Padişah Abdülmecid’in neyini anıyoruz?

23.11.2011 00:31

Nusret Çiçek

Atilla İlhan öyle söylüyordu:

“Tanzimat ve meşrutiyet Osmanlı’nın yıkılma operasyonudur.”

Devam ediyor:

“Osmanlı garplılaştığı için battı.

Osmanlı garplı değildir. Tanzimat’la garplı oldu. Bu işi yapan da maalesef, kendisine Koca dediğimiz Mustafa Reşit Paşa’dır. Ama şimdi biliyoruz ki Reşit paşanın hazırladığı o meşhur Tanzimat belgesi, İngiliz elçisiyle hazırlanmıştır. Oradaki kuralları koyan İngiliz elçisidir. İngiliz elçisi o kadar yakın dostu ki, karısına yazdığı bir mektupta diyor ki; Reşit’i diyor, padişah azletti. Huzura çıktım, torpil yaptım, yerine getirdim. Durum bu ve biz bunu bir gelişme olarak tarihimize yazıyoruz Ayıp!..” (Ters Lale- Levent Özmen)

Ayıp ki ne ayıp!..

Bugünkü perişanlığımızın belgesi işte o Tanzimat, zamanın padişahı ise Abdülmecid.

II. Mahmud’un oğlu, halkın deyişi ile Gavur Mahmud.

Batılılaşma denilen sarı illet Gavur Mahmud’tan başlayıp Abdülmecid ile devam etti.

Biliyorsunuz Abdülmecid’in tahta çıkış yaşı 17. Bu padişah, Fransız kültürü ile yetiştirildiği için iyice Fransızlaşmış. İçki alemi, sefahat, israf, kadın, gözdeler...

Çok alkol alınca 39 yaşında veremden öldü.

Zevk sefa abidesi saraylar onun eseridir. Saraylara bir de mimari yönden bakamaz mıyız? Sorusu da var, bakarız da padişah dışarıdan borç para dilenerek bu sarayları yaptırdı.

Asıl sıkıntı burada.

Osmanlı ilk defa onun döneminde dışa borçlandı ve bağımlı hale geldi.

İki ferman onun adınadır, batıya şuursuzca açılan Tanzimat Fermanı ile azınlıkları azdıran Islahat Fermanı. Özellikle Islahat Fermanı, altı yüz yıllık Osmanlı’nın başka ırk ve inançta olanlara göstermiş olduğu müsamahayı tekzip edecek kadar adıdır ve de yüz karasıdır.

Sözde yenilik, ama değil hep geriledik. Zamanı deyimi ile laiklik denilen yozlaşmanın alt yapısı bu fermanlardır. Ümmet idik, millet idik, vatandaş olduk.

Cüce kimliğimiz vatandaş...

Laiklik penceresinden temaşa edince, bu anma işini bazılarımız memnuniyetle kabul ederken bazılarımız da anlam vermedi... Öyle ya, bayram değilken, seyran değilken nerden çıktı bu padişahı anma hikayesi? İlle de bir padişah anılacaksa 33 yıl siyaseti sayesinde Osmanlı’yı ayakta tutan Koca Hünkar II. Abdülhamid Han hazretleri ne güne duruyor?

Tarihe tuğrasını vuran mahzun padişah... Bu padişah anılsa, İsrail mi kızar?

Yoksa aferin demezler mi?

Hem 17 Kasım Abdülmecid’in ne doğum günüdür, ne ölüm günü.

İşaret fişeği gibi.

Ne zaman bir yerlere mesaj gönderilecekse o zaman bu tip işaret fişekleri ateşlenir....

Durduk yerde padişah anma işi öyle oldu galiba...

Avrupa Osmanlı padişahlarından II. Mahmud ile Abdülmecid’i seviyor ya, o yüzden biz de kutluyoruz! Başka ne anlamı olabilir?

Batıcılığa bir mesajdır bu.

Dikkat edin, birileri AK Parti devrinde ya kendi hesabına istikbale kapı açıyor veya siyasi istikrarı çimdiriyor. O tipler için siyaset sabun gibi kaygan, birinden işi bitince diğer kapılara doğru kaymak gerekir veya bir başka yüksek koltuğa oturmak. O yüzden, şimdiden batılılaşmaya öncülük yapan bir padişahla başlamak fena fikir sayılmaz.

Bu kutlama işinde CHP yine balata sıyırdı, anlamış ama anlamamış gibi görüntü sergiledi. Bıyık altından ise gülmekten söyleyemedikleri var.

Hani tilkiye sormuşlar, tavuk yer misin?

O da, gülmekten söyleyemiyorum, demiş.

Konuyu iyice anlayalım.

Hem Ak Parti iktidarı, hem de en başarısız bir padişahı anmak, üstelik Meclis Başkanlığı’nın bu işe önayak olması ne demek oluyor?..

Var mı başka artıran?..

YENİ AKİT 

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim