1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Özgür-Der Üniversite Gençliği "Laik Rejimleri" Konuştu.
Özgür-Der Üniversite Gençliği "Laik Rejimleri" Konuştu.

Özgür-Der Üniversite Gençliği "Laik Rejimleri" Konuştu.

Özgür-Der Üniversite Gençliği tarafından düzenlenen kitap forumunda "İslam Topraklarında Otoriter Rejimler" kitabı tartışıldı.

A+A-

Özgür-Der Üniversite Gençliği, düzenlediği kitap forumunda Bilgi Üniversitesi Yayınları'ndan çıkan Pierre-Jean Luizard'ın "İslam Topraklarında Otoriter Rejimler" eserini değerlendirdi. Enes Selim ve Sümeyye Selim'in konuşmacı olduğu programda ilk sunum, Sümeyye Selim'e aitti. III. Selim ile başlayan Osmanlı'nın Batılılaşma serüveninden bahseden Selim, bu yönde yapılan reformlara değindi. Bu minvalde Tanzimat Fermanı'ndan Islahat Fermanı'na giden süreçte hayata geçirilen uygulamalardan bahsedildi. Hayata geçirilen bu uygulamaların ulema tarafından tepkiyle karşılandığına değinen Selim, Genç Osmanlı'lardan Jön Türk'lere giden süreçte yaşanan değişimin daha laik bir yönde olduğunu söyledi. Artık İslam'ın yerine bilimi geçirmek gibi bir hedef söz konusudur.

sumeyye_kuscu.jpgKitaptan bölümler aktarmaya devam eden Kuşçu, Jön Türklere karşı yaşanan 1909 ayaklanmasının, iddia edildiğinin aksine istibdat istemediğini belirtti. Şeriat isteyen seslerin yükseldiği ayaklanmanın kanlı bir şekilde bastırıldığını ifade etti. Birinci Dünya Savaşı sürecine değinen Selim, Türkçülük akımının yükselişi ve İttihat-Terakki döneminde yaşanan baskılardan söz etti. Osmanlı'nın yaşadığı sürece benzer bir süreç yaşayan İran'daki modernleşme hareketinden söz eden Selim, Kaçar Hanedanı'nda ulemanın konumundan bahsetti. Türkiye'de Fransız laikliğinin halkı Müslüman olan diğer ülkelerde de model alındığı söylendi. Bu model baz alınarak gerçekleşen uygulamalar İran'da Rıza Şah tarafından örnek alınmıştır.

Sümeyye Selim'in ardından sözü alan Enes Selim, yazarın kitapta işlediği tezlere özet bir şekilde değindi. Laikliğin Ortadoğu'da otoriter bir hal aldığını, Türkiye'nin bu noktada Laikliğin en sert şekilde uygulandığı ülke olma gibi bir farka sahip olduğunu belirtti. Buna örnek olarak Şeyh Said Kıyamı'nda 15 bin civarında kişinin katledilmesi ve İstiklal Mahkemeleri'nde aralarında kanaat önderlerinin de bulunduğu binlerce kişinin idam edildiğini hatırlattı. Bu sert politikaların ardından gelen nispi özgürlük ortamında DP'nin naif uygulamalarına rağmen askerin darbesine maruz kaldığını söyledi. Bu darbe ile ordu, Kemalist-laik vesayetin bekçisi rolüne bürünmüştür.

Sert laikleştirici adımların Tunus'ta da atıldığını belirten Selim, bu meyanda çıkarılan Şahsi Statü Kanunu, zaviyelerin yıktırılması, İslami hareketlerin bastı altına alınmasının sayılabileceğini söyledi. Suriye'de, Baas yönetimine karşı Hama'da Halep'te direnişler yaşandığını, İhvan'a üye olmanın bile ölüm cezasıyla karşılandığı bir vasattan söz etti. Mısır, İran, Cezayir ülkelerinde benzer süreçler ve zulümlerin yaşandığını beyan etti. Konuşmacı, İslam topraklarında uygulanan laikliklerin tek partici, devletçi ve darbe eksenli ortak özelliklere sahip olduğunu dile getirdi.

Orduya duyulan güvenin mahiyeti, laikliğin Müslüman topraklarda başarılı olmayışının sebepleri, Türkiye'de uygulanan laiklik modelinin niteliği, İslam ve Hıristiyanlık arasındaki farkların laikliğin uygulamalarına yansıyan boyutu gibi konuların tartışıldığı kısmın ardından program sona erdi.

Haber:Ali Ekber Konuk
Fotoğraf: Şeyda Tahmaz

unigenc.jpg

unigenc2.jpg

HABERE YORUM KAT