Paketten 'kabak' mı çıktı?

04.10.2013 15:30

Hilal Kaplan

Demokratikleşme paketine en sert muhalefet edenlerin içinde BDP milletvekilleri de vardı. Örneğin BDP Eş Başkanı Gültan Kışanak, paket açıklanmadan önce 'kabak çıkacak' dedi ve açıklandıktan sonra da sözlerinin doğrulandığını belirtti. Böylelikle Kışanak hem paketle dalgasını geçti, hem de CHP ve MHP ile beraber paketi itibarsızlaştırma amacına hizmet etmiş oldu.

Gelin paketteki maddelerin, çözüm süreciyle irtibatlı olanlarına göz atalım:

Seçim barajı: Sistemin güncellenmesiyle beraber seçim barajının düşmesi, yıllardır şikâyet edilen temsilde adalet eksiğini kapatmaya matuf. Meclisteki partiler içinde en çok barajı geçme sorunu yaşayan BDP, 12 Eylül darbesinden yadigâr bu haksızlığın giderilmesiyle artık seçimlere bağımsızlar üzerinden değil, parti olarak girip daha çok milletvekiliyle mecliste grup oluşturabilir, muhalefet olarak daha gür ses çıkarabilir.

X, Q, W: Bakmayın siz Kılıçdaroğlu'nun WC seviyesindeki muhalefetine, bu kanunun getireceği rahatlığı çocuğuna Welat veya Dilxweş isimlerini koymak isterken, nüfus memurundan gördüğü muameleleri unutamayan Kürt ebeveynlere sorabilirsiniz. Aynı zamanda ticari işletmesine Kürtçe isim koymak isteyenlerin veya köyünün orijinal isminin iadesi için başvuranlara da kolaylık getirecektir. Kısaca Kürtçe alfabenin gündelik yaşamdaki varoluşunun önünü açacak bir reformdan söz ediyoruz.

Yer isimlerinin iadesi: Cumhuriyet rejimi, giriştiği toplumsal mühendislik faaliyeti sonucu, topluma hafızasını unutturmak zorundaydı. Bu minvalde yer isimlerinin uyduruk başka isimlerle değiştirilmesi çalışması, alfabe değişikliği veya ezanın Türkçeleştirilmesi gibi 'devrimler'le aynı paralelde ele alınmalıdır. Köy isimlerinin iadesi nisbeten daha kolay olsa da, il ve ilçe isimlerinin iadesi özel yasal değişiklik gerektiriyor olması sebebiyle mevzubahis il ve ilçe halkının talebi yönünde oranın milletvekillerinin halkın arzusunu meclise kanun teklifi olarak taşıması ve takip etmesi gerekiyor. Ancak 100 yıllık bir haksızlığın giderilmesi noktasında hükümetin verdiği 'açık çek', meclis gündemine taşındığı takdirde bürokratik kısırdöngülere girilmeyeceğini ima ediyor.

Özel okullarda anadilde eğitim: İlk başvuruyu yapanların Süryaniler olmasından anlayacağımız gibi, asimilasyon politikalarından en ağır biçimde geçmiş toplulukların küçümsemeyeceği, bilakis şimdiye kadar bu talebe karşı 'kapı duvar' olmuş devletin açtığı kapıdan girerek harekete geçmesini sağlayacaktır. Ayrıca kanaatimce, paketteki en cesur ve büyük adımdır.

Kürtçe kurslar varken 'Seçmeli eğitime ne gerek var', Kürtçe seçmeli eğitime geçildiğinde 'Anadilde eğitime gerek yok, seçmeli ders açtık' diyen hükümet yetkililerinin özel okullarda anadilde eğitimin önünü açan kişilerle aynı olması size bir şey anlatıyordur sanırım. Devlet okullarında halktan gelen talep üzerine anadilde eğitimin yolunu ancak böyle bir düzenleme açabilirdi. Bundan sonra sorumluluk anadilde eğitimin geniş kesimlerin arzu ettiği bir talep olduğunu gösterebilecek örgütlü siyaset, sivil toplum ve tabii ki parasal kaynak aktarabilecek vakıf tipi yapılanmalardır.

Eğer BDP, seçmeli Kürtçe dersleri boykot ettiği gibi bu seçeneğin de üzerine gitmeyip elinin tersiyle iterse, devleti Kürtçe ders verebilecek öğretmen yetiştirmek ve müfredat hazırlamak noktasında kendi haline bırakmış olacaktır. Gün, anadilde eğitim talebinde samimi olanların elini taşın altına koyacağı gündür.

Andın kaldırılması: Paketin sürprizlerinden birisi olan bu adım, hükümetin, devlet aklının ve rejim paradigmasının değiştiğini kanıtlanması bakımından önemli ve geçilmiş bir 'samimiyet sınavı'dır.

PKK'lılara siyaset yolu: Siyasî Partiler Kanunu'ndaki 11. Maddede yapılacak değişiklikle, daha önce bir davadan mahkûm olmuş olsa bile hükümlülük süresinin sonunda kişinin aktif siyasete katılımı mümkün olabilecek. Kısıtlı ama şimdilik önemli kazanımlara yol açan bu değişiklik sayesinde hapis cezasını doldurmuş PKK'lıların, seçimlerde aday olmaya kadar aktif siyasete katılımlarının yolu açılmış oluyor. Paketteki anadilde siyasî propaganda hakkını, eş başkanlık sisteminin yasallaşmasını ve nefret suçları yasasını da bu başlığa eklemiş olalım.

Şayet PKK çekilmiş olsaydı, Terörle Mücadele Kanunu'nda yapılması düşünülen değişikliklerden neden vazgeçildiğini de daha yüksek sesle sormak mümkün olabilecekti. Bunun bir eksik olduğunu söylemek hâlen mümkün ama sesimizin KCK'nın silah tehdidinin altında ezildiğini de görmek gerekiyor...

Mevcut şartlar altında Kürt siyasî hareketinin, hükümetin demokratikleşme paketi çıkışı üzerine 'kabak çıkacak'tan daha büyük ciddiyetle eğilmesi gerektiği kanatindeyim. Zira paketin içeriğine bakılırsa, Öcalan'ın 'Artık silahlar sussun, fikirler konuşsun' çağrısına cevap vermenin yolu da bunu şart koşuyor.

Yeni Şafak

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim