Patrona 'atın bunu’ diyen gazeteciler de gördük!

12.03.2010 20:29

Alper Görmüş

Başbakan Erdoğanın köşe yazarlarıyla ilgili olarak medya patronlarına yaptığı çağrının kabul edilemezliği ortada. Köşe yazarlarının imzasına açılan bir protesto metni de var.

Bu gelişme bana, yıllar önce yaşanmış başka bir patrona şikâyetle gazeteci kovdurma girişimini hatırlattı. Hayır, şikâyet mevkiinde olan kişi Başbakan değildi, bir gazeteciydi (Radikal ve Milliyetin eski yayın yönetmeni, şimdiki Hürriyet yazarı Mehmet Y. Yılmaz) ve üstelik de atılmasını istediği kişi bir yıl öncesine kadar birlikte çalıştığı bir arkadaşıydı. Bu utanç verici hamlenin utanç katsayısını arttıran bir nokta da, atılma talebinin tamamen ideolojik-düşünsel gerekçelere dayandırılmasıydı. Atılması istenen gazetecinin birdenbire şeriatçı olduğu öne sürülüyordu...

O gazeteci, bendim.

Bunu şimdi neden hatırlatıyorum? Çünkü her şeyin belgeli ve apaçık olduğu hikâyeyi daha önce birkaç kez yazmama rağmen tek bir meslektaşım bile vay canına demedi; bugüne kadar konuyla ilgili tek bir satır yazılmadı. Belki, diyorum, Başbakanın patrona şikâyetle gazeteci kovdurmasımüessesesi bu kadar öne çıkmışken, onun, gazetecinin, patrona şikâyetle gazeteci kovdurması versiyonu da ilgi çeker.

İçinde benim de yer aldığım, ayrıntısını birazdan anlatacağım hadiseyi de katarak söylüyorum: Bizim meslek o kadar kirli bir

geçmişe sahip ki, kendisini esaslı bir özeleştiri ve vicdan muhasebesinden geçirmeden ona buna laf yetiştirme hakkının olmadığını düşünüyorum. (Yeri gelmişken: Dinç Bilgin, bu kirli geçmişi deşifre etmede müstesna bir rol oynuyor. Buradan kendisine minnettarlığımı sunmak istiyorum.)

1994’teki olayı 2001de neden anlattım

Yandaki “okuma parçasından da anlayacağınız gibi, sözünü ettiğim hadise 1994te yaşandı. Ben, çok üzülmeme rağmen yedi yıl boyunca bu olaydan hiç söz etmedim. Fakat 2001de, Medyakroniki hazırlarken yayımladığımız bir habere Milliyet Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yılmazın verdiği Yalan söylüyorlar tepkisi, bardağı taşıran damla oldu. Haber gerçekti, belgeliydi, bunu Milliyet yazıişlerindeki herkes biliyordu. Düşünün, birlikte çalıştığınız çok sayıda insan kararınızı ve uygulamanızı biliyor ve buna rağmen siz oraya buraya Tümüyle yalandır, böyle bir şey olmamıştır diye açıklamalar gönderiyorsunuz... Biz o zamanlar bunu özel tür bir profesyonellik anlayışının türevi sayıp açıklamaya çalışmıştık, aklımıza başka bir şey gelmemişti... Ve ben de, Mehmet Yılmaz profesyonelliğinin nasıl bir şey olduğunu göstermek üzere yedi yıl önce yaşadığım olayı anlatma kararı almıştım.

Peki, neydi Medyakronik’in yayımladığı ve beni yedi yıl önceye dönmeye zorlayan yalan haber? Yandaki okuma parçasında yer alan bazı göndermeleri anlayabilmeniz için o olayı da kısaca bir özetlemem gerekiyor.

Milliyette sansür gecesi

Medyakronik’te 7 Haziran 2001de yayımlanan haber Milliyette sansür gecesi başlığını taşıyordu. Haber şöyle devam ediyordu:

Milliyet yönetimi, dün sabah saatlerinde, bugün (7 haziran) yayımlanacak gazete için kaleme alınan bazı yazılara yasak koyduğunu açıkladı. Mehmet Yılmaz, ANAP yönetimi aleyhine yazıları tek tek ayıkladı ve bazı taşra illerine giden gazeteler öyle basıldı. Sabaha karşı (bir rivayete göre RTÜK tasarısının Mecliste kabulünden sonra) yazıların gazeteye konmasına karar verildi. Yazıları sansürlenen köşe yazarları şunlardı: Hasan Cemal, Melih Aşık, Meral Tamer,

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim