Özgür-Der Batman Seminerleri Başladı

12.10.2010 00:36
Özgür-Der Batman Seminerleri Başladı
Özgür-Der Batman Şubesinde 2010-2011 dönemi haftalık seminerleri başladı. “Sahabenin Yetişme Süreci”nin anlatıldığı ilk sunum Şefik Sevim hoca tarafından yapıldı.

Salonunun yeterli olmaması nedeniyle gündüz saat 13.30'da bayanlara, akşam 20.00'da baylara olmak üzere aynı seminer iki defa sunulmakta. Batman şubesinde seminerlerin Cumartesi günleri dönüşümlü olarak bir hafta seminer bir hafta tefsir dersleri şeklinde sunulacağı belirtildi.

Şefik Sevim hoca sunuma ilk kur'an nesli olan sahabenin vahiy algısının nasıl olduğuyla başladı. Sahabe vahye bir teori metni olarak yaklaşmadığını, Vahyi pratiğe aktarmak, hayata hakim kılmak için okuduğunu belirterek zaten vahyin de ilk mesajlarıyla teori ve pratiği birbirinden ayırmayıp, ikisini birlikte ele aldığını, bir taraftan teorik alanda yaşanan sapmaları gündeme getirip tashih ederken aynı anda teorik alandaki sapmanın bir uzantısı olarak pratik alanda yaşanan sapmaları, fıskı, fucuru, adaletsizlikleri gündeme taşımış ve onları yerle bir edip hem teoride hem de pratikte hakkı ve adaleti tesis etme mücadelesini başlattığı tespitinde bulundu.

Daha sonra İlk kur'an neslinin eğitimi ve ilk kur'an neslinin oluşum sürecinden çıkarılabilecek tespitleri şöyle sıraladı.

* İdraklerin diri olduğu günün belirli saatlerinde "tertil" üzere yani ciddi, sürekli ve programlı bir şekilde Kur'an okuma eylemiyle Rabbimizin emirlerini öğrenme sağlanmıştır.

* Müslüman olmayanlarla yapılacak tartışmada "hikmetle ve güzel öğütle" çağrıda bulunmanın ve onlarla "en güzel şekilde mücadele et" menin yolunun önceden muhkem ayetler ışığında veya bu çerçevede alınan kararlar doğrultusunda belirlenmiş olduğu ve Müslümanların da eğitilmiş bulunduklarını görmekteyiz.(Ahzab/ 44 , Nahl/ 125)

* Kur'an'ın ağır ağır okunabilmesi için onu okuma parçalarına ayırıp azar azar indirdiğine işaret etmekte ve Resul'e bir kerede indirilmediği "tertil üzere iletildiği" bildirilmekte.

Bu vurgular hem tebliğ ve hem eğitim sürecinde merhalelerin gözlendiğine, toplumu ve nefisleri değiştirme metoduna önem verildiğine, hem de Kur'an-i mesajı taşıyan dışa dönük bir kimliğin ciddi bir eğitim süreciyle oluşturulabileceğine işaret etmekte.

* Vahyin ilk dönemindeki yoğun iç eğitimin İslam kimliğini temsil edebilen güçlü bir kadronun oluşmasına imkân sağladığı tespitini çıkarmamız mümkün.

* Erkam'ın evinden hareketle gizli bir tebliğ çabasından bahsetmek zor. Müslümanların kimliği, yeri, yurdu bilinmekte, ama iç programları sadece kendi denetimlerindeki mekânlarda yapılmaktadır.

* Resulullah'ın İslam'a giren ilk Müslümanların evleri arasında dolaştığını ve mühtemelen değişik evlerde yapılan Kur'an'ı esas alan eğitim çalışmalarını sevk ve idare ettiğini Şuara 218 'den çıkarabiliriz.

* İlk İslami yapılanma sınıf ve statü farklılığına göre değil, iman kardeşliği esas alınmıştır. Talep edenler varken ayrıcalıklı ve güçlü özellikleri olan kişilere yöneldiği için peygamber efendimiz ikaz edilmiştir. (Abese / 1-12)

* Kehf 28: " Nefsini sabah akşam rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber tut. Gözlerin dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan başka yana sapmasın."

Ayette vurgulanan öncelikle ilahi mesaja iman etmiş kişilerle iç bütünleşmenin tamamlanması gerekir.

* İlk surelerden olan Vakıa'da sabikun ideali özendirilmekte.

* Artan işkenceler altında dahi kendilerine tanınan hicret iznini ve takiye yapma ruhsatını büyük bir çoğunluk kullanmayarak Resulullah etrafında kenetlenmişlerdir.

* Mekke döneminde savaşa ve silahlı eyleme izin verilmemiştir. Fiili güçleri oranında bir direnişe çağırılmışlardır.

* Mekke döneminde inzal olan "yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz." Hükmünü taşıyan ilk ayetler sadece Tevhid inancını ve ilah birliğini değil mü'minlerin de birliğini ve biz bilincini telkin etmekte.

* "Kavlu leyyin" duyarlılığı oluşturulmuş, yakınlarla kurulan diyalogda ilkeli fakat nezaketli bir tarz esas alınmıştır.

* Mekki surelerde, Müslümanların varlıklarını devam ettirebilmeleri için ilkeli bir şekilde aile bağı, kabile bağı gibi bir takım imkânları değerlendirmeleri gerektiğine dair işaretler bulunmakta"yakın olanları uyar." İlkesi vurgulanmıştır

* İlk Kur'an neslinin yetişmesinde fiziki ve manevi anlamda bu ruhu taşıyan aile daha özelde de mekânın işlevsel ruhu dikkatimizi çekmekte.(Dar-ul Erkam)

* Mevdudi'nin ifadesiyle; insanlarda Kitabullah'ın ruhunu anlayacak basiretin yaratılması hedeflenmiştir.

* Mekke'de davetin ilk yıllarında Ahiret inancına büyük önem verilmiştir. Tevhid ile beraber uhrevi duygular yoğunlukla işlenmiştir.

Yatılı eğitim ortamlarının kimlik şekillenmesinde önemli bir zemin olduğunu belirterek sözlerine Suffa mektebinin sahabeye kazandırdıklarını özetleyerek devam etti.

1- Özveri: İslam devleti tarafından öğretmenlere Resulullah zamanında verilen maaşlarla ilgili bir delil ve bir bilgiye kaynaklarda rastlanmamaktadır.

2- Yaklaşık 400 sahabe

3- İslamı öğrenmek üzere gelen yabancılar orada kalabilmekteydi.

4- Cömertlik: Sa'b İbni Ubade her gün 80 talebenin yiyecek ve içeceğini temin etmekteydi. ( Kur'an eğitiminde cömertliğin fonksiyonu)

5- Organizasyon: M. Hamidullah'a göre; Resulullahın buradaki izdiham ve kümelenmeyi dağıtmak üzere başkentteki mahallelerde ilkokul yahut hazırlık okulları diyebileceğimiz birçok diğer okullar açmıştır.

6- Halkın içinden olma: Resulullah öğrenmenin yegâne yolunun yazılı şeyleri okumaktan ibaret olmadığı gerek kendisinin gerekse naiplerinin daima halkın arasına karışıp her şeyi yakından takip etme, faydalı gördükleri her fırsatta halkla iletişim kurma cihetine girmişlerdir.

Daha sonra Kur'an nesli oluşum aşamalarını şöyle sıraladı

1 – Davete icabet eden insanlar, ilk olarak, zihni ve imâni planda manevi bir hicreti gerçekleştirerek, cahiliye inancından İslam'a, şirkten tevhide, Allah'tan gayrı veliler, şefaatçiler, ilahlar edinmekten sadece Allah'ı ilah ve Rab edinmeye doğru geçiş yaptılar.

2 – İman ettikleri bu vahyi ölçü, kural ve değerleri teorik olarak zihinlerinde barındırma zaafına düşmeden, hemen hayata taşıma cehdi içine girerek ameli planda ikinci bir hicreti gerçekleştirdiler. cahiliye amellerinden tevhidi salih amellere doğru hicret ettiler.

3 – Bu imani ve ameli hicretlerle fıtrat ve vahiy buluştu, bütünleşti ve böylece İslami şahsiyet oluştu. İslami şahsiyeti oluşan mü'minler, teorik imanlarıyla cahiliye toplumu içinde bireysel bir hayatı yaşamadılar, tam tersini Allah'ın ayetleriyle yönlendirmesi sonucunda akide ortak paydasında bir araya gelip, inançlarını hayata geçirerek bireysel iradelerinin bileşkesi olarak kolektif iradeyi ürettiler. Fatiha'da ifadesini bulduğu gibi "biz" bilinciyle Allah'ın ipine topluca sarılarak ilk Kur'an neslini / Kur'an toplumunu, ilk ümmet nüvesini inşa ettiler. Böylece cahiliye toplumuna alternatif İslami yapıyı gerçekleştirerek, cahiliye yapısından tevhid toplumuna doğru yapısal planda üçüncü bir hicret gerçekleştirdiler.

4 – Allah'ın yönlendirmesi ve Resulünün önder ve örnekliğiyle bir vücudun uzuvları, bir binanın tuğlaları gibi bütünleşip kaynaştılar. Muhteşem iman kardeşliğinin örnekliğini, Hablullah'a topluca sarılarak, Allah yolunda kurşunla kaynatılmış binalar gibi saf tutarak ve zulme uğradıklarında topluca karşı koyarak, tek tek gövdelerinin üzerine dikilen ilkeli, onurlu, tutarlı İslami şahsiyetlerin tevhid ortak paydasındaki birliğiyle ekin meselindeki bütünlüğü, dayanışmayı ortaya çıkardılar. Aralarında sevgiyi, merhameti, birbirine sahip çıkmayı, adaleti, eminliği ve fedakârlıklarda yarışmayı en güzel biçimde yaşamlaştırdılar.

5 – İmanın imtihanını vermeden, sadece iman ettik demekle kurtulamayacaklarının bilinciyle vahye dayalı bilgilerini önce bilince sonra da amellerine hakim kılarak hayatı ibadet kılma çabası içine girdiler. Emanet ve ahidlerine riayette, işbölümü ve sorumluluklarını yerine getirmede çok dirayetli ve fedakar bir örneklik oluşturdular. İşlerini aralarında şura ile yürüttüler. Dar-ül Erkam'da kitabın ve hikmetin eğitimini alarak Kur'an'la teçhiz oldular, bütün mü'minlerin Kur'an okuma ve anlama, fıkhetme çabası içinde olduğu, yani lugavi anlamıyla herkesin müçtehid olduğu Müçtehid Toplumu oluşturdular. Hem bireysel ve hem de cemaat planında vahyin şahidliğini, tevhidi mesajın hal ve kal ile tavizsiz tebliğini üstlendiler.

Son bölümde günümüz Kur'an Nesli Oluşturmada Önerilerle seminer sona erdi.

Kur'an nesli projesi Kur'an'nın ilk suresinde yönlendirildiği ve ilk Kur'an nesli pratiğinde de yaşandığı gibi ekonomik, sosyal, siyasal bütün alanlarda egemen sisteme karşı açık tavır koyma, ondan ayrışma, onu değiştirme ve bu amaçla öncelikle de insandan başlayarak toplumu cahiliyeden ayrıştırıp vahyin ölçüleri ile dönüştürme iddiası olan bir projedir.

Örgütlü ve sistemli bir şeytanlaşma süreci yaşıyoruz. Egemen sistem daha kuşatıcı ve yönlendirici. İmkânlı olmak, statü kazanmak, zenginlik gibi hasletler de programlı bir ıslah projesi kapsamında değerlendirilmediğinden tahripkar olmaya başlamakta. Bu yakıcı gerçekliğimiz mü'minlerin Kur'an nesli oluşturma çabalarını öncelikli kılmayı hayati bir gündem olarak önümüze koymakta. Bu çerçevede bu çabalarla ilgili sağlıklı tespit, değerlendirme ve önerilerde bulunmak toplumsal şahitliğimiz için gerekli olduğu bilinmelidir.

Bu çerçevede Seyyid Kutub'unKur'an nesli için önemsediği Kaynak, Metod ve Cahiliyeden arınma hassasiyetler merkezde tutulmalıdır.

Siret-i Rasul'ün örnekliğinden anladığımız kadarıyla, hayatın içinde, Kur'an'la eğitimini pekiştiren, başından itibaren kimliğini gizlemeyen ve her türlü zulüm ve şirke "hayır" diyen, akidevi ve siyasi uzlaşmacılığı aşan, gücü oranında egemen münkeri değiştirmeye çalışan istikrarlı, kararlı ve adanmış bir çabayı ifade eder.

Tabii ki idealimize ulaşma çabalarımızda, kazanımlarımızdan çıkan ve sürecimize kolaylık sağlayacak maruf bir örfümüz ve kurallarımız da olmalıdır. Örneğin aile ve çocuk eğitiminden, kadın-erkek ilişkilerinden ekonomik alana, alternatif eğitim imkanını örgütlemekten tebliğ biçimlerine, ve sistem içi araçları değerlendirme ve ölçme noktasına kadar ortaya bir program koyabilmeli, bu konularda gerçekleştirdiğimiz örnek ve tutarlı uygulamaları bir kazanım olarak yaygınlaştırabilmeliyiz.

Asırlarca Kur'an nesli olma ve oluşturma yolunda elde edilen kazanımlar bu süreci ifade etmekle beraber Allah'ın gaybi yardımına layık olup olunmadığı muhasebesini de gerekli kılmaktadır.

Müslümanların sosyal hizmetler alanında gösterdikleri çaba ve duyarlılıklar, öncelikle Kur'an neslini inşa projesinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere koordine etmeye yönelik olmalıdır.

İslami uyanış sürecinin sosyal bakiyesi arasındaki farklılıkları çatıştırmaya dönüştürmeden, hikmet eksenli bir diyalog süreci ile İslami kimliğimizin sosyal ve siyasi tutumumuzun, öncelikli hedeflerimizin ve bunun sonucu oluşması muhtemel yapısal bir birlikteliğin nasıl olması gerektiğine dair samimi gündemler oluşturulmalıdır.

Peygamberler gibi hayatın içinden vahyi kavrayıp yaşayanlar olmalıyız. İmrenilen insanlar olmalıyız.

Kâfirlere karşı sert, kendi aralarında merhametli olunması ile ilgili ayetler işlevselleştirilmelidir.

İslami çevreler arasında istişari beraberlikler oluşturulmalıdır.

Usuli konularda aynileşmeyi önceleyen Müslümanlar arasında gerçekleşecek diyaloglara katkı sunulmalıdır.

  • Yorumlar 2
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim