Para ile Saadet olmaz mı demiştiniz?

30.09.2010 00:22

Sibel Eraslan

Hafta içi Hasan Karakaya ve yazar arkadaşımız Mustafa Özel ile birlikteydik Topkapı/Eresin’de. Saadet Partisi lideri Numan Kurtulmuş’un yayın yönetmeni ve yazarlarla yaptığı istişare toplantısına katıldık.

Numan Kurtulmuş, kongre sonrasında yaşanan süreci, arkadaşlarıyla birlikte alacağı yeni kararı ile göğüsleyecek. Şeref Malkoç, Teoman Rıza Güneri, Mukadder Başeğmez, Erol Erdoğan ve Emine Uçak, Numan Bey’in yanındaki yerlerini aldılar. Herkesin görüşlerini dinlediler, not aldılar. Ali Bulaç, en ciddi fikir ve tesbit kompozisyonu hazırlamış kişiydi. Her zamanki çalışkanlığı ve çalıştığı konuya değer verişi ile ilgili olarak kendisini bir kere daha örnek aldım. Abdurrahman Arslan’ın konuşması ile birbirlerini tamamlayacak öneriler, tesbitlerdi bunlar... İslamcılığı merkeze alarak sardettikleri değiniler, dünyevileşmeye karşı tenkitler, ahlaka yaptıkları vurgular... Hepimizin iştirak edeceği ana konulardı kuşkusuz...
Ama karşımızda İslamcı Hareket’e namzet bir fikir kulübü değil, politik süreçte ve sürecin gerektirdiği koşullarla tanımlanmış bir siyasi parti vardı... Yani bizim medeniyete ve ahlaka dair beklentilerimize kıyasla demokratik koşullarda hizmete talip bir partinin yapabilecekleri arasında elbette farklar, önemli usul farklılıkları vardı... Bununla birlikte, bir siyasi parti lideri olmasına rağmen, her konuşmasında geleneğe ve medeniyete yaptığı vurguyla, alışık olduğumuz, içerikten çok retoriği önceleyen diğer parti sözcülerinden farkıyla temayüz ediyordu Numan Kurtulmuş...
İstişareye gelenlerin dile getirmeseler de Milli Görüş bağlamında dini hassasiyetleri olan siyaseti ne kadar önemsediği ortadaydı aslında...
Kayyım sonrası yeni bir Kongreye girilmesi gerektiğinden kimse bahsetmedi aslında...
Kimisi kardeş kavgasına dönüşmesi korkusuyla, kimisi zaman ve enerji kaybı olur ifadesiyle, genel olarak çıkan temenni; yeni bir yola çıkış serüvenine davet ediyordu Saadet kurmaylarını...
Hüseyin Öztürk ve Nusret Çiçek’in dünkü yazılarını okumayanlar varsa, internet arşivinden çıkartıp, gelecek nesillere ibret vesikası olarak bırakılmak üzere, hem okuyup hem de saklamalarını rica ederim. İkisini de okurken benim gözlerim buğulandı. Yutkundum... Hele Hüseyin Öztürk’ün “bir tek kalem dahi almadan oradan çıkıp ayrılın” mahiyetindeki vurgulu sözü... Boğazıma yumru gibi oturdu.
İnancın, emeğin, desteğin, meccani çalışmanın, her türlü zorluğa göğüs germenin sonucu böyle olmamalıydı... Kötü bir finaldir yaşadıklarımız. Ve asla şimdiki Saadet Partililerle sınırlı değildir alınan darbeler. Türkiye’deki İslamcı hareketin, siyasi manivelası fatal seviyede yara almıştır. Genel itibariyle çıkan sonuç; bu işin artık siyasetle yapılamayacak oluşuyla ilgilidir. Yani umuttur, mefkuredir kırılan...
Peki Numan Kurtulmuş ne yapacak?
Eğer siyasi bağlamda ülke yönetimine katkı ise amaçları, mevcut Hükümetin içinde yer alacak bir kanatla da devam edebilir Kurtulmuş ve ekibi... Fakat başından beri devam ettirdiği muhalif/alternatif içeriğini sürdürecekse fikri bazda... Yeni bir oluşum, halihazırdaki çareleri gibi gözükmektedir. Zira Saadet’teki derin sahibiyet malikleri, onlara çalışma fırsatı vermeyecektir...
Saadet Partisi, “tabanda karşılığı olan” öz evlatlara bırakılmalıdır.
Eski ve güzel bir Yeşilçam klasiğidir: “Parayla Saadet Olmaz”... Olur diyenler de var gerçi... Olsun veya olmasın fark etmez.
Sabah namazına kalkar gibi uyanmak en iyisi...

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim