1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. DİYARBAKIR

  4. Özgür-Der’e Saldırılar Diyarbakır’da Protesto Edildi
Özgür-Der’e Saldırılar Diyarbakır’da Protesto Edildi

Özgür-Der’e Saldırılar Diyarbakır’da Protesto Edildi

Özgür-Der’e yönelik hedef göstermeler ve saldırılar Diyarbakır’da düzenlenen kitlesel basın açıklamasında protesto edildi.

A+A-

Özgür-Der Van şubesi ve Özgür-Der Bağlar temsilciliğine yönelik molotoflu ve silahlı saldırı Diyarbakır’da protesto edildi.

Özgür-Der Diyarbakır şubesinin organize ettiği kitlesel basın açıklamasına, çok sayıda kurum temsilcisi de destek verdi. Eylemde, kurum temselcilerinin yanı sıra yapılan basın açıklaması, atılan sloganlar, açılan pankart ve dövizlerle Özgür-Der’e yönelik saldırılar lanetlendi.

“Rastî Naye Veşartın Komeleya Azadî Bedeng Namîne” pankartının açıldığı eylemde, “Gerçekler Molotofla Yanmaz Kurşunlarla Ölmez, Tehdit ve Saldırıyla Gerçekler Gizlenemez, İslami Hareket Engellenemez, Hasbunellah Wenimel Wekil” gibi dövizler taşındı.

Memur-Sen: Özgürlüklerden bahsedenlerin özgürlükleri kısıtlamaları kabul edilemez

Eylem Diyarbakır Memur Sen İl Temsilcisi Yunus Memiş’in kısa konuşmasıyla başladı. Özgürlüklerden bahseden bir kesimin özgürlükleri kısıtlamasının söz konusu olduğunu belirten Memiş, “istedikleri gibi kendilerini özgürlük yanlısı ifade etsinler, bunun adının dayatma olduğunu” açık dedi. Hiç kimsenin başkasının düşüncesini ifade özgürlüğünü engellemesinin kabul edilemeyeceğini ifade Memiş, her kesimin olduğu gibi Özgür-Der’in de düşüncesini ifade özgürlüğü olduğunu ve bugün bunun engellenmesini lanetlediklerini söyledi.

Mustazaflar Cemiyeti: Tahakküm ve baskıyla hiçbir düşünce başarıyla ulaşmamıştır

Ardından Mustazaflar Cemiyeti adına Tesettüre Çağrı Platformu Başkanı Mehmet Duyu sözü aldı. Özgür-Der’e yönelik saldırıları kınayarak sözlerine başlayan Duru, tahakküm ve baskıyla hiçbir düşüncenin başarıya ulaşamadığını ifade ederek, “Kürdistan’da yaşanan şeyler halkımızın gözleri önünde cereyan eden şeylerdir. Günü ve zamanı gelince halkımızın bu olaylara gereken tavrını koyacağına inanıyorum. Özgür-Der’e geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.” dedi.

Diyanet-Sen: Bugün hepimiz Özgür-Derliyiz…

Eylem Diyanet-Sen Diyarbakır Şubesi Başkanı Ömer Evsen’in destek konuşmasıyla sürdü. Kadim bir coğrafyanın, kadim bir halkının bugün birbirini eziyor olmaya çalışmasının nedenini anlamakta güçlük çektiğini belirten Evsen, “Bugün burada Özgür-Der’le dayanışmak için bulunuyoruz. Bugün mazlumdan yana zalime karşı dik duruşumuzu göstermek için buradayız. Bugün özgürder susmaz susturulamaz demek için buradayız. Bugün dilsiz şeytan olmamak için buradayız. Bugün hepimiz Özgür-Derliyiz…” diye konuştu.

İnsan ve Erdem: Özgür-Der’e şahidiz!

Evsen’in ardından sözü İnsan ve Erdem Hareketi Başkanı Ahmet Ay aldı. İngilizlerin çizdiği sınırlara atıfta bulunarak, bölük börçük edilen coğrafyanın insanlarının birbirini boğazladığını dile getiren Ay, “Özgür-Der’i çok iyi biliriz. Onların zulme karşı duruşlarını, şahitliklerini çok iyi biliriz. Biz de onların mücadelelerinin şahitleriyiz.” Dedi. Ay, Özgür-Der’e yapılan saldırıların, insanların hayrına olmadığını ifade ederek, “çözüm sürecini baltalayacak bütün hareketlerden uzak durmamız lazım.” uyarısında da bulundu.

Yılmaz: Devletin yöntemleri çözüm olsa kendine yarardı!

Özgür-Der Diyarbakır Kurucu Başkanı Serdar Bülent Yılmaz ise yaptığı konuşmada, Özgür-Der’in şahsında hayır kurumlarına karşı linç kampanyası başlatıldığını söyledi. Yılmaz, 30 yıldır süren kirli savaşın henüz tam önüne geçilmemişken, Suriye üzerinden yapılanları Kürdistan’ın hayrına yormadıklarını ve yüzyıllardır devletin uyguladığı yöntemlerle Özgür-Der’i susturmaya çalışanların, bütün baskı ve tehditlerine rağmen susturamayan devletin uygulamalarından bir şey anlamadıklarının göstergesi olduğunu belirtti.   

Molotof atan gençlere ve BDP’ye çağrıda bulanan Yılmaz, gençlere dezenformasyonla yanlış yönlendirildiklerini hatırlattı, BDP’ye ise süren bu saldırılara karşı neden sessiz olduğu soruldu.

“Özgür-Der susmaz susturulamaz”

Eylem, Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Murat Koç’un sık sık “Zulme Karşı Direneceğiz, Tehditler Bizi Yıldıramaz, Uyan Diren Özgürleş, Özgür-Der Susmaz Susturulamaz” şeklinde sloganlarla kesilen basın açıklamasını okumasıyla sona erdi.

Eylemin ardından kurum temsicileri Özgür-Der Diyarbakır şubesine geçmiş olsun ziyaretinde de bulundu.

Foto Galeri İçin Tıklayınız!...

diyarbakir_ozgurder_protesto_-(3).jpg

diyarbakir_ozgurder_protesto_.jpg

diyarbakir_ozgurder_protesto_-(4).jpg

diyarbakir_ozgurder_protesto_-(2).jpg

Foto Galeri İçin Tıklayınız!...

Okunan basın açıklamasının tam metni:

ÖZGÜR-DER’E SALDIRILAR ACZİYET ve TUTARSIZLIĞIN İTİRAFIDIR!

13 Ağustos 2013 - Salı

Batı Kürdistan’da PYD ile çeşitli direniş grupları arasında meydana gelen çatışmaları bahane ederek, Rojava’da Kürt halkına yönelik bir katliam olduğu ve bu katliama Suriye halkına yardım eden kuruluşların silah ve militan taşıdığı yönündeki düzeysiz propaganda son hızıyla sürüyor. İçinde İHH ve Özgür-Der’in de olduğu İslami kuruluşları hedef alan çarpıtma ve saptırmalar, hakaret ve iftiralar eşliğinde tehdit ve hedef göstermelere, oradan da fiili saldırılara vardı. Önce 8 Ağustos gecesi Özgür-Der Van şubesine Molotoflu ve silahlı saldırı, ardından da 12 Ağustos gecesi Özgür-Der Bağlar temsilciliğine molotoflu saldırı düzenlendi. Her iki saldırıyı da YDG-H isimli PKK’ye bağlı grup twitter hesabından yaptığı açıklama ile üstlendi.

