Parola: Yoksulluk, İşareti: Cinayet...

25.02.2010 15:14

Mehmet Altan

Saray ve tebaa... Amaç Saray’a mı girmek, Saray’ı mı yıkmak?  Dün, herkes, “Balyoz” planı iddiasıyla gözaltına alınan 14 askerin akıbetiyle, Orgeneral Fırtına ve Oramiral Örnek’in de Emniyet’teki halleriyle ilgiliyken...

...Ben, Balıkesir’in Dursunbey İlçesi’ne bağlı Odaköy’deki kömür ocağında meydana gelen grizu patlamasında, gelişmiş bir coğrafyada asla ölmeyecek 13 insanımızın ölümüyle meşguldüm.

Yaklaşık 2,5 ay önce Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde ölen 19 maden işçisi de aynı akıbete uğramıştı.

Çaresizler maden ocaklarında...

Çaresizler Tuzla’da...

Çaresizler Davutpaşa’da ölüp duruyorlardı.

Nitekim, aynı kömür ocağında 2006 yılında da grizu patlaması yaşanmış, patlamada göçük altında kalan 17 işçi hayatını kaybetmiş, yedi işçi de yaralanmıştı.

Bilirkişi heyeti, maden ocağındaki incelemesinde havalandırmanın yeterli olmadığını belirtmiş, patlamaya antigrizu özelliği taşımayan elektrik kablolarının neden olduğunu açıklamıştı.

***

Osmanlı Sarayı’ndan Birinci Cumhuriyet’e tek ve mutlak egemen olarak geçen askerler ise Balyoz Darbe Plan iddiası yargıya intikal eder etmez adaleti etkilemek amacıyla ürkütücü açıklamalar yapma peşindeydiler:

“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında ortaya çıkan ciddi durumu değerlendirmek üzere Genelkurmay Başkanlığı karargâhında Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görevli bütün Orgeneral ve Oramirallerin katılımı ile bir toplantı icra edilmiştir.”

Şayet burası bir hukuk devleti ise...

Şayet burası demokratik parlamenter bir rejime sahip ise...

Şayet Başbuğ’un ikide bir tekrarladığı gibi askeriyenin “hukuka ve demokrasiye” bağlı ve saygılı olduğu bir ülke ise...

Genelkurmay’ın yargıya ait bir konuda “toplandık” bildirisinin yeri, anlamı ne?

Toplantıyı “parola: Adi, işaret: Başbakan” konusunda kendi disiplin anlayışlarını topluca gözden geçirip, gerekli tedbirleri almak için yapsalardı anlaşılabilirdi; ama yasama, yargı ve yürütme erklerinin “bağımsız” olduğunun iddia edildiği bir ülkede Genelkurmay’ın yargı başta olmak üzere devleti ve toplumu korkutmaya kalkışması ne kadar yakışık alıyor?

***

Önceki gün Balıkesir’deki patlamada ölen maden mühendisi 33 yaşındaki Özgür Seçkin’in cenazesi, uygun araç bulunamayınca, memleketi olan Denizli’nin Serinhisar İlçesi’ne bir taksinin bagajında getirilmişti...

Annesi Güldane Piliç “aslan oğlumu yaktılar. Yüzündeki kömür karalarını silemedim” diyerek dövünüyordu...

***

2008 yılı başında, çok sayıda uzmanın katılımıyla, ülkedeki kömür madenlerini risk grubuna ayıran bir araştırma yaptıklarını söyleyen TMMOB Maden Mühendisleri Odası Genel Başkanı Mehmet Torun ise:

“O zaman, Dursunbey’deki bu madenin ‘çok riskli’ grubunda olduğunu saptamıştık. Eğer yeterli önlemler alınmazsa çok ciddi facialar yaşanabileceği yönünde rapor hazırlamıştık. Bu raporu bizzat ben 2008 yılında dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’e elden ilettim, acil önlem alınmasını istedim. Önlem alınmazsa çok sayıda insanın hayatını kaybedeceği uyarısında bulundum” diyordu...

Ve şöyle devam ediyordu:

“Bu rapordan sonra madende kısmen önlemler alındı ve erken uyarı sistemi kuruldu. Sistem ocaktaki sızan gazların gelişini, miktarını sensörler vasıtasıyla ışıklı ve sesli olarak uyarıyordu.

Buna rağmen, gaz sızıntısına bağlı bu grizu faciasının olması madendeki sistemsel bir bozukluğa işaret ediyor.”

Grizu patlamasında ölen işçilerden İbrahim Saygılı’nın ağabeyi Mustafa Saygılı ise “kardeşim son beş gündür ‘ağabey, madende gaz kaçağı var. Çin malı malzemeler kullanıyorlar’ diyordu” iddiasında bulunmaktaydı...

***

Başbakan’a yönelik alt düzey hakarete pek de aldırmayan askerler, yargı Saray’a ulaşınca endişelenmişlerdi...

Saray kavgaları sertleşerek sürerken, tebaa yanıp kül oluyordu...

Tutunamayanların ekmek parası peşinde telef oldukları can pazarında parola: yoksulluk, işaret ise maalesef “cinayet” idi...

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim