1. YAZARLAR

  2. Erhan Başyurt

  3. P2 Mason Locası Skandalı ve Ergenekon örgütü
Erhan Başyurt

Erhan Başyurt

Yazarın Tüm Yazıları >

P2 Mason Locası Skandalı ve Ergenekon örgütü

A+A-

Ergenekon'un son gözaltı dalgası da, daha önce birçok kez olduğu gibi, eleştiri oklarından nasibini aldı.

Nedeni, Sabih Kanadoğlu, Kemal Gürüz gibi geçmişte önemli görevler üstlenen isimlerin de operasyon kapsamında yer alması.

Peki, bir insanın geçmişte saygın görevler yapmış olması onu dokunulmaz kılar mı?

Başka bir deyişle, "emekli kuvvet komutanı suç işlemez, emekli başsavcılar hata yapmaz, YÖK başkanları hep masumdur" denilebilir mi?

Eğer bazı insanlar "daha eşit" ise ve "dokunulmaz" olacaksa, ortada adalet kalır mı?

Tabii ki, "gözaltına alınan herkes suçludur" demek mümkün değil.

Mahkemece tutuklanmaları da bunu söylemek için yetmez.

Ancak, bir insanın geçmişte önemli görevler ifa etmiş olması, savcıların ulaştıkları deliller neticesinde gözaltı kararı vermesine engel teşkil etmez. Etmemeli de...

Tam tersine, delil olduğu halde savcılar soruşturma başlatamıyorsa, hukukun üstünlüğü bitmiş olur.

Türkiye'de bu konuda yaşanan tartışmalar, maalesef sağlam dayanaklardan yoksun.

Ergenekon benzeri "kirli savaş" yapan örgütlerin diğer ülkelerdeki deşifre edilme ve yargılanma süreci, bu durumu açıkça gösteriyor.

İtalya'daki "P2 Mason Locası" skandalını ele alalım.

Çok sayıda "gerilim arttırıcı" bombalama ve suikast eylemine girişen örgütte, 30 general, bir eski başbakan, 4 bakan, istihbarat örgütü şefleri, gazete ve TV editörleri, medya patronları, iş adamları, bankerler, 19 yüksek yargı mensubu ve 58 profesör yer alıyordu.

İlginç olan "ulusalcı" bir liderin başında olduğu örgüt, daha çok sol partilerde etkindi.

İktidarlar istikrarsızlaştırılarak, bu isimlerin yeni kabine kurmaları sağlandı.

Yine ünlü Corriere della Sera Gazetesi'nin genel yayın yönetmeni ve grubun patronu da örgütün üyeleri arasında çıktı.

İtalya'da örgütle bağlantılı tam 900 kişi tutuklandı.

Kanlı örgüte ait tam 139 silah deposu ortaya çıkarıldı.

İspanya'da, terör örgütü ETA ile aynı yöntemlerle mücadele etmesi için kurulan "GAL" de yapı olarak farklı değildi.

Yasadışı örgüte yapılan baskınlarda çok sayıda istihbaratçı, general ve siyasetçi gözaltına alındı.

Terör örgütünün başında, İçişleri Bakanı Jose Barrionuevo'nun olduğu ortaya çıktı.


 İstihbarat şefi ile birlikte 10 yıl ceza alan Barrionuevo, Filipe Gonzalez'in Sosyalist Partisi'ndendi.

Dahası, GAL terör yapılanmasının aslında "1 Numarası"nın Başbakan Gonzalez olduğuna inanılıyordu.

"Derin"
yapıların çözüldüğü diğer ülkelerdeki gözaltı ve tutuklamalar da farklı değil.

Kendisini, devletin yerine koyan, darbeler yapıp, hükümetler atamaya niyetli bir örgüt, zaten seçkinlerden oluşmazsa nasıl başarılı olur.

Yasama, yürütme ve yargı erklerinde örgütlenmeden, medya ve finans desteği sağlamadan, bir örgüt nasıl bir ülkenin geleceğine yön vermeye kalkışabilir.


Bu nedenle gözaltılara sınır koymak, savcıların önünü tıkamak, olsa olsa Susurluk gibi Ergenekon'un da tamamen bitirilmesini engeller.

10 yıl sonra da karşımızda, hukukun ve devletin üstünde, hiçbir sınır tanımayan daha kanlı bir örgüt buluruz.

Türkiye kaybeder.

Demokrasiye inananlar kaybeder.

Hukuk kaybeder...

BUGÜN

YAZIYA YORUM KAT