Yoğun dezenformasyon ve çarpıtma kampanyasının hedefine oturtulan Özgür-Der’in özellikle yaptığı yardımlar, Suriye konusundaki paneller, basın açıklamaları çarptırılıp, bu çalışmaların fotoğrafları PKK’ye yakın çeşitli gazete, televizyon ve internet sitelerinde yayınlanarak, fotoğraflarda yer alan kişi ve kurumlara iftiralar atıldı ve hedef gösterildi. PKK medyası, Suriye’ye yapılan yardımlarda görev alan arkadaşlarımızın resimlerini paylaşarak bu kişilerin Suriye’ye Kürtleri öldürmeye gittiklerini, yardım kamyonlarının içinde katliamda kullanılmak için silahlar olduğunu söyleyecek kadar iftiralarını ileri vardırdı. Özgür-Der’i, El-Kaide ile irtibatlandırıp, yayınladıkları ve Rojava’da gerçekleştiğini iddia ettikleri vahşet ve katliam görüntülerini de ekleyerek Özgür-Der’i itibarsızlaştırmak, yardım faaliyetlerini önlemek ve camiamız aleyhine tabanlarında ve halkta bir öfke oluşturmak için çaba gösterdiler.

Bizler ise Özgür-Der olarak bu görüntülerin Rojava’ya ait olmadığını farklı zamanlarda ve farklı yerlerde yaşanmış katliamlara, vahşetlere ait olduğunu gösterdik. Hatta kullanılan resimlerin içinde depremlerde çekilmiş fotoğraflar bile vardı. Bu görüntülerin Rojava’ya ait olmadığını söylememiz ve ispat etmemiz karşısında yalan haberler yapıp kamuoyunu aldattıkları için halktan özür dilemesi gerekenler, bilakis daha büyük bir yüzsüzlük yaparak Özgür-Der’i “Rojava katliamını desteklemek”le suçladılar.

Elbette, PKK medyasının her haberine iman etmiş kesimler için bizim açıklamalarımızın bir önemi olmadığını biliyoruz. Zaten biz de ulusalcılık zehrini içmiş kesin inançlıları ikna etmek için değil, Özgür-Der ve Suriye yardımlarımız konusunda zihinleri kirletilen kamuoyunu aydınlatmak için açıklamalarda bulunuyoruz.

Buradan PKK’ye soruyoruz; İddialarınızda haklıysanız niçin bunları ispat edecek bir tek gerçek resim karesi, bir tek video görüntüsü bile yayınlayamıyorsunuz? Niçin o bölgeye giden gazetecileri geri çeviriyorsunuz? Niçin, Kürdistan bölgesel yönetimi lideri Mesut Barzani bile size inanmıyor? Madem haklısınız, niçin elinizdeki devasa medya imkanlarıyla fikirlerimize yine fikirlerle cevap vermek yerine, iftira, hakaret, tehdit, kurşun ve molotofla karşılık veriyorsunuz? Bu yaptığınız haksızlığınızın bir çeşit itirafı ve acizlik değil de nedir?

Buradan BDP yönetimine de seslenmek istiyoruz; yıllarca demokrasi, insan hakları, düşünce özgürlüğü, örgütlenme hürriyeti diye bayraklaştırdığınız ilkeleriniz konusundaki bir çifte standart içindesiniz?! Sizin gibi düşünmediğimiz için tabanınızın saldırılarına maruz kalmamızı haklı mı buluyorsunuz?! Günlerdir burnunuzun dibinde, Kürdistan’ın kalbinde “halkınıza(!)” gerçekleştirilen bu saldırılar karşısında niye sessizsiniz? Ne oldu demokrasinize, insan haklarınıza?! Sakın sizden bu konularda tutarlılık göstereceğinizi beklediğimizi sanmayın! Ama kamuoyunu bu konularda aydınlatmak gibi bir “siyasi vazifeniz” var!

Fakat maatteessüf  görüyoruz ki, sözkonusu çevreler bu çelişkiyi örtmek, saldırganlığı meşrulaştırmak için daha fazla yalan, daha fazla dezenformasyon ve daha fazla şiddete ihtiyaç duyuyor. Şiddeti, baskıcı-faşizan tutumlarının aracı kılanlar bu kez de saldırılarına gerekçe olarak Özgür-Der’in “Kürtleri katleden çetelere destek” verdiği yalanına sığınıyorlar. Biz böyle çirkin bir iftirayı şiddetle reddediyoruz!

Böylece bir kez daha gördük ki, on yıllardır devletin baskısından, muhalif düşüncelere tahammülsüzlüğünden, tektipleştiremediği unsurlara karşı inkar ve imha siyaseti izlediğinden, faili meçhullerden şikayet edenler tutum ve eylemleriyle eleştirdikleri devletin ahlakını ve tarzını birebir benimsediklerini, içselleştirdiklerini ortaya koymuşlardır. Kurban celladına, mazlum zalimine benzemiştir.

Özgür-Der’in Baas zulmüne karşı Suriye halkının intifadasına verdiği destek ve mazlum ve mağdur kardeşlerimize yardım çabaları hakkında karalama kampanyası yürütenler, bu çabalarımızı “çetelere destek” şeklinde iftiralarına malzeme yapanlar Baas rejimine dolaylı suç ortaklığı yapmakta, Rojava da dahil Suriye’de yardım alamadığı için açlık, gıdasızlık, ilaçsızlık ve benzeri nedenlerle ölen kişilerin vebalini de yüklenmektedirler.

Şu sıralar Rojavaya yardım yarışına girerek ne kadar hümanist olduğunu gösterenler, bizlerin yaptığı yardımları engellemeye çalışarak ve yardımı dahi etnik ve ideolojik temelde ele alarak ne kadar “insani(!)” bir duruş sergilediklerini ispatlamış oldular.

Bizim iki buçuk yıllık süreçte Suriye halkının özgürlük mücadelesine desteğimiz ortadadır. Ya bize çirkin iftiralar yöneltenler! Madem çok insani bir duruşunuz var ve katliamlar karşısında bu kadar duyarlısınız, üç yıldır yüzbinden fazla sivilin Esed tarafından katledilmesine, milyonlarcasının evsiz kalıp muhacir olmasına, ekmek kuyruklarında bombalanıp can vermelerine, çocuklara dahi tecavüz edilmesine, açlık ve ilaçsızlıktan ölmelerine niçin bu kadar zamandır sessiz, kör ve sağır kaldınız? Özgür-Der iki yıldır Rojava’ya yardım ederken siz ne yapıyordunuz? İnsanlık, vicdan ve erdem adına ortaya koyabileceğiniz tek bir çabanız oldu mu? Hayır, olmadı! Tersine sistematik biçimde direnişi karaladınız, Baas rejiminin propagandadif söylemlerini tekrarladınız. Katliamlara göz yumdunuz. Ve şimdi bizlere insanlık dersi vermeye kalkışıyorsunuz. Bu kabul edilemez!

Suriye halkının iki buçuk yıldır yaşadığı vahşeti görmezden gelenlerin, Arap, Kürt, Türkmen, Hıristiyan on binlerce insanın hunharca katledilmesine en küçük bir itirazda bulunmayanların, hatta Baas rejiminin ağzıyla direnişi bir komplo olarak niteleyenlerin, İslami direniş güçlerini akıl almaz iftiralarla karalayanların bugün kalkıp sahteliği ayyuka çıkmış görüntüler üzerinden insanlığımızı sorgulamaları tek kelimeyle ibretliktir!

Bir kere daha hatırlatıyoruz. Saldırılarınızla bizi susturamaz, gerçekleri örtemezsiniz. Bu tür tavırlar sadece acziyetinizin ve iddialarınızın altının boş olup tartışılmasından korktuğunuzun göstergesidir. Ve hiç kuşkusuz bu saldırılarınıza bakarak tüm halkımız, fırsat bulduğunuz zeminlerde nasıl bir ortam tesis etmeye niyetli olduğunuzu, zulüm ve propagandanıza boyun eğmeyecek oluşumlara karşı nasıl canavarlaşabildiğinizi de açıkça görmekte ve öğrenmektedir. 13.08.2013

 

Murat KOÇ

Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı

HABERE YORUM KAT

7 Yorum