‘Peygamber Örnekliğinde Terbiye/Eğitim’

07.05.2012 23:08
‘Peygamber Örnekliğinde Terbiye/Eğitim’
Çağrı Der’in Bu Haftaki Konuğu ‘Peygamber Örnekliğinde Terbiye/Eğitim’ Konusu İle Yazar Nehir Aydın Gökduman İdi…

Nehir Aydın Gökduman, peygamberler tarihinden örneklerle, bu eğitimin/örnekliğin tek boyutlu olmadığını, siyasi, askeri ve dini anlamda lider/örnek olan peygamberlerin ve özelde de Hz. Muhammed’in aynı zamanda çocukları, babaları, eşleri, kardeşleri, akrabaları, komşuları ile olan ilişkileri ile de birer örnek olduklarını vurgulayarak sunumuna başladı. Bunu da onların da insan oluşları, bizatihi kendi hayatları ile doğruların ikamesinin amaçlanması, tüm boyutları ile bir bütünlük sergilenmesi nedenlerine bağladı. Konuşmacı, siyasi tavırları bilinsin ama aile hayatları da bilinsin, bunlar birbirinden ayrılmasın, her yönü ile tanınsın diyerek sözlerini sürdürdü.

Eğitimin örneklik sunmak olduğunu, aileden başladığını söyleyen Gökduman, ‘beden dili, göz teması, muhatabın ilgi ve hazır bulunuşu’ gibi hususların iletişimde dikkate alınması gerektiğini belirtti.

 Konuşmacı, Hz. peygamberin döneminde bayanların ve çocukların mescide gelişlerinin teşvik edildiğini söyledi. Ashabtan gelen; ‘ev işlerini aksaması, erkeklerin rahat davranamamaları vb.’ mazeretlerine karşı, sabır ve anlayış tavsiye ettiğini, doğruya doğru değişimin kesintisiz, hep birlikte, hiçbir unsuru ihmal etmeden olacağı şeklinde karşıladığını söyledi.

Gökduman, peygamberimizin namaz esnasında bazen secdeleri ve namazı kısalttığını, sebebi sorulduğunda ‘Ağlayan çocuklara kaşın annelerinin sıkıntı çekmemesi’, bazen uzattığında da sorulan ‘niçin’ sorusuna verdiği ‘sırtıma binen torunlarımın inmesini bekledim’ cevaplarının üzerinde iyi durulması gerektiğini hatırlattı. Yine çocukları öpmesi, başlarını okşaması, onlarla iyi vakit geçirmesi karşısında, sahabiden birinin ’Benim on çocuğum var, hiçbirisine böyle yapmıyorum!’ sözüne binaen, peygamberimizin, ‘Senin kalbinde merhamet yoksa, ben ne yapayım!’ cevabını, dinleyicilerden alarak sundu.

Konuşmacı, özellikle kız çocuklarına karşı daha bir iltimas istediğini, bunu teşvik ettiğini, zira ancak bu pozitif ayrımcılık ile geçmişten gelen yanlış algıların bir nebze dengelenebildiğini belirtti. Sokakta gördüğünün başını okşadığını, kimsesiz olduğunu öğrenince evine götürüp ‘Anan baban biz olalım mı?’ diyerek yedirip içirdiğini, hediyeler verdiğini anlattı. Kuşu ölen bir çocuğa ‘kuş babası’ diyerek taziyeye gittiğini belirtti.

Gökduman, çocukların daha küçük yaşta sorumluluklar verilerek eğitilmelerini, Avrupa’da 18 yaşına girenlerin evden ayrılmalarının, sanıldığının aksine sevgisizlik, ilgisizlik değil, kendi ayakları üzerinde durmaları istemi ile korumacılıktan uzak bir bilinçli eylem olduğunu, yerinde yapılmış incelemelerden edinilmiş bilgi olarak paylaştı.

Ailede eşler arası dayanışmaya, istişareye, bilgi ve görüş paylaşımına önem verilmesini, sıkıntıların kartopu gibi büyüme temayüllü olduğunu, görmezden gelinerek, içe atılarak geçiştirilmemesini, antideprasanların en fazla başvurulan ilaçlar hale geldiğini, Hz. Peygamberin Hira dönüşü, başka kimseye gitmeden, Hz. Hatice’ye koşarak, durumu onunla paylaşması örneğinden hareketle anlattı. ‘Eşine durumu söyle, tam tersini yap!’ rivayetlerine rastlanmasının işimizin ne zor olduğunu göstermesi anlamında önemli olduğunu vurguladı.

Beytülmale kalan hurmalardan alan torununa, durumu anlatarak daha en başta, ‘bir şey olmaz’ demeden, ilk elden müdahale ile ‘ hayır, olmaz, bunlar dağıtılacak, biz el süremeyiz’ denilerek eğitimin gerçekleştirildiğini aktardı. Söylemle eylem bütünlüğünün eğitimin etkisini ve güvenirliği artırdığını belirtti.

Nehir Aydın, çocukların iyi birer gözlemci olduklarını, büyüklerden rol kaptıklarını, tutarsızlık ve çelişkileri iyi yakaladıklarını, ‘Biz yapıyoruz, sen sakın yapma!’ özrü kabahatinden büyük yaklaşımın asla doğru bir metod olmadığını, onların bu yaklaşımlara göre duygu ve kişilik gelişimlerini edindiklerini söyledi. Okula başlamadan, evde, değerler aktarımının, ‘kelimei tevhid ve anlamının’, alt yapı ile ilgili bilgilerin verilmesinin gereğini anlattı. Çocukları gözlemenin, ilgi ve eğilimlerinin iyi tespit edilerek buna göre yönlendirilmelerinin doğru olacağını, dil eğitiminin teşvikini, peygamberimizden anekdotlarla aktardı.

Konuşmacı, peygamberimize gelip ‘…ben evlenmeyeceğim; … ben hep namaz kılacağım; ...ben hep oruç tutacağım..’ diyen gençlere, ‘Ben bunların hepsini yerine, zamanına ve gereğine göre yaparım, bazen terk ederim…’ diyerek düzelttiğini; itidalliği, devamlılığı, hayatın içindeliği tavsiye ettiğini aktardı.

Hz. peygamber ve ashabını şakalaştığını, bazen aşırı gidildiğinde uyarının devreye girdiği oradan örneklerle anlattı. Ayırımcılığa yer olmadığını, siyahî bir gencin orduya komutan tayin edilebildiğini, kardeşliğin yaşanılır oluşunun yaşanılarak gösterildiğini aktardı.

Konuşmacı, Hülya Şekerci’nin Trabzon’daki bir sunumunda, yasak meyveden yemenin kimin etkisi ile olduğu sorusuna ‘Havva’ cevapları yanında, bir çocuğun ‘şeytan’ cevabı verdiğini, bunun da ‘Peygamberlerimi Seviyorum’ adlı kendi kitabından kaynaklanmış olduğunu, durumun kendisine telefonla iletildiğini anlatarak, bu yazılıp çizilenlerin ciddiye alınmasını, bunların yazımında, iyi bir ayıklama ile Kur’anın temel alındığını ekledi.

Resulün örnekliği hepimize ayna olsun; aynanın sık sık parlatılması gerektiği unutulmasın, Allah bizi birbirimize dost ve kardeşler kılsın, ortamların görece uygunluğu bizleri gevşetmesin temennileri ile sunumunu tamamlayan Nehir Aydın Gökduman’ın, kitaplarını imzalamasının akabinde program sona erdirildi. 

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim