1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Özgürlük Diyenin Bilmesi Gereken İlk Şey
Özgürlük Diyenin Bilmesi Gereken İlk Şey

Özgürlük Diyenin Bilmesi Gereken İlk Şey

Ne başörtüsü ne de bir başka hak lütuf değildir. Adı üzerinde haktır, pazarlık konusu olamaz, öncelik sonralık sırasına konulamaz. Herhangi bir konuda çözüm vaat edenlerin önce bunu bilmeleri, bilmiyorlarsa da ortalığı karıştırmamaları iyi olur. Mustafa K

A+A-

Özgürlük diyenin bilmesi gereken ilk şey

Mustafa Karaalioğlu / STAR

Başörtüsü, yıllar içerisinde aldığı can sıkıcı halin yanısıra önemli ve temel bir problemdir. Zira, "örtü" sadece kelimenin birinci anlamıyla tesettürü değil, din-devlet ilişkilerinden başlayarak bir dizi sorunu da sembolize etmektedir. Türkiye gibi, daha kuruluş aşamasında toplumla ilişkilerinde onulmaz yaralar açan bir devletin artık daha fazla taşıyamayacağı bir sorundur.  

Bireyin inanç hürriyetine merkezden gelen kasıtlı ve izah edilmesi imkansız bir yasağı temsil etmektedir. Ve kabul etmek lazım ki berbat bir modernleşme enstrümanı olarak kullanılmış ve geri tepmiştir.

Bugün yeniden başörtüsünü konuşuyoruz. Kabul etmek lazımdır ki bu kez daha ilk günden itibaren eksisinden farklı bir tartışmaya dönüşmüştür. Bunun ana nedeni YÖK'ün ard arda aldığı kararlarla sorunu zaten bir parça çözüm yoluna sokmuş olmasıdır.

O da küçük bir parça değildir. YÖK'ün çözdüğü parça, CHP'nin bin nazla gündeme getirip geri çektiği, sonra yeniden getirir gibi yapıp ardından yine vazgeçtiği başörtüsü adımının ötesinde bir parçadır. CHP'nin en nihayet gelebileceği noktanın diğer kurumlarda yasağın kanunla ilan edilmesi karşılığında üniversitelerde "türban"ın serbest bırakılması olduğunu biliyoruz. Üstelik o "türban"da görünmesi gereken saç teli miktarını da bilimsel çalışmayla tespit edip ayrıca bildirecekler!

YÖK, naz yapmadan, pazarlığa girişmeden, saç teli hesabına hiç bakmadan çözümü bir üst seviyeye taşıdı. "Türban" da demeden üniversitede başörtüsünü serbest bıraktı.

CHP'nin bu saatten sonra vereceği veya pazarlığa sunacağı destek sadece sembolik olabilirdi, anlaşılan dün o sembol de uçup gitti. Başörtülülerin sorunu kadar parti olarak CHP'nin de içine düştüğü marjinal pozisyonu kurtarmaya yarayacak destek beklendiği gibi mümkün olamadı.

Esasen, siyasetin yarattığı (CHP+asker-sivil bürokrasi) bir sorunun yine siyaset eliyle (AK Parti+CHP+MHP+BDP) çözülmesi en ideal yoldur. YÖK'ün fiilen kaldırdığı yasağı parlamento resmen bitirmelidir. Bitirmelidir ki yarın, "eski güzel günler"in rüyasını görenlerin eli yine başörtüsüne uzanmasın. Daha şimdiden Yargıtay Başsavcısı'nın heveslenmesi gibi...

Meselenin bir başka yönü de hem başörtüsünü hem de bir model olarak diğer temel sorunlarda çözüm umudunu zayıflatan bir söylem biçiminin sinsice gelişmekte olmasıdır.

Onyıllardır tartışılmakta olmasına rağmen bu denli önemli bir sorunun bugün hala seçenek dışı kalmış olması gereken argümanlarla konuşulması, bırakın başörtülüleri entelektüel tahammül sınırlarını zorlamaktadır.

Birincisi... Hala başörtüsünün dinin bir emri olmadığı iddiasından bahisle örtünmeye gerekçe olmadığını söyleyenler vardır. Bu bir fikirdir ama başörtüsü yasağıyla alakası yoktur. Çünkü, başını örtenler örtünün dinin emri olduğuna inananlardır. Aksini düşünen zaten örtmemektedir.

İkincisi... Ülkenin ulaştığı özgürlük düzeyi nedeniyle yasağı açıktan destekleme imkanı kalmayanlar modacı bakışı geliştirmektedirler. Saçın biraz açıkta kalması gibi gülünç öneriler mesela... Bu gruptakiler ideal ve örnek giyim-kuşam tarzının kendi tarzları olduğuna yürekten iman etmiş olanlardır. Tesettür dahil, diğer bütün kıyafetler kendilerininkine ne kadar benzerse o kadar kabul edilebilirdir.

Üçüncüsü... Siyasi partilerin hüzün verici durumudur. Özellikle CHP ve BDP. Bu partinin sözcüleri sorunun çözümü konusundaki isteksizliklerini bu tür durumlarda kullanılan en basit öteleme hamlesi olan "Türkiye'de başkalarının sorunları yok mu? Tek konu türban mı?" sorusuyla ötelemektedirler. Geçmiş örneklerinden biliyoruz ki bu tavır, pratikte hiçbir temel sorunun çözülmemesi demektir. Temel haklarda çözüm için sıralama olamaz; böyle olsaydı mesela başörtüsü dururken Kürtlerin temel hakları sayılacak bir dizi adım atılamazdı.

Ne başörtüsü ne de bir başka hak lütuf değildir. Adı üzerinde haktır, pazarlık konusu olamaz, öncelik sonralık sırasına konulamaz. Herhangi bir konuda çözüm vaat edenlerin önce bunu bilmeleri, bilmiyorlarsa da ortalığı karıştırmamaları iyi olur.

STAR

HABERE YORUM KAT

2 Yorum