Mustafa Karaalioğlu

Mustafa Karaalioğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Perde arkası

A+A-

Olayların görünen yanını inandırıcı bulmayan, daha doğrusu inanılır gibi görmeyenler ‘perde arkası’nı öğrenmeye çalışıyor. Görünen kısım o kadar irrasyonel ki, insanlar doğal olarak tatmin edici, makul bir açıklama bekliyorlar. Seçimin üzerinden 8 ay bile geçmemişken yaşanan türbülansı kavramak için bir açıklama gerekiyor. Çünkü herkes oyunun adının demokrasi olduğunu zannediyordu ve şimdi değişen kurallardan sonra yeni bir oyun kurulup kurulmayacağından da kuşku duyuyor.

Oysa bir perde arkası yok.

Dahası, ancak perde arkasında kalabilecek derecede saçma, adaletsiz, hukuksuz ve yüz kızartıcı işler perdenin önüne çıkmış durumdadır. İnsanların, yaşananlara bakıp ‘Bu kadarı da olmaz’ diyerek inanmak istememelerinin temelinde perdenin önüyle arkasının tersyüz olması yatmaktadır.

Demokrasinin tersi totalitarizmdir. Türkçe pratiğiyle çoğulcu siyasal hayatın zıddı tek parti anlayışıdır. Tıpkı bugün, hukuku kalkan olarak kullanan kalkışmayla demokratik hayatın zıtlığı gibi.

Sistem hiçbir şeye aldırmaksızın zıtlık üretiyor ve her şey göründüğü kadar açıktır...

Devlet içinde yerleşik güçler ittifakı AK Parti’ye karşı sonucundan emin oldukları bir kapatma davası açmışlardır. Bu dava, sözkonusu ittifakın iktidarı geriletmek için sahip olduğu son silahtır.

Bir başka ifadeyle, hukuk ne kadar zorlansa, demokratik gelenekler ne kadar hasar görse ve hatta Cumhurbaşkanı’nın davaya dahil edilmesiyle devlet geleneği ne kadar ayaklar altına alınsa da kapatma davası ‘meşru’ görünümlü son çaredir...

Bu nedenle, bir yandan da alttan alta ‘Kapatma olmazsa darbe gündeme gelir’ fısıltısı yayılmaktadır. Ki, hem AK Partililer, hem de kapatmaya isyan eden demokratlar kapanmaya razı olsunlar.

Her şey göründüğü kadar açık...

Adına Ergenekon denilen ve amacı ülkede istikrarsızlık, karışıklık yaratmak olan; bu amaçla gerekirse cinayetler tertip eden, gerekirse de insanları Cumhuriyet için sokağa döktüren organizasyonu bile bağrına basan bir güruh vardır. Ana muhalefet lideri daha iddianamesi bile ortaya çıkmadan, o terör örgütüne Meclis çatısından selam göndermiş, ‘Bu işten bir şey çıkmaz’ı bir tahmin değil apaçık bir temenni gibi ilan etmiştir. CHP’nin durumu da apaçıktır. Kaos yaratmak konusunda gizlenmeye ihtiyaç duyulmayan bir amaç birliğinin ortağıdır. Unutmayalım ki CHP lideri, Ergenekon’un otobüslerle adam taşıdığı seçim öncesi Cumhuriyet mitinglerini kendi hesabına yazmış ve bu nedenle üç büyük şehirde seçim mitingi bile yapmamıştır.

Herşey bu kadar açık...

Önceki gün, üniversite bahçesinde kamera önünde silah ateşleyen provokatör bile her şeyin açık olduğunu bilmektedir. İnsanların gözü önünde demokrasinin katledildiği bir ülkede o da görevini açıktan yapmakta ve kameralara poz vermekte sakınca görmemektedir.

Aynı işi Danıştay binasında yapan ve bir hukukçuyu katleden meslektaşının izinden giderken daha pervasızdır o kadar. Mesele, Ergenekon’un istediği gibi ülkeyi yönetilemez hale getirmekse gerisi teferruattır zaten. Zaten, hemen ertesi gün Ergenekon’u örtbas eden medya da üniversitedeki provokatöre dört elle sarılıp ‘12 Eylül öncesi gibi...’ manşetlerini atmadı mı?

Kim gizlenme ihtiyacı hissediyor ki!...

Parti kapansın, hukuk çiğnensin, demokrasi gerilesin, ülke 12 Eylül öncesine dönsün... Ekonomik kriz çıksın, AB ile müzakereler kapansın, yabancı sermaye de gelmesin...

Hálá, ‘Her şey bu kadar da mı açık?’ diye soran varsa bir kez daha söyleyelim...

Evet her şey bu kadar açık.

Kimse bir şey kaçırdığını zannetmesin çünkü; perdenin arkasında bir şey kalmadı, oyun perdenin önünde oynanıyor.

Star Gazete

YAZIYA YORUM KAT