasının önemi. (Bu norm daha çok yetişkinlere dönük);

-Unutkanlık ve sorumsuz davranışa karşı azarlayıcı üslup yerine özeleştiriye sürükleyici tutum takınmanın önemi;

-Selamı yayma bilinci ve kadirşinaslık;

-Namaz bilinci (Namazın çocuğa öğretileceği en uygun yol pratiktir. Çocuklar pratik zeminde, hayatın kendi doğal akışı içinde eğitilmelidirler. Namazda erkana dair bilgisi az olan Enes'e Peygamber'in eksiğini tamamlamaya yönelik bulunduğu öğüt örneğinde olduğu gibi).

Bütün olumluluklarına karşın dizinin bu ikinci kitabının başlığı eleştiriye açıklık teşkil etmektedir. Zira başlıktaki "Kutlu Yolcu" sıfatının metin içerisinde kime tekabül ettiği belirsiz kalmış.

 

KÜÇÜK KÖLE: Zeyd bin Harise

Başaktörünün Zeyd bin Harise olduğu bu öyküde esaret ve bunun çocuklara yansıması güzel aktarılmış. Öne çıkan başlıca temaları da aşağıda olduğu gibi tespit etmek mümkündür:

-Çocuğun irade özgürlüğüne önem vermek, kendisiyle alakalı alınan karar süreçlerinde onun da iradesini hesaba katmak;

-Adanma bilinci;

-Peygamber sevgisinin gerektirdiği sevgiyi/imanı kanıtlama ( Adeta "Zeyd Taif'teki tutumuyla Peygamber'e olan sevgisini ispatladı. Peki ya bizim ispatlayacağımız bir şeyimiz var mı?" dedirtiyor. Zeyd karakterine yönelik tam da bu noktada yapılan özendirme yerinde olmuş).

Kitapçık, Peygamber-Zeyd ilişkisi konusundan çok Zeyd'in öyküsü görünümünde. Öykü olarak da başarılı ve öğretici. Çocuğun "Hayatta kimi örnek almalıyım?" sorusu adeta "Zeyd'i." şeklinde cevabına kavuşmuş. "Zeyd'i; çünkü o, Rasûlullah'ı öz ailesine tercih etmiş ve bunu kendilerine deklare etmişti."

 

YETİM KIZ

Anlatı başlığında olduğu gibi metinde de başaktörün Küçük Kız olarak soyut bırakılması kanaatimce kitapta göze batan önemli bir biçimsel  ya da biçime dair ki zaaftır. Zira özneyi isimlendirerek somutlaştırmanın çocuktaki eğitim sürecini kolaylaştırabileceğini düşünüyorum. Bildiğim kadarıyla çocuk zihni daha ziyade somut olgular üzerinden işler. Çocuk ile sözlü iletişim esnasında teşbih yöntemine yoğun şekilde başvurulmasının nedeni de bu olsa gerektir.

İkinci bir eleştiri olarak şunu belirtebilirim:Yaşıtlarının kendisine hem de olumlu anlamda "Küçük Kız" diye hitap ettirilmesi pek tutarlı olmamış. Diğer yandan "Cebindeki harçlık" vurgusu –bugünkü muhataba kolaylık katmakla birlikte- tarihi gerçekliğe aykırılık teşkil etmekte. Yani para-harçlık vurgusu kurguyu fazlasıyla tarihi gerçeklikten koparmış gibi. O dönemde bugün olduğu gibi büyük çaplı mahalle bakkalları, dükkanların olmadığı malum. Para da bugünküsü kadar tedavülde olmasa gerektir. Böylesi bir vasatta acaba çocukların harçlık ihtiyacı ya da kültürünün varlığı kanıtlanabilir bir gerçeklik olarak saptanabilir mi?

Kitaptaki başlıca tema ise yetime ilgi/alaka/şefkat iken evlat edinme de bu eylemlerin zirvesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

MUTLU KIZLAR

Dizinin bu beşinci kitapçığında başta kendi kızları olmak üzere Rasûlullah'ın Medine'de muhtelif çocuklarla kurduğu temaslardan kalkılarak şu iki başlıca temayı işleyen öyküler öne çıkmaktadır:

-Cinsiyet ayrımcılığı yapmamak, erkek-kız çocuklarıyla adalet ve eşitlik temelinde ilgi-alaka kurmak. (Bu tema serinin birinci kitapçığında da göze çarpmıştı. İki ayrı kitapçıkta farklı iki örnekten kalkarak aynı temanın işlenmesi konuyu pekiştirmek ile tekrarla bıktırmayı aynı anda mündemiçtir. Bunun tutarlılığı ise tabii olarak muhatapların bakış açılarına göre değişkenlik gösterir.);

-Sahip olunan nimetleri başkalarıyla paylaşma bilinci.

Kitap, özellikle de belirttiğimiz birinci temadan dolayı sanki doğrudan yetişkinlere hitap eder özellik taşımakta. Finaldeki hadis ise bağlamla oldukça tutarlı olup konuyu pekiştirmiş. Ve sorular öğretici.

 

ZEYD'İN KUŞU: Ebu Umeyr

Üslup-içerik uyumu itibariyle dizinin başarısını hissettiren kitapçıklarından. Zeyd, kuşu Umeyr ve kuzucukların resimlendirmeleri nitelikli. Kitapçıkta çocuklarımızın eşya/mahlukat ile kurmaları gereken ilişkinin nasıl olması gerektiği sorusu bağlamında Ebu Umeyr olarak ünlenen Zeyd'in öyküsüne dikkat çekilmektedir. Zeyd'in Umeyr olarak isimlendirdiği kuşu ile kurduğu ilişki özellikle doğal çevreyi tahrip zemininde yükselen bugünkü sanayileşme ve onun diğer birçok politikayla birlikte kentsel dönüşüm üzerinden gerçekleştirdiği endüstriyel toplum gerçeği ile beraber düşünüldüğünde çocuklar için büyük öneme haiz görünümde. Nitekim Rasûlullah bu ilişkiyi takdir etmeye yönelik olarak Zeyd'e "Ebu Umeyr" lakabı vermiştir. Kapitalizmin, yanlış ve çarpık kentleşmenin yol açtığı tabiat/doğal çevre açığını belki de unutturmak için sanal doğal ortamlar üretmeye yöneldiği günümüz kozmopolitan dünyasının mahkumu çocuklarımızın eğer dört duvar arasında sıkışık vaziyette ve internet gibi ifsat edici yönü çocuk için ağır basan araçlara yönelmesini istemiyorsak onlar için alternatif sosyalleşme ortamlarını hep birlikte inşa etmeli ve çocuklarımızın kendilerini kuşatan evrendeki estetiği, sün'allah'ı yani Allah'ın sanatını derinlemesine duyumsayıp kavrayışa çıkarmalarını sağlamak durumundayız. Nehir hanımın kitapçıkta gündemleştirdiği öykü bu bağlamda kentseldir ve gerçekçidir. Çünkü çocuklarımızı, kendilerini kuşatan fiili ve hayati bir sorun karşısında rehabilite edip yol göstermektedir.

KÜÇÜK KÂTİP: Zeyd bin Sabit

Başaktörünün Zeyd bin Sabit olarak seçildiği bu öykünün anlatım örgüsü içerisinde okuma-yazmanın önemi ve bu eylemin yönelmesi gereken öncelikli amaçlar ana temalar olarak belirginleşmiş. Buna göre okuma eyleminin öncelikli olarak yönlendirilmesi gereken hedef satır arasından da olsa iyi aktarılmış: Kur'an. Zeyd'i "küçük kâtip" ve "Nebi'nin mütercimi" yapan da buydu. Zeyd'in öyküsü özellikle de okuma-ta'lim-eğitim eyleminin öncelikli hedefleri hususunda yol gösterici özelliktedir.

 

NEFİS HURMALAR ve Rafi

Doğrudan sorumluluk bilincine teşvik içeren ve duygu edindiren bir öykü. Anlatımın gelişigüzel-özensiz olmaması anlatıya ayrı bir nitelik katmış. Sahip olmadığımız mala ve eşyaya sahiplerinin izni-rızası olmadıkça dokunmama bilinci edindirilmekte.

Peygamberimizin eğitirken ya da hatayı düzeltirken tepkisellikten uzak üslubu, yanlış yapan muhataptaki dönüşüm-ıslah sürecini de olumlu yönde etkilemekte olduğu aktarılan ilişki örneklerinden dikkat çekici bir husus olarak öne çıkmaktadır.

Muhatap çocuk okuyucular öykü üzerinden doğru ölçüyle bezenirken babaları başta olmak üzere kendilerini denetleyen yetişkinleri de Rasûl modelini ayna kılarak onunla karşılaştırma ve değerlendirme imkanı sunmaktadır.

Öykü, ayrıca yetişkin-çocuk ilişkisinde de dönüştürücü üslubu örneklendirmesi açısından yetişkinlere okurlar için yol gösterici bir nitelik taşımaktadır. Bu da bir kez daha kitabı çocuklarımız için olduğu kadar yetişkinlerimiz için de eğitici kılmaktadır.

 

KÜÇÜK KIZIN SEVİNCİ

Bu öyküde Hz. Peygamber'in en temel ahlaki özelliklerinden birisi olan isarın çocuklarla ilişkisine yansıyan boyutları örneklendirilmektedir. Kur'an tarafından mü'minlerin de kendisiyle donanmak üzere teşvik edildikleri isar özelliği bu kitapçıkta iki öykü üzerinden işlenmiş bulunmaktadır. Efendisinin un almak üzere kendisine para verdiği öykünün başkahramanı Küçük Kız parayı düşürerek kaybeder. Rasul ile teması ise kendisi gözyaşları ve çaresizlik içerisinde düşürdüğü parayı arama esnasında gerçekleşir. Bu örneği metni uzatma pahasına da olsa şu nedenle aktarmaya değer gördüm: Genel okur finalden Peygamber'in bir mucizesinin çıkmasını ve böylece kızın derdine deva olmasını beklerken tersine kitapçıktaki son sahnede Hz. Peygamber'in üzerindeki bütün parayı kıza infak ettiğini ve böylece yüzünü güldürdüğünü görmektedir. Sadece bu da değil. Peygamber, kendisiyle birlikte efendisinin evine giderek korumacılık-refakatçilik yapar Küçük Kız'a. Ev sakinleri de kendilerine yakıştığı üzere buna vesile olan hizmetçileri Küçük Kız'ı azat ederler. Ve dilerse kendilerine evlat olabileceği teklifini yaparlar. Daha önceki bir kitapçıkta da olduğu gibi burada da konunun aynı zamanda kendileriyle ilgili kararlarda çocukların iradesini gözetmenin önemini bir kez daha görmekteyiz. Bu sahneyi muhtemelen hâkim-geleneksel bir siyer anlatısından okuyor olsaydık dara düşen küçük kıza yetişenin Rasûl'ün isar eylemi değil mucize olduğunu görecektik. Bu ikisi arasındaki en önemli fark ise şudur: Birincisi örnek alınabilir iken ikincisi Rasûl'ün örnek alınabilirliğini ıskalamaktadır. Nehir hanım perspektif itibariyle aramızdan biri olarak bu duruma karşı geliştirdiği yaklaşım tarzı dolasıyla takdire şayan bir tutum ortaya koymuştur. Tebrik ediyoruz!

 

PEYGAMBERİ ÖZLEYEN ÇOCUK: Amr bin Seleme

Dizinin final kitapçığı ana teması itibariyle çok anlamlı. Dizi sonunda okuyucu doğal olarak çocuklarla bu tarz yapıcı, değiştirici ve dönüştürücü ilişkiler kuran ve bunu bir örneklik ya da şahitlik mirası olarak bize bırakan Hz. Peygamber'e özlem doluyor. Nehir hanım sanki salt özlemin tek başına yetersizliğini de hatırlatmak istercesine Amr bin Seleme portresine dikkat çekmiş. Bu tutarlı bir tercih; çünkü Amr=Hz. Peygamber'e özlemini O'nun misyonunun özü olan Kur'an ta'limi ile taçlandıran çocuk demektir bir anlamda. Amr, Medine'ye uzak şehirlerden kalkarak peygamberden haber getiren Müslüman ticaret kervanlarının aktardıkları bilgi bütünü sonucunda Hz. Peygamber'i salt özlemekle kalmadı tersine bunu eyleme yayarak Rasul'ün getirdiği evrensel muştuya tutunma ve onu ta'lim etmeye çocuksu çapına rağmen azmetme dirayetini gösterdi. Süreç içerisinde Rasûlullah'ın da teşvikiyle Kur'an lafzının hafızı, karisi, muhafızı ve mesajının şahidi oldu. 

Böylece yazar, kendisinde dizi sonunda doğal olarak Peygamber sevgisi ve özleminin oluşması muhtemel çocuk muhataplara şu önemli mesajı tutarlı bir zamanlamayla vermiş oluyor:

Sevgi ve özleminiz sizi pasif bir beklemeye değil, tersine sevdiğiniz ve özlediğinizin en önemli hatıratını yad etme dinamizmine; misyonunu misyon ve yolunu yol edinmeye götürsün!

 

Değerlendirme Yerine

  • Salıncak Yayınları arasından çıkan önceki öykü serisi ile karşılaştırıldığında buna oranla sosyal boyut biraz gölgede kalmış gibi. Muhteva açısından özellikle de sosyal alanlara dönük önceki eserler üslup açısından daha doğrusal ve muhtevanın sosyal sorunlara tekabüliyeti itibariyle daha ileriydi.
  • İkinci bir eleştiri olarak kitap isimleri daha iyi düşünülebilirdi.
  • Teknik olarak düzenleme güzel. On kitapçık sonucunda Peygamber-çocuk ilişkileri ve iletişimi konusu somut örnekler/öyküler üzerinden gün yüzüne çıkıyor. Kitap, özendirdiği karakterlerle ve edindirmeyi hedeflediği duygularla çocuk muhataplara hitap ederken aynı zamanda onlara yetişkinleri kendisiyle değerlendirecekleri önemli bir ideal tip de sunuyor. Bunun sonucunda çocukların kendi anne-babalarını ve gelişimlerinde rol oynayan diğer yetişkin aktörleri kolaylıkla sigaya çekmeleri söz konusu olacaktır. Bu nedenle tutarlılığın oluşması için bu kitapların örnek bir insan olarak Hz. Muhammed'in çocuklarla ilişki ve iletişim tarzını –belki çocuklardan da önce- ebeveynlerin okuyup öğrenmesi ve içselleştirmesi önem taşımaktadır. Kitaplar bu bağlamda ebeveynler için de öğretici, yol gösterici bir niteliğe sahip görünmektedirler. Bundan uzak duran ebeveynlerin ise bu kitaplardan sonra çocuklarından duyacakları azarlara ve uyarılara hazır olmaları gerek! Çünkü muhtemelen ciddi bir okuyucu çocuk bu kitapları içselleştirdiği takdirde bir denetçi-uyarıcı olarak çıkacaktır ebeveyninin karşısına!
  • Resimlenmelerde son dizi oldukça nitelikli. Kitapçıkların kuşe kağıtta, 24 ebatta ve 16 sayfacık olarak basılması; yazı karakterlerinin okunaklı olması ve sayfalardaki resimlerin yanı sıra arka zeminin renkli olması hem çocuğun dikkatini celbetme ve hem de okumayı kolaylaştırma noktasında olumlu etkilerinden söz edilebilir. Özellikle de kitabın ne resimlere ne de yazılara boğulmadan estetik bir dizin ile neredeyse eşit seviyede dağıtılması teknik bir nitelik olarak takdiri hak etmektedir.
  • Yukarıdaki hususiyetlerden anlaşılacağı gibi bu dizi yöntemsel açıdan eğlendirici boyutlar da içermekte ancak sadece bununla sınırlı ya da bunu merkezi kaygı edindiği söylenemez. Yanı sıra muhteva itibariyle bilgilendirici ve eğitici bir işleve haiz. Her kitabın sonunda dört adet eğitici sorunun sorulması da kitapların eğitici boyutunun önceden planladığını akla getiriyor. Bunda genel olarak başarılı olunduğu da söylenebilir. Özellikle de ebeveyn veya da yetişkin rehberliğinde mini grup etkinliği düzeyinde okunduğu veya okutulduğu takdirde 05 ve üstü yaş grupları için kaleme alınan bu kitaplardan daha fazla istifade edilebileceğini belirtmek mümkündür. Ve tabii ki Nehir hanımın anlatıma yansıttığı edebi nitelikli üslup ve muhtevaya giydirdiği net İslami perspektif bu niteliğin ortaya çıkmasını sağlayan en temel olgu olduğu belirtilmeli ve takdir edilmelidir. Nehir hanım önceki eserlerinden de aşina olduğumuz üzere muhatabını konuya katan, canlı, akıcı ve düşündürücü üslubuyla kitaplara ayrı bir nitelik katmış. Bu nedenle bu sıcak ve kuşatıcı üslupla çocuklarımıza kazandırdığı bu eserler dolayısıyla Nehir ablamızı bir kez daha tebrik eder ve çalışmalarının devamını dileriz.

HABERE YORUM KAT

12 Yorum