1. HABERLER

  2. BASIN AÇIKLAMASI

  3. Özgür-Der: “Barışın Kaybedeni Roboski Olmamalı!”
Özgür-Der: “Barışın Kaybedeni Roboski Olmamalı!”

Özgür-Der: “Barışın Kaybedeni Roboski Olmamalı!”

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi 500. gününe giren Uludere/Roboskî katliamıyla ilgili bir basın açıklaması yaptı.

A+A-

Üzerinden 500 gün geçmesine rağmen Roboskî katliamının kamuoyunun vicdanını yaralamaya devam ettiğini belirten Özgür-Der Diyarbakır Şubesi Başkanı Av. Serdar Bülent Yılmaz yaptığı açıklamada, düne kadar bir tür oyalama aracı olarak sarılınan Meclis Uludere Alt Komisyonu Raporunun fiyaskoyla sonuçlandığını kaydetti.

Yüzleşme politikaları ve çözüm sürecinin olumlu yönde hız kazandığı son sürecin ise adeta Roboskî gündemini örtmenin yeni bir enstrümanı olarak öne sürülmek istendiğine dikkat çekilen açıklamada bu durumun kabul edilemez olduğu belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi:

“Malesef Roboski, çözüm sürecinin hassasiyeti gerekçe gösterilerek barışın hatırına unutturulmak isteniyor. Bu hususta affetme ve sürecin hatırına susma hakkı olan sadece ailelerdir, onlar susmadıkça bizler de susmayacağız! Hükümet çevreleri, hadsizce, bizlerden sürecin hatırına “Dilsiz Şeytanlar” olmamızı istiyor! Bizler adil şahitler olarak Roboski ve bu ülkenin diğer Roboskilerini unutmayacak ve unutturmayacağız. Roboski, barışın kurbanı seçilmemelidir. Ne Roboski ne de diğer Roboskiler çözüm sürecinin ve barışın kaybedeni olmamalıdır. Bu ülkede dökülmüş her kanın, yapılmış her katliamın, girilmiş her karanlık ilişkinin hesabı verilmeli ve bunlarla mutlaka yüzleşilmelidir.”

Basın Açıklamasının Tam Metni:

Barışın Kaybedeni Roboski Olmamalı!

Roboskî katliamı bugün itibariyle 500’üncü gününü doldurmuş bulunmakta. Dile kolay, tam 500 gün geçti aradan. Ama katliamın faillerinin açığa çıkarılıp yargılanmaması, bu da bir yana konu her gündeme geldiğinde hükümetin akla zarar savunmacı tutumlar içerisine girerek mağdurlara ve onlarla dayanışma içerisinde olan kişi-kesimlere karşı adeta suçlayıcı bir eda takınması Roboskîlilerin acılarını kat be kat arttırdı. Maalesef aradan geçen bunca zamana rağmen bu tavırların sürdürülüyor olması yaranın da canlı kalmasına katkı sunan başlıca olma faktör özelliğini korumaya devam etmektedir.

Daha önce de söylediklerimizi yineliyoruz; ülke halkı ve siyasetini esaret altına almış olan askerî vesayete karşı yüzleşme politikalarını izleyen ve bu noktada azımsanamayacak düzeyde cesur adımlar atan bir siyasi iradenin kendi döneminde gerçekleşen Roboskî katliamına karşı ortaya koyduğu savunmacı tutumun adaletle, mantıkla, politik basiretle ilgisi yok. Eli güçlü olduğu ve bağlı olarak hesap sorabildiği bir konumda olduğu halde hükümetin tam aksi bir tutum içerisine girmesi ve bu inadını hala sürdürüyor olması kendisinin de aleyhine olan tam bir akıl tutulması örneğidir.

Uzun bir zaman boyunca umut bağlanan ve konuyu gündeme getiren duyarlı kamuoyunun taleplerini adeta geçiştirme ve oyalama aracı olarak kullanılan Meclis Uludere Alt Komisyon Raporu da artık hukuki bir mazeret olmaktan çıkmış, fiyaskoyla sonuçlanmış bulunmaktadır. Bunun yanında başbakanın dile getirdiği “Yargı süreci tamamlansın ona göre hareket ederiz” söylemi de anlamsız, idari ve hukuki teamüllere aykırı ve sorunun yakıcılığını küllendirme amaçlı bir söylemdir.

Gelinen son süreçte ise PKK’yi silahsızlandırma amacıyla yürütülen ve olumlu sonuçlarını da vermeye başlayan çözüm süreci adeta Roboskî’yi geçiştirmenin ve kamuoyunu oyalamanın yeni bir enstrümanına dönüşüyor izlenimi vermektedir. Burada yetkililer sanki resmin büyüğüyle ilgilendikleri halde Roboskî duyarlılarını resmin küçük bir karesi ile ilgilenmekle suçlamaktadırlar. Roboskî katliamı resmin küçük bir karesi değil, olsa olsa resmin bütününü sembolize eden acı bir hadisedir.

Malesef Roboski, çözüm sürecinin hassasiyeti gerekçe gösterilerek barışın hatırına unutturulmak isteniyor. Bu hususta affetme ve sürecin hatırına susma hakkı olan sadece ailelerdir, onlar susmadıkça bizler de susmayacağız! Hükümet çevreleri, hadsizce, bizlerden sürecin hatırına “Dilsiz Şeytanlar” olmamızı istiyor! Bizler adil şahitler olarak Roboski ve bu ülkenin diğer Roboskilerini unutmayacak ve unutturmayacağız. Roboski, barışın kurbanı seçilmemelidir. Ne Roboski ne de diğer Roboskiler çözüm sürecinin ve barışın kaybedeni olmamalıdır. Bu ülkede dökülmüş her kanın, yapılmış her katliamın, girilmiş her karanlık ilişkinin hesabı verilmeli ve bunlarla mutlaka yüzleşilmelidir.

500 günü eskiten Roboskî katliamının hala ilk günkü tazeliğini koruduğunu bir kere daha ifade ediyoruz. Çözüm sürecini desteklemeği elbette Roboski şartına bağlamıyoruz ancak unutturma çabalarına da şiddetle karşı çıkıyoruz. Roboski çözülmeden katillerin yakasındaki elimizi geri çekmeyeceğimizi belirtiyor ve Roboskî katliamı faillerinin daha fazla gecikilmeden açığa çıkarılıp yargılanmasının çözüm ve yüzleşme sürecini ilerletecek olan en önemli adımlardan birisi olacağını hatırlatıyoruz.

Av. Serdar Bülent Yılmaz
Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı

 

HABERE YORUM KAT