1. HABERLER

  2. BASIN AÇIKLAMASI

  3. Özgür-Der: Bildiri de Yanlış, Bildiricilerin Gözaltına Alınması da!
Özgür-Der: Bildiri de Yanlış, Bildiricilerin Gözaltına Alınması da!

Özgür-Der: Bildiri de Yanlış, Bildiricilerin Gözaltına Alınması da!

Özgür-Der, yayınladıkları bildiriyle PKK/HDP’nin hendek siyasetine arka çıkan akademisyenlere soruşturma açılmasıyla ilgili bir basın açıklaması yayınladı.

A+A-

HAKSÖZ-HABER

Özgür-Der, yayınladıkları bildiriyle PKK/HDP’nin hendek siyasetine arka çıkan akademisyenlere soruşturma açılmasıyla ilgili bir basın açıklaması yaptı.

Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya imzasıyla kaleme alınan açıklamada, bildirinin mahiyet olarak içerdiği tutarsızlıkların altı çizilmekle birlikte söz konusu bildiriyi imzalayan insanların yargılanmasının tutarlı olmadığı görüşüne yer verildi.

Basın Açıklamasının Tam Metni:

BİLDİRİ YANLIŞINA YANLIŞ ARAÇLARLA MÜDAHALE EDİLMESİN!

15 Ocak 2016

Sonunda korkulan oldu ve günlerdir hararetli bir tarzda tartışılmakta olan bildiri karakola düştü! Devletin tepe noktalarından yükselen suçlamaların ardından savcılıkların harekete geçmesi neticesinde çeşitli illerde açılan soruşturmalar yetmezmiş gibi, Kocaeli Başsavcılığı’nın haklarında gözaltı kararı verdiği Kocaeli Üniversitesinde görevli 21 kişiden 12’si bugün polis tarafından gözaltına alındı.

Yanlışların, yanlış araçlarla tashihi ya da tasfiyesine girişmenin sağlıksızlığına ve bu tür işgüzarlıkların daha vahim yanlışlar dizisine yol açabileceğine dikkat çekiyoruz!

Hiç kuşkusuz, 11 Ocak tarihinde ‘Barış İçin Akademisyenler’ ortak imzasıyla yayınlanan ve Türkiye’nin kamuya ait ve özel muhtelif üniversitelerinden 1128 öğretim üyesi ve görevlisinin altına imza attıkları “Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiri gerek içeriği, gerek konumlanışı itibariyle vahim yanlışlar taşımaktadır.  

Söz konusu bildiri öncelikle klişeleşmiş barış söylemlerini öne çıkartarak yüzleşilmesi gereken gerçekleri perdelediği gibi, Kürt illerinde süregelen çatışma olgusunun sorumluluğunu tümüyle devlete yükleyerek “devrimci halk savaşı” hülyalarıyla bölgeyi bir ateş topuna çeviren PKK’yı arkalamaktadır. Bilhassa örgütün son süreçte ısrarla ve inatla yürüttüğü hendek-barikat siyasetiyle yol açtığı derin mağduriyetler karşısında bile bu kirli ve sonuçsuz kalmaya mahkûm stratejiye yönelik tek bir eleştiri dahi getirmeyerek kendini adaletten ve basiretten fersah fersah uzak bir konuma oturtmaktadır.

Ağırlıklı biçimde sol ideolojik konumlanma içindeki aydınların nostaljik tutumlarını yansıtan bu bildirinin ortak paydasında barış ve kardeşlik arayışının olduğu asla söylenemez. İmza sahiplerinin pek çoğunun yanı başımızda tam 5 yıldır özgürlük talebiyle ayağa kalkan Suriyeli kardeşlerimizin feryatlarına nasıl kulak tıkadıklarını ve türlü argümanlarla zalim Esed diktatörlüğünün savunuculuğuna soyunduklarını iyi biliyoruz.

Vicdan ve adalet vurgusuna rağmen bu bildirinin son derece sorunlu bir ruh halini yansıttığı; Kürt milliyetçiliğinin ve onun temsilciliğini üstlenmiş örgütün şiddet tapıcılığının tezkiye edilmesinin arkasında ‘AKP nefreti’nin bulunduğu rahatlıkla görülebilmektedir. İşte bu ‘nefret ve körlük iklimi’ söz konusu ‘akademisyen ve araştırmacılar’ı kaçınılmaz olarak güdük ve tutarsız tavırlara sürüklemektedir.

Mamafih burada dile getirdiğimiz tüm bu itirazları, eleştirileri mahfuz tutarak; tutarsızlıklar manzumesi sayılması gereken bu bildiri meselesiyle ilgili olarak yargı mekanizmalarının devreye sokulmasının da tutarlı bir tavır olmayacağının altını çiziyoruz. Sonuçta tepeden tırnağa yanlışlar içerse de ortada bir bildiri, bir görüş beyanı bulunmaktadır. Haksızlık, tutarsızlık söz konusu olabilir, hatta dolaylı yollarla PKK vandalizmine arka çıkıldığı da söylenebilir ama açık bir tarzda şiddete çağrı yapıldığı ya da doğrudan şiddetin savunulduğu iddia edilemez. Dolayısıyla siyasi, vicdani, akademik açılardan kıyasıya eleştirilmeyi hak ettiklerini düşünmekle beraber ortak bir bildiri aracılığıyla görüşlerini kamuoyuyla paylaşan bu kişilerin adli takibata uğratılmasının kabul edilemez olduğunun altını çiziyoruz.

Abartılı, gereksiz ve ölçüsüz bir devlet refleksi olarak gördüğümüz bu tutumu kınıyor; siyasi yönlendirmelerle atıldığı anlaşılan adımlarla hukukun tesisinin mümkün olmayacağı gibi, gereksiz mağduriyetler üzerinden sahte kahramanlar üretme yanlışına kapı aralanmaması gerektiğini de hatırlatıyoruz.

Rıdvan Kaya

Özgür-Der Genel Başkanı

 

 

HABERE YORUM KAT

17 Yorum