1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Peygamber Örnekliğinde Aile ve Çocuk Eğitimi
Peygamber Örnekliğinde Aile ve Çocuk Eğitimi

Peygamber Örnekliğinde Aile ve Çocuk Eğitimi

Nehir Aydın Gökduman Bartın Bilgider’de düzenlemiş olduğu "peygamber örnekliğinde aile ve çocuk eğitimi" başlıklı seminer verdi.

A+A-

Nehir Aydın Gökduman’ın sunumun notları:

-Habil ile Kabil

-Hz Nuh’un oğlu

-Hz. Yakub’un 12 oğlu

-Hz. İbrahim

-Hz. İbrahim’in oğlu İsmail’in sadakati

-Ve peygamberimizin 4 kızı ve üç vefat eden oğlu…

Eğitim ve öğretim insanlık tarihiyle süregelen bir olgu. Hemen tüm din ve inanç sistemlerinde birey ve toplumlar eğitimli ve donanımlı bireylerin inşasında ciddi emek harcamışlardır. Bunu ilk insan ademden bu yana bize ulaşan Tarihi belge ve eserlerden rahatça anlıyoruz. Mesela Hz . Adem’in iki oğlu Habil ile Kabil’in kıssalarında bu iki çocuk üzerinde Adem’in bir eğitim sürecini tatbik ettiğini görüyoruz. Adem iki oğlunu da Allah’ın rızasını kazanabilmeleri için belli bir eğitime tabi tutar. Ancak Kabil bu eğitim sürecinde hırs ve tamahkârlığının kurbanı olur. Çiftçidir. Allah için malından infak ederken cimri davranır, Habil ise yetiştirdiği hayvanların en güzelini Allah için sunar.Tabi sonuç olarak Kabil’in adağı kabul edilmez, Habil’in ki kabul edilince de Kabil Habil’i kıskanarak  onun canına kasteder.

Tabii Kabil kaybedenlerden Habil, kazananlardan olur. Bizim bu Kur’an kıssasından almamız gereken en ciddi sonuç bize emanet ve imtihan aracı olarak sunulan çocuklarımızı nasıl Allah’ın rızasına göre eğitebiliriz bunu çıkarmaktır.

İşte burada karşımıza en sahih ve her zaman örnek kaynak olarak başvurduğumuz rehber olarak Hz. Muhammed çıkıyor. Hz. Muhammed dört kız ve vefat eden üç erkek evladın babası olarak hem de Allah’ın elçisi olarak yaşamı ve çocuklarla olan iletişimiyle en güzel örnekliği göstermiştir.

Peygamberimiz ve Çocuk arkadaşları adlı seri kitap çalışmamda Rasulün çocuklarla olan iletişimi inceleme fırsatım oldu. Buradan hareketle Rasulullah’ın hayatından bir çok kesit okuyabildim.

Ve okuduğum her olay, Rasulün çocuklarla olan iletişim şeklinde beni bir veriye götürdü. Peygamberimizi çocuklarla olan iletişimi hiçbir zaman hissi ve nefsani duygulara dayanmıyordu.

Rasulullah çocuklara her şeyden önce değer verir, onları birey olarak görür ve bir yetişkine davranırken gösterdiği özeni gösterirdi.

1-Peygamberimiz insanlarla iletişiminde candan, sıcak ve güler yüzlüydü.

Sokağa çıktığında büyük küçük demez herkese selam verirdi.  Karşısına çıkan küçük bir çocuk bile olsa selam vermeden geçmezdi.  Çocukların başını okşar, onlarla şakalaşmayı severdi. Bazen onların oyunlarına katıldığı da olurdu.

Peygamberimiz çocukların oyun anında öğrendiklerini bilir ve kur’an ayetlerini bile onlara oyunlarla öğretirdi.

2-Peygamberimiz  insanlarla iletişimde kullandığı üsluba özen gösterirdi.  

Çocuklarına yavrucuğum, oğulcuğum  gibi  yumuşak hitaplar kullanırdı. Kötü lakaplar ve anlamı hoş olmayan isimlerin kullanılmasını istemezdi. Ailelere çocuklarına güzel isimler koymayı tavsiye ederdi. İsmi islam’a uymayan çocuk ve yetişkinlerin adını değiştirirdi.

Sevdiği insanlara güzel lakaplar takar, kötü lakapların ise anılmasını istemezdi.

3-Peygamberimiz eğitime önem verirdi. O dönemin şartlarında çölden gelen bedevi denen arap insanına bile sağlam eğitim metodlarıyla yaklaşabilmiştir.

Eğitim alanı olarak belirlediği temel yer mescid-i Nebeviydi. 

Mescid’i Nebevi’nin hemen yanında kurulan suffe denilen bölümde kimsesiz ve yoksullar için tasarlanmış gibi olsa da asıl amaç eğitimdi. Burada sayısız Kur’an hafızı yetişmiş ve pek çok yere eğitimci -öğretmen olarak bu gençler gönderilmiştir.

Peygamberimiz çocukların ve kadınların camiye gelmesini önemserdi. Kendisi de buna dikkat ederdi. Çocukların gürültü yapmasına kızan ashabına sabır ve anlayışlı olmaları konusunda uyarırdı. Zaman zaman namaz sırasında ağlayan çocuklar nedeniyle namazı kısa kestiği olmuştur. Namazın neden kısa kesildiğini soran ashabına ise, çocukların uzun süre ağlayarak üzülmemeleri ve annelerini namaz sırasında meşgul etmemeleri için namazı kısa kestiğini söylemiştir.  Bazen de hasan ve Hüseyin mescide gelir, rasulün sırtına biner, o da onlar inene kadar beklerdi. Namazını aceleye getirmez, onlara kızıp söylenmezdi.

4-Peygamberimiz eğitim metotlarında ilginin ve ödüllendirmenin yeri büyüktü.

Çocukları ve gençleri oruç ve namaza teşvik eder, onların ibadetlerine şakavari takılırdı. Oruç tutan çocukları ödüllendirir, ebeveynleri de ödüllendirmeye yönlendirirdi. Ayrıca hediye verme ve hediyeleşme kültürü de Peygamberimizin kalpleri yumuşatma ve birbirine ısındırmada uyguladığı yöntemlerden biridir.

Mescide gelen çocuklara yüzük, kumaş vermesi..

Sokakta yürüyen bir çocuğa meyve vermesi. hırkasını isteyen bir çocuğa çıkarıp hırkasını vermesi gibi..

Savaş ve seriyeler sonrasında resul ve arkadaşlarını çocuklar karşılardı. Peygamberimiz kendilerini karşılamaya gelen bu çocukları bineğinin terkisine alıp gezdirmiştir. Bazı zaman da çocuklarını devesinin terkisine alır onlarla hem gezer, hem de sohbet ederdi.

5-Peygamberimiz, eğitimin metodlarından biri de  hiç bir büyüğün hatasını yüzüne vurmadığı gibi, çocukların da vurmazdı ve onlara güzellikle öğüt verir ve kusurlarını örterdi.

Enes bin malik olayı…Peygamberimiz, kendi çocukları yanında evine aldığı ve eğitim ve terbiyeleriyle ilgilendiği çocuklar olmuştur. Bunlardan biri enes’tir. Annesi enes’i peyg. Medine’ye geldiğinde elinden tutar ve resulün yanına götürür ve eğer kabul ederseniz oğlum sizin hizmetinizde bulunsun der ve o günden sonra enes, peyg yanında hizmette kusur etmez. Enes’i bir gün bir iş için gönderir ancak enes sokakta oyuna dalar ve resul yanına giderek onu uyarır, enes eve dönünce peyg sırrını annesinden gizler.

6-Peygamberimizin hoşgörü ve merhameti kişilik özelliklerinin belki de en belirgin olanlarıydı ki,

Bu yönüyle Rabbimiz Kur’an da da eğer  yumuşak huylu olmasaydın etrafından dağılıp giderlerdi mealindeki ayeti kerimeyi indirmiştir. Yumuşak huy, Kur’an da hz. İbrahim’in kimliğinde de övülmüştür.

Zeyd bin harise peygamberimizden ayrılmaz ve O’nu annesine babasına tercih eder.

 Diri diri ölen kız çocukları için çok üzülür ve bahisleri geçince merhametten ağlardı. Bir gün bir adam böyle bir durumunu anlattı ve resul ağladı.

Camiyi Kirleten Bedeviye Hoşgörü:

Bedevînin biri, Peygamberimiz (asv)'in mescidinin içinde küçük abdestini bozdu. Mescitte bulunanlar kızdılar, bağrıştılar, yerlerinden kalkıp adamın üzerine yürümeye başladılar. Nerdeyse adamı döveceklerdi... Bunun üzerine Peygamber Efendimiz  onlara şu emri verdi:

"Onu bırakın. İdrarını yaptığı yere bir kova su dökün ve temizleyin. Sizler kolaylaştırıcı olarak gönderildiniz, zorlaştırıcı olarak değil…

Ashabına çocukları ve aileleri için harcanan paranın sadaka olduğunu söylemiştir. Ayrıca ev reisi olarak babalara eşlerini ve çocuklarının yaptığı iyi şeyleri takdir etmeyi öğütlemiştir.

Peygamberimiz ailesine de şefkat ve hoşgörüyü tavsiye etmiştir.

7- Peygamberimizin insanlarla iletişimini canlı tutmada etkili yöntemlerinden biri de özellikle küçük çocuklara sevgisini çekinmeden gösterebilmesiydi…

 

bir gün mescitte hasan ve hüseyin’i öperken sahabeden bir adam gelir ve ya rasulallah   benim 10 çocuğum var, hiçbirini öpmedim der, ise bu ilginç itiraf karşısında Allah senin kalbinden merhameti almışsa ben ne yapayım diyerek tepkisini göstermiştir.

Peygamberimiz çocuklara olan duygularını açıkça belli ederdi. Onlara sık sık sizi seviyorum, derdi.

8-Peygamberimiz bir şey anlatırken anlattıklarının anlaşılması için ağır ağır ve tane tane konuşur, üç kez tekrarlardı.

9- Peygamberimiz yanlış davranan ashabından birini gördüğünde insanı değil davranışı eleştirirdi.

10-Peygamberimiz küçük büyük arasındaki hukuku da gözetir, en basit mevzularda bile adaletli olmaya dikkat ederdi

Mesela yeni çıkan turfanda bir meyve yiyeceği zaman bunu önce oradaki en küçük çocuğa ikram eder, daha sonra kendisi yerdi.

Ya da hasan ve hüseyin’in su içme sırasını gözetmesi…

Ve de sofrada yemek yiyen çocuğu önünden yemesi için uyarması…

Medine'de yetim bir çocuk, bir sahabi ve Peygamberimiz arasında yaşanan şu olayda görülebilir: Medine'de yetim bir çocuk vardı. Bu yetim çocuk ile Peygamberimizin sahabilerinden birisi arasında, bir hurma ağacı yüzünden küçük bir anlaşmazlık çıktı. Tartıştılar, ama meseleyi çözemediler. "En iyisi Peygamberimize danışalım, o nasıl olsa en doğru kararı verir" dediler.

Sevgili Peygamberimiz, her ikisini de dinledi. Onlar da şikâyetlerini bir bir anlattılar. Peygamberimiz, sahabinin haklı olduğunu söyledi ve ağacı ona verdi. Çocuklara olan merhameti, doğru olanı söylemesine mani olmadı. Böylece adaleti en net şekilde ortaya koymuş oldu. Fakat bu durum karşısında doğal olarak yetim çocuk ağlamaya başladı.

Sevgili Peygamberimiz, hemen, sahabiden ağacı yetime bağışlamasını istedi. Ancak sahabi, o ağaca ihtiyacı olduğunu söyledi ve özür dileyerek bunu yapamayacağını anlattı. YETİM çocuk ağlıyor, o ağladıkça Sevgili Peygamberimiz daha çok üzülüyordu. Ama tüm bunlar Peygamberimizin adaletten bir milim bile geri adım atmasına yol açmıyordu. Örneğin, hissî bir merhamet duygusuyla ağacı vermek istemeyen sahabiye yönelip, "Bir yetime bu yapılır mı? Sen ne biçim Müslümansın?" diye çıkışmamıştı. Çünkü hak, haktı. Rıza olmadıkça, hangi gerekçeyle olursa olsun, hiçbir hakka el uzatılamazdı.

  Neyse ki, olanı biteni seyredenlerin arasında Sabit bin Dahdaha adında bir başka sahabi vardı. Peygamberimiz, yetimin üzülmesine üzülürken, Sabit de Peygamberimizin üzülmesine üzülüyordu. "Ey Allah'ın elçisi, benim hurma ağaçlarımdan bir tanesini bu yetime versem olur mu?" dedi. Peygamberimiz teklife çok sevindi. "Bunun karşılığı, Cennette seni bekleyen bir hurma ağacıdır!" dedi. Ve Sabit bin Dahdaha, az önceki hurma ağacını sahibinden satın alarak, yetim çocuğa hediye etti. Böylece yetim çocuk sevinmiş ve Sevgili Peygamberimiz de bu sorunun çözümlenmesine sevinmişti.

11-Peygamberimiz anlatımında örnekleme yapardı.

En iyi eğitim metotlarından biridir. Hikâyeler ve örnekler, çocukların aklında daha iyi kalır. Bu sebeple Aziz Nebi (s.a.v.), mesela namazın önemini güzel bir örnekle anlatmıştır:

"Ne dersiniz, birinizin kapısı önünde bir akarsu olsa sahibi orada günde beş defa yıkansa kirinden bir şey bırakır mı?"

Orada bulunanlar: “Hayır, kir diye bir şey bırakmaz.” dediler.

Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.):

"Beş vakit namaz da işte böyledir. Onlarla Allah Teâlâ günahları siler, buyurdu."

12-Peygamberimiz akrabalık komşuluk değerlerine çok önem verir, eğitimin önce ailede ve akrabalar arasında başlayıp gelişeceğine inanırdı.

 

O yüzden çocukların ailede özellikle annesinin yanında büyümesine önem verirdi. Bir çocuğu annesinden ayıranı kıyamet gününde de Allah sevdiklerinden ayırır buyururdu.

Aile içinde vefayı öncelerdi. Hz. Aliyi alıp bakması örneği…

Annesi ve babası ölen çocuklara ahireti anlatır bir gün onlara kavuşacaklarını söylerdi.

Çocuğu ölen ebeveynleri çok önemser ve bilakis teselli ederdi. Sürekli mescide gelen bir adam vardı. Sonra gelmez oldu. Resul sordu. Çocuğu öldüğü için gelmiyor dediler. O da cennet örneğini verdi.

13-Rasulullah, çocuk eğitiminde anne ve babanın ortak davranmasını isterdi.  Kendisi bilakis yanında büyüyen çocuklarla ilgilenmiştir.

Usame bir gün düşer, hz aişe geç davranınca peygamberimiz onun yüzünü siler.

Ağlayan ve huysuzluk yapan çocukların annelerine ille de sustur şunu diyerek değil, sabırlı olun diye nasihatte bulunurdu.

14-Özel yetenekli çocukları çabuk fark eder ve onları yönlendirirdi.

Amr bin seleme Medine’den uzakta yaşar ve Peygamberi görebilmek için, bir çok sure ezberler, sonun da onun yanına gitmeşi başarır. Allah(ın elçisi bu küçük misafirine büyük ilgi gösterir. O’na Kur’an okutarak cesaretlendirir.

Bedir savaşı sonrası esirlere serbest kalmaları için Medinelilere okuma öğretmelerini şart koşar. Zeyd bir sabit adlı çocuk sahabe üstün bir başarı göstererek kısa zamanda okumayı ve yazmayı öğrenir. Allah Rasulü bu küçük çocuktaki azmi ve yeteneği keşfeder ve onu Kur’an ayetlerini yazmakla görevlendirir. Sonrasında zeyd bin sabit İbranice ve farsça da öğrenerek peygamberin tercümanlığını yapır.

Çocukların bilgilenmesine ve ilim öğrenmesine önem verirdi. Amcası abbas’ın oğlu Abdullah daha on üç yaşına kadar kısa zamanda kur’anı hatmetmişti ve Kur’an tercümanı olarak adlandırılmıştı.

15-Peygamberimiz şakacıydı…

Hz. Peygamber aile içinde gayet toleranslı davranır ve latife yapmayı severdi. Hey şeyden önce yüzü gülerdi. Onun sadece hiddetlendiği husus, Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gördüğü saygısızlıktı. O böyle bir durumda, Allah’ın emirlerinin yerine getirilmesi ve haram kıldığı bir şeyden vazgeçilmesi için bütün gayretini sarf ederdi.

Ancak çocuklara kötü şakalar yapılmasını da istemezdi.

Zeyd hendek savaşında da canla başla hendek kazar, fakat uykuya dağıldığı bir sırada iki sahabe ona şaka yapmak için kazma ve küreğini saklarlar… Peygamberimiz de buna kızar. Uykucuların babası diye takılır ona…

16-Peygamberimiz olduğu gibi görünmeye ve göründüğü gibi olmayı önemserdi. Yalnızca sözle değil, bizzat yaşamsallaştırırdı.

Peygamberimiz ağlayan çocuk görünce mutlaka ilgilenirdi. Küçük kız öyküsü… bir gün yolda ağlayan bir kız çocuğu görür. Çocuk parasını düşürmüştür ve hizmetkâr olarak çalıştığı evin sahibinden korkmaktadır.

Peygamberimiz, şehit çocuklarına ayrı önem verir, onları hem kendisi korur gözetir hem de ashabına öğüt verirdi. Bir bayram sabahı mescide giderken ağlayan bir kız çocuğu görür ve ona niçin ağladığını sorar. Kız çocuğu da geçen bayram babasının kendisiyle birlikte olduğunu ancak şehit düştüğü için şu an yanlarında olmadığını söyler. Üstü başı da eski püsküdür. Rasulullah bu kız çocuğunu alıp evine götürür.

Yine bir gün çarşıdan gelirken ağlayan bir kız çocuğu görür ve sormadan geçemez. Kız çocuğu da bir evde hizmetçi olarak çalıştığını, ve ev sahibinin onu un almak için çarşıya gönderdiğini fakat eline verilen iki gümüş parayı kaybettiğini söyler. Rasul kıza hemen kaybettiği parayı verir ama kızın üzüntüsü geçmez. Bu kaz de eve geç kaldığı için azarlanmaktan korkar ve eve rasul ve küçük kız eve birlikte giderler.

17-Peygamberimiz eşleri ve çocukları arasında hiçbir zaman ayrım yapmamış, evlendiği eşlerinin önceki eşlerinden olan çocuklarına da son derece iyi ve merhametli davranmıştır.

Yine çocuklarından birine malından bağışta bulunan ve rasulü şahit tutan bir sahabeye, başka çocuğun var mı, diye sormuş, o da var deyince, onlara da böyle bağışta bulundun mu diye sormuş hayır cevabını aldığında ise ben böyle adaletsiz bir bağışa şahit olmam diyerek hassasiyetini bildirmiştir.

18-Çocukların kız ve erkek olarak fıtratlarına uygun giydirilmesini önemsemiştir.

Kız çocuklarının süslenmesini hoş karşılamış ve tavsiye etmiştir.

Erkeklerin ise kadına benzeyecek tarzda giyinmelerini istememiştir. İpek gömlek vs.

Peygamberimiz toplumda kız çocuklarının değer ve itibarının artması için en güzel örnekliği göstermiş ve kız çocuklarına ayrı bir önem vermiştir.

Bir adam, Peygamberimizle beraber oturuyordu. Derken adamın küçük oğlu geldi, adam onu öptü ve kucağına oturttu. Sonra adamın küçük kızı geldi, onu da alarak yanına oturttu.

Bunun üzerine Peygamberimiz adamı uyardı:

“Sen kız çocuğu ile oğlan arasında adaleti gözetmedin!”

19-Çocuk ve aile eğitiminde zamanı, plan ve programı önemserdi.

Erkek ailesinin çobanıdır ve aile efradından sorumludur. Kadın kocasının evinin çobanıdır ve onlardan sorumludur." Buyurduktan sonra; "Hepiniz çobansınız ve güttüklerinizden sorumlusunuz."

Medine döneminde kızı Fatıma ile damadı Ali'nin evlerine, sabah namazına kalktığı zaman, uğrayıp onları namaza kaldırması da, O'nun, çocuklarının evliliklerinden sonra bile eğitimlerine verdiği önemi göstermektedir.

Kulağa okunan ilk ezan

Çocuğa öğretilecek ilk sözler

Medine içlerinde açılan sübyan okulları..

Çocuklara akşam karanlığı çökmeden evde olmalarını söylerdi. Karanlık basınca hiçbir çocuğun dışarıda gezinmesini istemezdi.

Hanımına darılma konusunda da Peygamber Efendimizin çok ilginç bir hadisi vardır: "Mümin bir erkek, mümin bir kadına kızıp darılmasın. Eğer onun bir huyundan hoşlanmazsa diğer huyundan hoşlanabilir.”

Peygamberimiz, kadınlara anlayışlı davranmayı tavsiye etmektedir: “Aranızda en hayırlı kimseler, kadınlarına, zevcelerine karşı huyu en iyi olanlarınızdır.” buyurmuştur.

Ayrıca Peygamber Efendimiz: "Kadınlar hususunda Allah’tan sakınınız. Zira siz onları Allah’tan emanet olarak almışsınızdır." "Eşlerinize yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, sakın onları dövmeyin ve onları incitecek çirkin sözler söylemeyin."

"Harcayacağın tüm harcamalardan dolayı, Allah'ın izniyle mükâfat alacaksın. Hatta eşinin ağzına verdiğin bir lokmanın bile karşılığını alacaksın."

"Sizden biri hem karısını köle gibi döver, hem de utanmadan sarılıp yatar."

Kısacası, Peygamber Efendimiz Yüce Allah'ın "Eşlerinizle en güzel bir biçimde geçinin" (Nisa, 19) ayetini en güzel bir biçimde uygulamıştır.

20-Peygamberimiz pek çok konuda istişare yöntemini benimsemiştir

Peygamberimize Nur dağında risalet geldiğinde bunu ilk paylaştığı ve durumu istişare ettiği kişi hanımı Hz. Hatice’ydi.

Ashabıyla olan meseller dışında çocuklarıyla, eşleriyle de istişare ederek onlara verdiği önemi göstermiştir.

Pek çok konuda çocuklara fikrini sorar, kararlarını alırdı.

 

21-Çocukların arada kalmasına gönlü razı olmazdı. Onun çocuk sevgisini bilen  ebu süfyan Mekke fetholunca resulle görüşmek ister. Ancak peygamberimiz istemez. O da çocuğuyla bütün çölleri dolaşacağına yemin eder. Resul de bir çocuğun böyle üzülmesini istemediği için bu teklifi kabul eder.

22-Çocukların derdiyle dertlenirdi

Zeyd’in umeyr adında bir kuşu vardı ve bir gün kuş öldü, resul taziye ziyaretine gitti.

Peygamberimiz, haram ve halal sınırlarını küçük yaşta öğretirdi. Torunu hasan bir keresinde böyle bir hurmayı ağzına atar ve peygamberimiz ona geri tükürttürür.

23-Peygamberimiz, çocuklara verilen sözleri önemserdi. Çocuklara verilen eğitimde önce güvenilen taraf olmayı başarmayı önemserdi.

Bir keresinde çocuğuna seslenen ve gel bak sana ne vereceğim diyen bir anneye, sonrasında ne verdin diye sormuştur. Kadının hurma demesi üzerine, eğer söz verdiğin şeyi vermeseydin, hanene bir günah yazılacaktı der.

24-Peygamberimiz gençlere itidalli olmalarını önerirdi.

Bir gün Peygamber Efendimizin kapısını üç genç çalar. Gençlerden biri her gün oruç tutacağını, biri her gün namaz kılacağını, diğeri ise kadınlara yaklaşmayacağını söyler. Peygamber Efendimiz ise, kendisinin hem namaz kıldığını hem oruç tuttuğunu ve kadınlarla da evlendiğini örnek göstererek, gençlere hayatlarında dengeyi kurmaları gerektiğini salık vermiştir. 

25-Peygamberimiz günlük hayatta pek çok işe katkıda bulunurdu.

Bir aile içerisinde, bireyler birbirlerine yardımcı olurlar. Örnek bir insan olarak Hz. Peygamber  de ev işlerine yardımcı olmaktan hoşlanırdı. Ev halkı ve arkadaşları onun bütün işlerini yapmaya hazır olduğu hâlde, peygamberimiz bunu istemezdi. 
Bir gün birisi, Hz. Ayşe’ye, Peygamberimizin işlerinde neler yaptığını sordu. Hz. Ayşe  onun bizzat ev işleriyle meşgul olduğunu söyledi. Peygamberimiz, elbiselerini yamar, evi süpürür, keçileri sağar, çarşıdan alışveriş yapar, ayakkabılarını ve delik su kaplarını tamir ederdi. Develeri bağlar, onların yemlerini verirdi. Ev işlerine yardım ederdi. Arkadaşlarının da bu konuda kendisini örnek almalarını isterdi.

Aile hayatına ait hükümlerin %90'ı bize, Allah Resûlü'nün pak zevceleri tarafından aktarılmıştır. Bilhassa İslam tarihinin en büyük fıkıh alimlerinden biri olarak sayılabilecek Peygamberimizin eşi Hz. Aişe validemizin ismini anmadan geçmemek gerekir.

26-Müjdeleyen ve umut veren bir peygamber

Sevgili Peygamberimiz  insanlara devamlı ümit ve müjde vermiştir. İslam'ın müminlere cenneti kazandıracağını, onları cehennemden kurtaracağını ve daha önemlisi Allah'ın rahmetine kavuşturacağını anlatmıştır. En çetin dönemlerde müminlere ümit ve müjde vermiştir.

27-Zihinsel geriliği ve saflığı olan çocuklara merhamet eder ve onlar için dua ederdi.  

HABERE YORUM KAT

1 Yorum