Pakistan-Taliban ilişkisi herkesin malumu

07.08.2010 17:01

Tarık Ali

WikiLeaks belgelerinde Pakistan'ın Taliban'a desteği bir kez daha ortaya çıktığında herkes şaşırmış gibi yaptı. Oysa ABD bir süredir Pakistan sayesinde direnişçilerle temas kuruyor. Yenilgiyi kabul etmenin vakti geldi

Britanya Başbakanı David Cameron’ın, WikiLeaks’in bazı belgeleri sızdırmasının ardından Pakistan’ın Hindu Kuş’ta düşmana yardım ettiğine dair yorumları fazla ciddiye alınmamalı. Başbakanın Hindistan’da dikkatle sahnelediği ‘öfke patlaması’, ev sahiplerini memnun etmek ve birkaç iş anlaşmasını tamama erdirmek için tasarlanmıştı. Hepsi boş ve anlamsız laflardı. Pakistan’ın resmi tepkisi de aynı derecede iki yüzlüydü.

Bu arada tarafların tümü, Afganistan’ın dokuz yıl önce işgal edilmesinden bu yana Pakistan ordusunun çeşitli Taliban gruplarıyla ne yaptığını gayet iyi biliyordu. Pakistan basınına göre, üç yıl önce bu görüşmelerden birinde bir ABD ajanı vurularak öldürüldü. Pakistan ordusuna yakın bir kaynak bana geçen yıl İslamabad’da, Pakistan istihbaratı ISI’yle direnişçiler arasında kısa süre önce yapılan görüşmelerde Amerikan ajanlarının da bulunduğunu anlatmıştı. Şaşılacak bir şey yok. Zira sebep fazlasıyla açık. Bu savaş kazanılamaz.

Direniş ülkenin her köşesinde

Pakistan’ın 11 Eylül’den sonra Taliban’ı tümüyle terk etmediği bir sır değil. ABD ve müttefiklerinin Afganistan’ı savaşmadan ele geçirebilmesi için Taliban’ın Kabil’den çekilmesini Pakistan organize etmişti. Pakistanlı generaller Afgan dostlarına, uygun zamanı beklemelerini öğütlemişti.

Afganistan’daki savaş kötüye gittikçe direniş de güçlendi. Toplumsal kaos ve Devlet Başkanı Hamid Karzai’nin ekibinin yolsuzluğu, işgali Afganların gözünde daha da kötü bir hale getirdi; bu da, devrilen rejimin parçası olmamış yeni bir Paştun neslinin savaşa girmesine yol açtı. Direnişin yayılma-sını etkili bir biçimde organize edenler, bu yeni-Taliban üyeleriydi. WikiLeaks’in yayımladığı şemada da görüldüğü üzere, direniş fiilen ülkenin her köşesine uzanıyor.

Eski bir kaptan olan ve sonradan Afganistan’da siyasi bir görev alan Matthew Hoh, Eylül 2009’da istifa etmişti. Açıklaması netti: “Çeşitli ve sınırsız sayıda yerel gruptan oluşan Paştun direnişi, Paştun halkının topraklarına, kültürlerine ve dinlerine iç ve dış düşmanlar tarafından yüzyıllardır devam ettirilen bir saldırı olarak gördüğü şeyden besleniyor... Gözlemlerime göre, direnişçilerin büyük kısmı Taliban’ın beyaz bayrağı için değil, yabancı askerlerin varlığına ve yeterli temsil içermeyen Kabil hükümetinin kendilerine dayattığı vergilere karşı savaşıyor.”

ABD 2007’de bir dizi direnişçiyi, hükümette görev almaları karşılığında Molla Ömer’den uzaklaştırmayı denedi. Yeni-Taliban liderleri, yabancı askerlerin varlığı sürerken hükümete katılmayı reddetti. Fakat Pakistan ordusu ilk temasın kurulmasında kritik rol oynamıştı. ABD’nin bir dizi vakada paravan olarak kullandığı bu ordu, şimdi (vaktiyle Sovyetler’e karşı cihat için gerekli olan) İslamcı derisinden kurtulmaya zorlanıyordu. Bu durum birçok askeri öfkelendirdi ve General Pervez Müşerref’e üç kez suikast girişiminde bulunuldu.

Ardından, otonomisi her zaman abartılan ISI neredeyse topyekûn kontrol altına alındı ve genelkurmay başkanı olarak Müşerref’in yerine geçen Eşfak Kiyani istihbarat örgütünü tepeden tırnağa yeniden şekillendirdi. Bugün ISI’ye saldırmak, Kiyani’ye ihtiyaç duyan, dolayısıyla ona doğrudan saldıramayan Batı için elverişli. ISI’nin veya ordunun başka bir kanadının Kiyani’nin bilgisi dışında direnişçilere yardım etmesiyse imkânsız.

Karzai birkaç ay önce Taliban’a kur yapmak konusunda o kadar çaresiz kaldı ki, ABD’nin Kabil’deki güvercin büyükelçisi General Eikenberry’den, Molla Ömer de dahil bütün Taliban liderliğini en çok arananlar listesinden çıkarmasını istedi. Eikenberry buna karşı çıkmadı, fakat her vakanın tek tek ele alınması gerektiğini söyledi. Savaşın kaybedildiğine dair bundan daha iyi bir gösterge olabilir mi?

Bütün bahaneler boş

WikiLeaks Karzai’yi geçici olarak canlandırmış görünüyor. Karzai, Pakistan’ın Taliban’a desteğine dair bir soruya “Afganistan’ın bunu ele almaya yetecek gücü olup olmadığı başka bir mesele... fakat müttefiklerimiz bu güce sahip. Niçin harekete geçmiyorlar?” yanıtını verdi. Fakat Barack Obama ABD başkanı olduğundan beri harekete geçiyorlar. İnsansız uçak saldırılarının amacı, sınırda direnişçilere verilen desteği ortadan kaldırmaktı. Saldırılar bunun yerine Pakistan’ı istikrarsızlaştırdı. Pakistan ordusu geçen yıl sınırdaki Orakzai’de 250 bin kişiyi yerinden edip mülteci kamplarına yerleştirdi. Birçoğu intikam yemini etti, militan gruplar ISI’yle diğer askeri merkezleri hedef aldı. 8 Haziran’da militanlar, bir NATO konvoyuna havan toplarıyla saldırdı.

Obama’nın, çözüme değil, sadece daha fazla ölüme yol açabilecek bir savaşı haklı çıkarmak için kullandığı bütün bahaneleri bırakmasının vakti geldi. Bir çıkış stratejisine çaresizce ihtiyaç duyuluyor. (30 Temmuz 2010)

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim