1. YAZARLAR

  2. Koray Düzgören

  3. Parti kapatma utancı, çocuk kolu kırma utancı
Koray Düzgören

Koray Düzgören

Yazarın Tüm Yazıları >

Parti kapatma utancı, çocuk kolu kırma utancı

A+A-

Biz yazı günümüzü beklerken Umur Talu -eline sağlık- dünkü Sabah'ta yazdı. “İtinayla kol kırılır' başlığı ile.

Konu, Newroz kutlamaları sırasında Hakkari'de bir polisin, yakaladığı 15 yaşındaki Cüneyt Ertuş'un kolunu, kameraların önünde sadistçe bir keyifle kırması olayıydı.

Buna gözaltı değil sokakta işkence yapmak dense yeriydi. Medyanın neredeyse tamamının, AKP'ye yönelik kapatma davasından başka bir mesele yokmuşcasına Van, Hakkari ve Yüksekova'da estirilen polis şiddetini görmezden gelmesine karşı esaslı bir protestoydu, Umur'un yazısı.

Türkiye parti kapatmanın ayıbını konuşurken ülkenin Güneydoğu'sunda devletin polisi, Başbakan'ın yeri geldikçe, 'Kardeşlerimiz' dediği insanlara düşman muamelesini reva görüyordu.

Bu nasıl 'kardeş'likti ki AKP'ye bağlı olan polis gücü bu 'kardeş'lerimizin bayramlarını kutlamalarını dahi yasaklayabiliyordu.

Oysa Newroz sonrası ortaya çıkan tablo ortaydı.

Bayrama izin verilen yerlerde Newroz son derece barışçı gösterilerle ve hiçbir vukuat olmadan kutlanmıştı.

Yasaklanan yerlerde ise bu yasakçı anlayışın yarattığı olayların çıktığı görülmüştü. Milletvekillerine bile saygı göstermeyen müdürlerin emrinde polis, olayları ateşleyen taraf olmuştu.

Çıkan çatışmalarda iki kişi hayatını yitirmişti. Çok sayıda 'kardeş' yaralanmıştı.

İnsan Hakları Derneği'nin verdiği bilgilere göre 900'e yakın 'kardeş'imiz sopadan geçirilerek gözaltına alınmıştı.

Hazırlanan rapordaki iddialara bakılırsa polis, aşırı ve oransız güç kullanımının ötesinde doğrudan öldürme kastıyla hareket etmişti.

Olaylara ilişkin görüntüleri tekrar tekrar internette izledim. Polisin genel olarak uyguladığı şiddet dikkat çekiciydi. Özellikle de kadın ve çocuklara karşı son derece sert davranıldığı ayan beyan ortadaydı. Belli ki yöre Kürtlerinin, böylece daha da tahrik edilecekleri düşünülüyor olmalıydı.

Bu görüntüler özellikle 'Kürt kardeşlerimiz'in yaşadıkları bölgelere yapılan mülki idare atamalarıyla AKP'nin devletle bölge halkı arasında yeniden köprü kurmaya başladığını” söyleyenlere izlettirilmelidir.

AKP liderlerine ve Başbakan'ın danışmanlarına…

Bu olaylardan sonra gidip bölgede biraz dolaşsınlar. DTP'ye değil hatta AKP'ye oy vermiş insanlarla konuşsunlar.

Bakalım yöre insanları, Başbakan'ın 'kardeşleri', nasıl yorumluyor son olayları? Devletle aralarındaki bağlar güçlenmiş mi? Zayıflamış mı?

Onlardan devletin güvenlik güçlerinden, o 'seçme' mülki idare amirlerinin talimatıyla ya da onların gözleri önünde nasıl meydan dayağı yediklerini dinlesinler.

Parmak kadar çocukların, genç kızların, yaşlı anaların nasıl polis saldırısına uğradığını bir de onlardan duysunlar ve ne kadar öfkeli olduklarını bizzat görsünler.

Mesela kimliği belli bir polis tarafından zevk için kolu kırılan

(Zaten yakalanmış ve direnmek ne kelime, sadece ağlayan) ve daha sonra 'polise mukavemetten' tutuklanan15 yaşındaki Cüneyt Ertuş'un ailesi ile de konuşsunlar.

Sorsunlar bakalım bu çocuk kimmiş? PKK sempatizanı mıymış yoksa sıradan bir Kürt ailesinin canı ciğeri evladı mıymış?

Şimdi bu çocuk cezaevinden çıktıktan sonra gidip PKK'ya katılırsa kim sorumlu olacak?

Hani devletin, hükümetin bütün amacı PKK'ya katılımları engellemekti? Böyle mi engellenecek PKK'ya katılımlar?

Bir bayramı kanlı bir arena dövüşüne çeviren bu mülki idare amirleriyle mi? Vatandaşa Kürt oldukları için daha bir hırsla saldırdığı belli olan polis ve jandarma gücüyle mi?

Kürt meselesi şiddeti esas alan böyle bir anlayışla mı çözülecek?

Birkaç gün içinde iki ölüm, birçok yaralı, 900 gözaltı, sayısız işkence olayları ve kentlerde, kasabalarda ilan edilmemiş bir 'olağanüstü hal'in eşliğinde güvenlik güçlerinin körüklediği şiddet ortamıyla mı?

Çocukların kolunu kırarak, kadınları hunharca döverek mi?

Amaç nedir? Yaratılan tahriklerle Kürtlerin barışa yönelik umutlarını kırmak mı? Tekrar kanlı 1990'lı yıllara geri dönmek isteyen güçlerin değirmenine su taşımak mı?

Evet, AKP için açılan kapatma davası utanç verici bir demokrasi ayıbıdır.

Çetelerin marifetleri de utanç vericidir.

Ama insaf, Başbakan'ın sık sık “Kardeşlerimiz' olarak nitelendirdiği Kürtlere yapılan bu insanlık dışı, hukuk dışı muameleler de insanlık ayıbına girmez mi?

Tamam parti kapatma ayıbı olmasın, ama 15 yaşındaki çocukların da kolları keyf için kırılmasın.

'Kardeşlerimiz' dahil kimseye yönelik devlet şiddeti uygulanmasın.

Görüntülere baktıkça öfkem kabarıyor. O nedenle son sözü yine Umur'a bırakıyorum:

“Belki de, utanmayı, sıkılmayı unuttuğumuz için dişlerimiz böyle gıcırdayıp durmaktadır.

Al kırık kolun kemiğini, itinayla batır yüreğime, acısın, az kanasın da azıcık kendimize gelelim be!

Yeni Şafak gazetesi

YAZIYA YORUM KAT