Pakistan'ın düşmanı kim?

25.05.2009 02:12

Mehmet Yılmaz

Başlıktaki soruya çeşitli ülkelerin isimleri zikredilerek cevap verilebilir. Mesela... Pakistan'ın en başta gelen düşmanı Hindistan'dır denilebilir. Bu listeye ABD, Rusya, Çin gibi büyük güç merkezleri de ilave edilebilir.

Hatta İran ve Afganistan da 'düşman' kategorisinde sayılabilir.

- Pakistan, bahsi geçen ülkelerden hangisiyle savaşıyor bugün?

Hiçbiriyle...

Ya da...

Hepsiyle...

Nasıl oluyor bu peki?

Belki de Taliban'a verilen dolaylı dolaysız destekle.

Pakistan ordusu nisan ayının son haftasında büyük bir askerî harekât başlattı, ülkenin kuzeybatısındaki Svat Vadisi'nde etkinliğini artıran Taliban'a karşı.

15 bin askerin katıldığı operasyon sırasında ne kadar insanın öldüğü tam olarak bilinmiyor. Yetkililere göre çatışmalarda 70 civarında askerle binin üzerinde Taliban üyesi hayatını kaybetti. 1,7 milyon insan da evini ocağını terk etti.

Son birkaç gündür çatışmaların yoğunlaştığı yer ise 300 bin nüfuslu Mingora şehri. Sokak çatışmalarının yaşandığı kent, Pakistan ordusunun 'zafer' ilân edebilmesi için kritik öneme sahip.

Askerlerin şehrin denetimini ele geçirmesi problemin çözüldüğü anlamına geliyor mu peki?

- Gelmiyor tabii ki...

Tam tersine ülkenin daha büyük krizlere gebe olduğunu gösteriyor bize.

Bugün Pakistan, bölünme tehlikesiyle karşı karşıya...

Başka...

Nükleer silahlarını kaybetme riskiyle de...

170 milyon insanın yaşadığı Pakistan, önemli bir İslam ülkesi. Sahip olduğu nükleer silahlar onun bölgede oynadığı rolü artırıyor.

Nitekim bu özelliğini Soğuk Savaş sırasında gösterdi zaten.

Hindistan, Çin ve Rusya'nın bölgedeki nüfuzunu dengeleyerek...

Ya da...

Komşusu Afganistan'ın 1979'da işgal edilmesinden sonra Sovyetler Birliği'ne karşı yürütülen direnişe ev sahipliği yaparak...

Ancak ne olduysa 11 Eylül 2001'den sonra oldu.

Taliban yönetimini devirmek için 2001'de Afganistan'ı işgal eden ABD'ye tam destek vermesine rağmen Pakistan, bir anda bölgesel ve küresel aktörlerin hedef tahtası haline geldi.

Sebep?..

Onlara göre Taliban'ın yeniden güçlenmesindeki payı büyüktü.

Bu iddialara karşı çıktı dönemin Pakistan yönetimi. Aksine Taliban'a karşı mücadelede ABD'ye destek verdiğini hatırlattı sürekli.

Ancak kimseyi ikna edemedi. Kendisi de ikna olmayınca içeride 'siyasî' kriz baş gösterdi birden.

1999'daki darbeden sonra yurtdışında sürgün hayatı yaşayan eski başbakanlardan Benazir Butto ile Navaz Şerif, ülkelerine dönerek siyasî sürece katılmak istediklerini açıkladılar.

Aylar süren pazarlıklardan sonra iki liderin seçimlere katılmasına izin verildi. Onlar da meydanlara çıkıp Müşerref yönetimini karşı güç birliği yapacaklarına dair söz verdi.

Sonra?..

Aralık 2007'de Benazir Butto seçim kampanyasından dönerken suikasta uğradı. Onun ölümüyle başlayan siyasi türbülans Pervez Müşerref'in cumhurbaşkanlığından istifa etmesi ve yerine Butto'nun eşi Asıf Ali Zerdari'nin devlet başkanı olmasıyla sonuçlandı.

Pakistan duruldu mu peki?

- Hayır.

Aksine dış güçlerin müdahalesine açık hale geldi. Baskılara dayanamayarak Taliban'a savaş açtı.

Bu yöntemle sorunlarını çözebilir mi?

Sanmıyorum.

Hâsılı...

Meselelerini kendi içinde çözemeyip düşmanı başka yerlerde arayanların düştüğü durumu göstermesi bakımından Pakistan'ın hal-i pürmelâli ibretlik.

Tabii anlayana.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim