1. YAZARLAR

  2. KENAN ALPAY

  3. Panik Yapmayın, İsrail Kafa Kesmiyor ki?
KENAN ALPAY

KENAN ALPAY

Yazarın Tüm Yazıları >

Panik Yapmayın, İsrail Kafa Kesmiyor ki?

A+A-

İsrail hiçbir zaman cinayet işlemez, katliam yapmaz, saldırmaz. Sadece en doğal hakkı olan kendini korumak için karşılık vermek amacıyla operasyon yapar. Filistinliler saldırır, İsrail mecburen karşılık verir ve çatışma çıkar. Nihayetinde bazı Filistinliler ölür. Sık sık operasyonlar yapılır Filistin topraklarına. Ama bu operasyonlar sırasında ölenleri İsrail öldürmez onlar bir şekilde ölürler.

Medyaya, akademiye, diplomasiye hâkim olan dil ve perspektif öteden beri bu türden kodlarla örülmüştür ve tamamıyla İsrail merkezlidir.İsrail’in Siyonist temellerden yükselen işgalci ve ayrımcı olmak gibi bir dizi çirkin ve zalimce vasfı olduğu sanki hiç bilinmez, önemsenmez gibidir. Bu sebeple bütün yıkım ve katliamlar Filistin halkının kışkırtma ve tehditlerine hamledilerek işin içinden sıyrılındığı zannedilir. Peki, bu mümkün mü?

Düşman Yahudi mi, Siyonist mi?

İşgal edilen Filistin toprakları üzerinde bir savaş makinesi olarak konuşlandırılan İsrail varlığı ‘dini’ bir proje değil her şeyden önce emperyalist ve ırkçı bir projedir ki bunun adı Siyonizm’dir. Bu sebeple Siyonistlerin büyük bir kısmı Yahudi olsa bile Siyonizmle Yahudiliği eşitlemek doğru değildir. Çünkü Siyonizm hatta devlet manasında İsrail karşıtı Yahudilerin varlığı bunu güçlü bir biçimde teyid etmektedir.

Sömürgeci Batı’nın teşvik ve desteğiyle İsrail devletini kuran ve bekasını temin eden irade Siyonist ideoloji ve kadrolardır. İsrail devleti Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok farklı bölgesinden Filistin topraklarına işgalci ve yerleşimci olarak getirilen Yahudi toplumunu Siyonist ideoloji, davranış ve hedefler doğrultusunda şekillendirmiştir. Bütün bir toplumu işgalci, katliamcı, işkenceci, ayrımcı nefret ve düşmanlık hisleriyle şekillendiren İsrail devleti aslında bir vahşet ve barbarlık toplumu yaratmıştır. İşte bunun içindir ki; İsrail halkı normal insani duygu ve değerlerle hiç alakası olmayan, en sapkın ve azgın haliyle insanlığa karşı savaş açmış faşist bir toplumdur.

Filistin topraklarında, Filistin halkına karşı işlenen yıkım ve katliamlara her ne kadar Tevrat ve diğer Yahudi kaynaklardan atıflar yapılıyor olsa da bu durum İsrail’in emperyal bir ulus devlet projesi olduğu gerçeğini değiştirmez. Peki, başta BM olmak üzere uluslararası kuruluşların veya AB, ABD ve Rusya’nın İsrail’e bu kadar sahip çıkmasının, kınamaya dahi yanaşmayan şartsız sahiplenmesinin temelinde ne yatıyor? Öncelikle İsrail, İslam coğrafyasının kalbine Batı adına saplanmış ırkçı-işgalci ve yayılmacı modern ve seküler bir hançer olduğu için bu kadar sahipleniliyor.

İsrail tarafından sürdürülen işgal ve katliamlar sistematik olarak derinleştirilirken meseleye Hitler’e atıflar yaparak hele hele ‘seni arıyoruz’ türü sitayişkâr ironiler kurmanın hiçbir makul, mantıklı izahı bulunmuyor. Irkçı, katil, işkenceci Hitler’e atıflar yapmak sadece ve sadece bu işi yapanı kirletir, itibarsızlaştırır. İsrail’in zulmüne, Haçlılarla ittifak içerisindeki Siyonist işgale karşı Hz. Ömer’in, Selahattin Eyyubi’nin adalet ve ferasetle ortaya koyduğu örnekliklere uygun davranış biçimleri önermek varken bir soykırımcıya ‘seni arıyoruz’ yollu özlemler bildirmek olsa olsa kendini inkâr etmek olur.

İsrail’in En Hoş Yanı

Her ne olursa olsun şu temel ilkeden sapılmamalıdır: Yok edilmesi gereken Yahudilik ya da Yahudi varlığı değil Siyonizm ve Siyonist işgal unsurlarıdır. Siyonist işgali Filistin topraklarından söküp atmak, dünyanın dört bir tarafından Filistin topraklarına getirilmiş unsurları geldikleri yere göndermek, Siyonist katliamcılardan hesap sormak hem hak hem de sorumluluktur. Zannedildiği gibi bu hakkın ve sorumluluğun ifası çok uzak bir ihtimal değildir. Evet, pek yakın bir zamanda Siyonist işgalle birlikte Filistin’de açılan bu parantez bütün engellemelere rağmen kapatılacaktır.

Savaş uçaklarından veya savaş gemilerinden atılan füzelerle insan öldürmek görüldüğü üzere uluslararası kamuoyunda pek fazla dert edilmiyor. Çocukların, kadınların katledilmesi, evlerinin başlarına yıkılması, hastane ve okulların harabeye döndürülmesi ‘endişeli modernler’ için ciddi bir gerilim vesilesi olmuyor. Binlerce Filistinlinin katledilmesi bir Siyonist işgalcinin öldürülme ihtimali kadar önemsenmiyor.

İslami hareketlerin hak ve özgürlüklerini kazanmak adına giriştikleri mücadele bütün Batıcı seküler çevreler için korkunun vesilesi sayılırken Siyonist işgalcilerin bütün yıkım ve katliamları istikrarın teminatı olarak görülüyor, gösteriliyor. Sömürgeci Batı’nın ve Batıcıların İsrail’e olan aşkı, tutkusu, sahiplenmesine dair zaten binlerce örnek ortaya koymak mümkündür.

Burada kritik eşik şu olsa gerek: İsrail’in bu katliamları gerçekleştirirken en önemli ‘avantajı’ bıçak kullanmıyor, kafa kesmiyor ve bütün bunları yaparken ‘tekbir’ getirmiyor oluşudur. Üst düzeydeki savaş teknolojisiyle binlerce insanı öldürmek yerine üç beş kişinin kafasını kesmek gibi bir yanlışa düşseydi muhtemelen çağdaş dünyadan tepki görür, kınanırdı. Ama İsrail işgal ve katliam politikalarını gayet modern araç ve usullerle yürütüyor.

İlerici ve aydınlanmacı yüzü sayesinde İsrail’in her türlü suçu, günahı, cinayeti, tecavüzü, işkencesi hoş görülür, korunur ve kollanır. Çünkü I. ve II. Paylaşım savaşının galipleri tarafından İsrail’e Orta Doğu Bataklığı’nı kurutmak ve dikensiz bir gül bahçesi imar etmek misyonu yüklenmiştir.

 
 
 

YAZIYA YORUM KAT

4 Yorum