1. HABERLER

  2. HABER

  3. "Paralelci Çete Bu Başarı Hikayesinin Üstünü Örtemeyecek"
"Paralelci Çete Bu Başarı Hikayesinin Üstünü Örtemeyecek"

"Paralelci Çete Bu Başarı Hikayesinin Üstünü Örtemeyecek"

Başbakan Davutoğlu, Bu paralelci çete, onların dışarıda yaptığı propagandalar ne olursa olsun, bu başarı hikayesinin üstünü örtemeyecek" dedi.

A+A-

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bu paralelci çete, onların dışarıda yaptığı propagandalar ne olursa olsun, bu başarı hikayesinin üstünü örtemeyecek. Kimler ne algı operasyonları yaparlarsa yapsınlar, belki bu algı operasyonları bazı merkezlerde etkisini gösterebilir ama insanlık vicdanında gösteremeyecek" dedi.

Davutoğlu, Ankara Vilayetler Evi'nde Büyükelçiler Konferansı vesilesiyle verilen akşam yemeğinde yaptığı konuşmada, AK Parti olağanüstü kongresinde vurguladığı temel bazı ilkeleri, hükümet programına geçirdiğini, bunların "restorasyon, ihya ve inşa" olduğunu hatırlattı.

Restorasyonda, ihyada ve inşada hem süreklilik hem de değişimin olduğunu belirten Davutoğlu, "Bizim nihai kertede hedefimiz, bütün tarihi süreklilik, coğrafi merkezi olma, kültürel içselleştirme unsurlarını meczederek, küresel, bölgesel gerilimlere dayalı değişimi doğru okumak, o değişime doğru cevaplar vermek" dedi.

Meşruiyyetin, 2015 Haziran'da yapılacak seçimle daha da kökleşeceğini ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Sakın ola ki birilerinin dışarıda yaymaya çalıştığı ve bunun için yoğun çabalar sarf ettiği propagandanın etkisine ve bulunduğunuz ülkelerde etkisi karşısında basiretinizi ve dirayetinizi kaybetmeyin. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, köklü devlet geleneğiyle, köklü demokrasisiyle, içselleştirici kültürüyle, bütünleştirici yaklaşımıyla yükselen bir güçtür. Sizden beklentimiz, isteğimiz, talebimiz bu yükselen gücün, başı dik, vakur, onurlu temsilcileri olmanız. Sürekliliği ifade eden her şeyi temsil etmeniz, değişimi ifade eden her şeye de cevap teşkil edecek özne bir tutum takınmanız..." 

Diplomasinin mahiyetinin kökten değiştiğini belirten Davutoğlu, diplomasideki en önemli değişim unsurlarından birisinin de algı konusu olduğunu söyledi.

Bundan 40 yıl önce, algının yerleşmiş, kökleşmiş birşey olduğunu ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Yani Türkiye ile ilgili bir algı oturmuşsa, o bir müddet devam ederdi, 10 sene, 20 sene... Fakat şimdi, iletişim araçları ve özellikle de medya, sosyal medya ve birçok araç öylesine hızlı algı değişimlerine yol açabiliyor ki biz sabit durarak, değişmeyerek, sadece sürekliliğimize güvenerek bu algı operasyonları karşısında başarılı olamayız. Onun için hepinizi öncelikle bu dönemde en önemli faktör olarak gördüğüm, müzakere değil, arabuluculuk, bunların hepsi önemli. Fakat en önemli faktör şu anda diplomaside psikoloji. Psikolojileri yönetebilme, psikolojilere hitap edebilme, psikolojileri şekillendirebilme... İşte bunu bilen birileri Türkiye'de bütün bu başarı hikayesine bir şekilde darbe vurmak için psikolojik algı operasyonları yapıyorlar. Türkiye bir başarı hikayesidir. Sadece Türk halkının benimsediği ve bu sebeple de desteklediği bir başarı hikayesi değil son 12 yılda olan. Ekonomik krizler içinde kalkınmaya devam eden bir ülke. Etraftaki siyasi istikrarsızlıklara rağmen iç bütünlüğünü tahkim eden bir ülke. Otoriterleşme ve radikalleşmeye rağmen demokrasisini sürdüren bir ülke."

"Sadece 77 milyonun başarı hikayesi değil"

Bu başarı hikayesinin sadece 77 milyonun başarı hikayesi olmadığını belirten Davutoğlu, "Bu başarı hikayesinden Saraybosna'daki bir Boşnak, Makedonya'daki bir Türk, Arnavutluk'taki bir Arnavut, Azeriler, Kazak, Somali'deki bir Somalili hisseyab olur. Türkiye'den gelen her başarı hikayesini sahipleniyor. O başarı hikayesiyle hissedar oluyor, onunla mutlu oluyor. Çünkü biliyor ki eğer Türkiye Cumhuriyeti Devleti kudretli ve şefkatli bir devlet olarak yükselen bir güç olursa, gerektiğinde onlara yetişebilir. Elleri oraya uzanabilir" diye konuştu.

AFAD'ı 5 yıl içinde dünya sahnesine çıkardıklarını ifade eden Davutoğlu, Haiti'ye ve Filipinler'e gittiğinde, cumhurbaşkanı, başbakanların "depremde inen ilk uçağın Türk Hava Yolları" olduğunu söylediklerini aktardı.

"Bütün bu başarı hikayesi her şeyden önce bizim omuzladığımız süreklilik unsurlarının ve emanetin ürünüdür" diyen Davutoğlu, dünya şartları ne kadar değişirse değişsin, bu başarı hikayesini sürdürme iradesini göstermek durumunda olduklarını söyledi.

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu paralelci çete, onların dışarıda yaptığı propagandalar ne olursa olsun bu başarı hikayesinin üstünü örtemeyecek. Kimler ne algı operasyonları yaparlarsa yapsınlar, belki bi bu algı operasyonları bazı merkezlerde etkisini gösterebilir ama insanlık vicdanında gösteremeyecek. Afrika'nın, Asya'nın her yerinde, Balkanlar'da, Kafkaslar'da, Ortadoğu'da bugün vicdan, merhamet, insani yardım ki dünyada da şu anda gayri safi milli hasılasına göre en fazla insani yardım yapan ülkeyiz. Nominal olarak da üçüncü büyük ülkeyiz. 12 yıl önce kendisi yardım isteyen bir ülkenin bu güne gelmiş olması birçok başka millete de ilham kaynağı oluyor. Aynen İstiklal Harbimizin mazlum milletlere ilham kaynağı olması gibi Türkiye'nin bu yükselişi de dünyanın her yerinde, gelişmekte olan ülkelere, tarihte kendine bir yer bulmak isteyen milletlere ilham kaynağı oluyor. Son bir yıl içinde karşılaştığımız zorluklar, karşı karşıya kaldığımız saldırılar bu ilham kaynağını yok etmek için yürütülen saldırılar. Sizden beklentimiz, talebimiz, yürütmek durumunda olduğunuz misyon bu ilham kaynağını, bu başarı hikayesini herhalükarda bulunduğunuz merkezlerde en iyi şekilde temsil etmektir. Bu psikolojik algı operasyonuna karşı hepimizin seferber olması lazım."

"Hariciye geleneğimizin gücüne inanıyorum"

Davutoğlu, İslam-Hristiyan, Doğu-Batı çatışmalarının arttığı yerlerde, çatışmaları azaltan, çözüm yolları bulan, bir saldırı olduğunda sesi önce çıkan büyükelçiler olarak, gerilimleri düşürme, Türkiye'nin sesini yükseltme ve temsil etme yönünde özel misyonlarının olduğunu söyledi.

İlişkilerde, Polonya ile 600'üncü yılın kutlandığını, Hollanda ile 400'üncü yıldan bahsedildiğini belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Hangi milletle tarihimize bakarsanız bakın, Çad Başbakanı buradaydı, 200-300 yıl öncesindeki Türkiye-Çad ilişkilerinden bahsettik. Her bir milletle böylesine derine giden ilişkilerimizi, bu dönemde tahkim etmek, ihya etmek ve inşa etmek, hariciyemizin ve devletimizin sürekliliğinden ilham alarak restore etmek durumundayız. Ben, sizlerle 5 yılı aşkın bir süre çalışmış bir bakan olarak da daha önce başdanışman olarak da büyükelçi olarak da birlikte çalıştık. Sizlerin ve hariciye geleneğimizin gücüne inanıyorum. Bu gücü inşallah diplomasi sahnesine çıkardığımızda ki çıkarıyoruz, Türkiye'ye dönük her tuzağın boşa çıkacağına ve Türkiye'ye dönük algı operasyonlarının her birinin boşa çıkacağına ve ülkemizin dışarıda en iyi şekilde temsil edileceğine, süreklilik içinde gelen siyasi, tarihi, coğrafi, kültürel değerlerimizi değişim dinamizmi içine tekrar tekrar yorumlayıp, tarih sahnesine bunu taşıyacağınızdan eminim."

"İslamofobik faaliyetlerin yayılması karşısında hepimizin başını dik tutması lazım"

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Yüce dinimizin hiç bir şekilde cevaz vermeyeceği, barış dini olarak ilham edilen ve gelişen bir dinin, bütün o şehir kültürlerini doğuran bir medeniyete menşei kaynak olmuş bir dinin böylesine istismar edilmesi üzerinden terör faaliyetleri ya da bu terör faaliyetleri gerekçe gösterilerek islamofobik faaliyetlerin yayılması karşısında hepimizin başını dik tutması lazım" dedi. 

Bütün bu olayların uluslararası alanda yeni bir muhasebeye ihtiyaç hissedildiğinin çarpıcı göstergeleri olduğunu belirten Davutoğlu, bu çerçevede büyükelçiler konferansının da daha geniş çaplı bir muhasebe yapılmasına imkan sağladığını kaydetti.

Türkiye'nin, vizyonu bulunan bir ülke olduğunu, 2023 vizyonu için Türkiye'yi karış karış gezdiklerini anlatan Davutoğlu, uluslararası alanda da yeni büyükelçilikler açıldığını, ticaret müsteşarlarının sayısının artırıldığını bildirdi. 

Büyükelçilerden, hiçbir uluslararası toplantıda pasif durmamalarını isteyen Başbakan Davutoğlu, "Bir Türk vizyonu, bir Türk görüşü her yerde olacak. İster çevre konferansı olsun ister medeniyetler ittifakı konferansı ister BM ister UNESCO, ister önemli başka şeyler olsun. Sizden beklediğimiz, her zaman bize ait bir vizyonu dünya gündemine getirmektir. İşte tam da bu günler, bu vizyonu tanımlama ve tarih sahnesine bu vizyonu aktarma günleridir" diye konuştu.

Türkiye'nin tarihi sürekliliğinin her zaman güçlü olduğunu, nerede bir kriz çıksa insanların yönlerini Türkiye'ye döndüklerini ifade eden Davutoğlu, "Selçuklu, Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti çizgisinde öyle bir süreklilik algısı var ki ben onun için Türkiye Cumhuriyeti nevzuhur bir devlet değildir derken tam bunu kastediyorum. İkinci Dünya Savaşı şartlarında çıkmış konjonktürel bir devletin büyükelçileri değilsiniz" dedi.

Davutoğlu, tarih bu anlamda doğru okunmadığında ve süreklilik kaybolduğunda, siyasal motivasyon ve vizyonun da kaybolacağını söyledi.  

"Gocunmadan bu kimliği dimdik ayakta tutmanın tam vakti"

Türkiye coğrafyasının da önemine işaret eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

"İnsanlar sıkıntılarını aşabilmek için bu coğrafyaya doğru yürürler. Suriyelilerin şimdi yürüdüğü gibi. Tam da bu günler, hepimizin, hiçbir zaman Müslüman Türk olma, özellikle Avrupa'da doğabilecek ırkçı tepkiler karşısında söylüyorum: hiç gocunmadan bu kimliği dimdik ayakta tutmanın tam vakti. Aslında bu kimlikten hareketle asırlarca İstanbul'un nasıl çok kültürlü bir şehir olarak yaşadığının, nasıl Selanik'in, Yahudilerin, Müslümanların, Hristiyanların iç içe yaşadığı bir şehir olduğunu, nasıl bugün krizle anılan Kudüs'ün bizim dönemimizde bir barış diyarı olduğunu, İbrahim şehri olarak bilindiğini, nasıl Saraybosna'nın bizim dönemimizde bir çok kültürlü şehir olarak kurulduğunu ve hiçbir yerde bu anlamda, belli bir etnik ve mezhebi kimlikle karşı etnik ve mezhebi kimliği yok etme çabası içine girilmediğini anlatmanın da tam vaktidir. 

Birileri İslam adına, tam bir barbarlık içinde, yüce dinimizin hiçbir şekilde cevaz vermeyeceği, barış dini olarak ilham edilen ve gelişen bir dinin, bütün o şehir kültürlerini doğuran bir medeniyete menşei kaynak olmuş bir dinin böylesine istismar edilmesi üzerinden terör faaliyetleri ya da bu terör faaliyetleri gerekçe gösterilerek islamofobik faaliyetlerin yayılması karşısında hepimizin başını dik tutması lazım. Bugünler, kimsenin başını önüne eğeceği günler değildir. Aksine her türlü aşırılığa karşı, başımızı dik tutma günleridir. Dolayısıyla tarihimiz, coğrafyamız ve insani değerlere dayalı kültürel birikimimiz sürekliliğimizi temsil eder ve bundan feragat etmeyiz." 

"Ukrayna hala soğuk savaşın bitmediğini gösterdi"

Başbakan Davutoğlu, son bir yılda yaşanan olayların, soğuk savaş sonrasında yaşanan jeopolitik deprem, 12 Eylül'ün getirdiği jeokültürel deprem ve 2011'den itibaren Akdeniz etrafında Ortadoğu'da şekillenen büyük siyasal depremin iç içe geçtiğinin göstergesi olduğunu söyledi. 

Bu üç depremin birinin bitip birinin başlamadığını, iç içe geçerek birbirini etkilediğini belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Ukrayna bize hala soğuk savaşın bitmediğini gösterdi. 1991'deki jeopolitik depremin etkilerinin sürdüğünü gösterdi Ukrayna Savaşı. Suriye olayı ve arkasından gelişen DEAŞ ve dün Fransa'da yaşadıklarımız, 12 Eylül'ün ortaya çıkardığı psikolojik travmaların ve 12 Eylül ile birlikte ortaya çıkan güvenlik risklerinin hala nasıl aynı ölçüde devam ettiğini, devletlerin parçalandığını ve bu parçalanmadan ortaya çıkan yapıların sadece devletleri değil, insanlığın bütününü tehlikeye atabilecek sonuçlar doğurabileceğini ortaya koydu. Hala biz Fransa'da bu eylemi yapanların kimliklerin tam olarak bilmiyor olabiliriz ama şunu biliyoruz ki: hem bu saldırıyı yapanlar hem de kültürel gerilimleri tırmandıranlar aynı kaynaktan besleniyor. Nasıl Suriye'deki Esad rejiminin barbarlığı şehirleri yok eden, insanları katleden, 300 bin insanın katliamından oluşan barbarlığı terörizmin önünü açmışsa terörizm aynı şekilde ırkçı ve yabancı düşmanlığına dayalı bir başka aşırıcılığın önünü açıyor.

Birbirlerini destekleyen, birbirlerinden beslenen çok büyük bela kaynaklarıyla aynı anda yüzleşmek durumundayız. Ne Esad rejiminin varlığı terörizme mesnet teşkil eder ne terörizmin varlığı Esad rejimine meşruiyet kazandırır. Fransa'daki terör, her şekilde telin edilmesi gereken bir faaliyettir ve  arkasındaki güçler kimse mutlaka Avrupa'da yeni bir kültür çatışmasının tohumlarını ekme hedefine yönelmişlerdir. Ama aynı günlerde İsveç'te ve diğer ülkelerde camilere yönelik saldırılar da bir başka aşırıcılığa temel teşkil ediyor." 

Davutoğlu, köklü tarihi gelenekten gelen bir devlet, bu tarihi geleneği benimseyen millet olarak, bu devletin temsilcileri büyükelçilerin dünyaya insanlık dersi vermesi gerektiğini söyledi. 

Yemeğe, AB Bakanı Volkan Bozkır, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Başbakanlık Müsteşarı Kemal Madenoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, AB Bakanlığı Müsteşarı Rauf Engin Soysal da katıldı. 

HABERE YORUM KAT