Özgür-Der Antalya’da ‘’İman ve Ahlak İlişkisi‘’ Semineri

05.03.2015 14:24
Özgür-Der Antalya’da  ‘’İman ve Ahlak İlişkisi‘’ Semineri
Özgür-Der Antalya’da Çarşamba derslerinde bu hafta Murat Ayar tarafından ‘’İman ve Ahlak İlişkisi‘’ konusu işlendi.

Ayar sunumunda, insanlık tarihi boyunca Allah, iman ve ahlak meselesi üzerine insanların sürekli kafa yorduklarını ve özellikle ahlak konusunun, sadece dinlerin ve felsefenin ilgilendiği bir konu olarak değil, Psikolojiden Antropolojiye, Çocuk Gelişiminden, Biyolojiye kadar birçok başlık altında ahlak konusu işlenmiş olduğunu belirti. Ahlakı ve kökenini, ideolojiler, dinler, felsefeciler kendi zaviyelerinden yorumlamaya ve izah etmeye çalıştıklarını belirten Ayar, evrimci biyoloji anlayışını savunan kesimler ile karşıtları arasında Allah’ın varlığını ispat veya inkâr anlamında ahlak temel tartışma konularından birisi olduğunu söyledi.

Ayar, Müslüman Felsefecilerin Ahlakı: “nefiste yerleşik olan yatkınlıklar” şeklinde tarif etmiş olduklarını ve bu yatkınlıklar sayesinde “fiiller, nefisten her hangi bir fikrî ve iradî güçlüğe hacet kalmaksızın sâdır olduğunu söyleyip, bu yatkınlıklar iyi olursa nefisten “faziletler” kötü olursa “rezilliklerin” sâdır olacağını vurgulamasının ardından, ahlâkın temel vazifesinin nefis hakkında bilgiler vermek ve nefsi kendisinden faziletli fiiller sâdır olacak şekilde terbiye etmek olduğunu söyledi.

“Böylece sen, batıl olan her şeyden uzaklaşarak yüzünü kararlı bir şekilde (hak olan) dine çevir ve Allah’ın insan bünyesine nakşettiği fıtrata uygun davran: (ki,) Allah’ın yarattığında bir bozulma ve çürümeye meydan verilmesin: bu, sahih (bir) din(in gayesi)dir; ama çoğu insanlar onu bilmezler.” (Rum/30)

Ayar bu ayette ifadesini bulan “fıtrat”a uygun davranma halinin Allah’ın insanı belli bir hal üzerine yarattığını gösteriyor olduğunu söyledi. Fakat tüm ahlaki ilkelerin doğuştan insanda var olduğunu iddia etmediğini, insanın fıtratına uygun davranıp ya da davranmayarak bu ahlaki ilkeleri bünyesinde geliştirip kuvvetlendireceğini veya öldüreceğini söyledi. Ayar ‘’Burada ifade etmeye çalıştığı şeyin Allah’ın insanı ahlakın temellerini bilmesini sağlayacak şekilde ve ona göre davranacak kabiliyette yaratmış olduğudur’’ dedi.

Sunumun devamında Ayar; anlatılan bu özelliklerin doğuştan tüm insanlarda var olduğunu, bu konuyla ilgili Buhari, Ebu Davud ve Müslim’in sahihlerinde de yer alan Hz. Muhammed (s)’in şu hadisi aslında bu durumu oldukça açık bir şekilde ortaya koyduğunu,

"Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar."

Yine konuyla ilgili Tin suresi 4. ayette Rabbimizin şöyle buyurduğunu “Doğrusu, biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.” dedi.

Ayar; Allah’ın en güzel şekilde yarattığı insanın, elbette bu dünyada bir sınanma içinde olduğunu, iyiyi ve kötüyü ayrıt edebilecek yetenekte yaratılan insanın, zamanla yozlaşıp ahlaki melekesini yitirebiliyor olduğunu da belirtti. İnsanı yaratıp başıboş bırakmayan Allah’ın, gönderdiği peygamberleri ve vahiy aracılığıyla insanı sürekli uyararak onun fıtratına uygun davranmasını istemiştir diyen Ayar. Fıtratımızda yer alan güzellikleri ortaya çıkaracak en temel şeyin, sahih bilgi, iman ve salih amel olduğunu, amelsiz imanın, imansız ahlakın söz konusu olamayacağını belirtti. Ayar; Fıtratının sesine kulak veren ehl-i vicdan gayr-ı Müslimlerin varlığını yok saymadığını, iman nimetiyle tanışmayan bu davranış sahiplerinin hidayete ulaşmaları için elbette kendilerine duacı olunacağını söyleyip, ‘’Ahlak cevherini ortaya çıkaracak en temel şeyin Allah’a iman ve Allah’a şirk koşmamak olduğunu biz Kitab-ı Mübin’den öğreniyoruz’’ dedi.

Ayar hayat kaynağımız olan Kur’an’ı Kerim’de iman ve amel konusunun sürekli birlikte zikredilmekte olduğunu söyleyip, iman ve amelin bir birilerinden ayrılmayan bir hususta olduğunu belirtti.

Ayar Kur’an’ı Kerim’de yer alan bütün emir ve yasakların bizlerin ahlakını belirleyen temel maddeler olduğunu bu bağlamda En’am Suresi 151 ve 152. Ayetler çerçevesinde kendimize şiar edinmemiz gereken bazı ahlaki meziyetleri söyle sıraladı:

Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın!

Haramların en büyüğü, en feci olanı, aklı ve fıtratı bozmakta en beter olanı Allah’a şirk koşmaktır. En büyük zulüm olan şirk, aynı zamanda en büyük nankörlük ve ahlaksızlıktır. Lokman Suresi 13. ayette Rabbimiz Lokman’ın (a) diliyle şöyle buyurmaktadır: “Hani Lokman oğluna -öğüt vererek- demişti ki; ‘Ey oğlum, Allah'a şirk koşma. Şüphesiz şirk, gerçekten büyük bir zulümdür.’"

 

Ana babaya iyilik edin! Burada olanca gücümüzle ve olanca gücümüzü harcamaktan kusur etmeyeceğimiz kamil bir iyilikten bahsediliyor. Anne babaya iyilik yapmak, “of” bile dememek bize basit bir meseleymiş gibi gelebilir. Ama hayat kaynağımız olan Kur’an’i Kerim’de anne babaya iyiliğin Allah’a şirk koşmak emri ile birlikte zikredilmesinin Rabbimizin bu konuya ne kadar önem verdiğinin bir göstergesi olarak kabul etmeliyiz. Bu konuyla alakalı Lokman Suresi 14. ayette Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması, iki yıl içindedir. "Hem bana, hem anne ve babana şükret, dönüş yalnız banadır." Yine Buhari, Müslim ve Tirmizi’nin ittifak ettikleri bir hadiste Abdullah İbni Mesut şöyle anlatıyor: Bir gün Rasul’e sordum. “Hangi amel daha faziletlidir?” Peygamber (s) “Vaktinde kılınan namaz.” diye cevap verdi. Rasul’e “Sonra hangisidir?” diye sordum. Peygamberimiz “Anaya babaya yapılan iyiliktir.” diye cevap verdi. Bu soruların 3. şıkkında  Allah yolunda cihad/kıtal yer almaktadır. Bu hadis ile verilen mesaj En’am Suresi 151. ayetteki mesajla da örtüştüğü ortadadır.

Fakirlik Korkusuyla Çocuklarınızı Öldürmeyin! Sizin de, onlarında rızkını biz veririz! İnsanların çocuklarına bakamama endişesiyle hiçbir günahı olmayan çocuklarını öldürmeleri ne korkunç bir günah! Maalesef bu günah şimdilerde adına kürtaj denen cinayetlerle devam ediyor. Bu konuyla ilgili neredeyse aynı kelimelerle Rabbimiz İsra Suresi 31. ayette uyarısını tekrarlamış. “Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; onlara ve size biz rızık veririz. Şüphesiz, onları öldürmek büyük bir hata (suç ve günah)tır.”

Kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Kur’an’ı Kerim’de geçen ve fahşa olarak nitelenen kimi kötülükler şunlardır: Zina, eşcinsellik, iffetli kadınlara iftira, haram olan kadınları nikahlamak (üvey anne, kaynana, baldız vb) Kur’an bu tür filleri işleyeni kadın olsun erkek olsun fahişe olarak isimlendirir. Kimi müfessirler bazı hadisleri dayanak yaparak sebepsiz yere boşanmayı, boşanma gerekçesi olsun diye eşine iftira atmayı da yaklaşılmayacak kötülüklerin arasında saymışlardır. Bu ayette geçen “yaklaşmayın” ifadesi oldukça çarpıcıdır. Bu filleri bırakın yapmayı aklınızdan bile geçirmeyin uyarısıdır aslında. Şüphe yok ki Rabbimiz bizim açık kapalı tüm hallerimizi bilir. Yüce Rabbimiz Necm Suresi 32. ayette mü’minleri şöyle tanımlar:“Onlar ki, küçük günahlar müstesna, günahın büyüklerinden (şirkten) ve fuhşiyattan kaçınırlar, muhakkak Rabbin geniş mağfiretlidir…”  Yine Araf Suresi 33. ayette Allah şöyle buyurmaktadır: “De ki: ‘Rabbim yalnızca çirkin-hayasızlıkları -onlardan açıkta olanlarını ve gizli olanlarını,- günah işlemeyi, haklı nedeni olmayan 'isyan ve saldırıyı' kendisi hakkında ispatlayıcı bir delil indirmediği şeyi Allah'a şirk koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.’"

… ve Allah’ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın!

Rüşd çağına erişinceye kadar yetimin malına sadece en iyi tutumla yaklaşın!

Ölçü ve tartıyı adaletle yapın!

Söz söylediğiniz (şahitlik yapacağınız) vakit, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun! Bu konuyla ilgili benzer bir ayette Nisa Suresi 135. ayette yer almaktadır. “Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.”

Allah’ın ahdini yerine getirin! Yani Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İman etmekle Allah için salih amellerde bulunmayı da söz vermiş oluyoruz. Allah bu sözümüze uymamız konusunda bizi uyarıyor.

Sıratıl Mustakim’den ayrılmayın!

Ayar konuyu bu başlıklar altında ele alıp, konu hakkında daha derinlemesine bir analiz yapmasının ardından sunumunu sonlandırdı. Sunumun sonlandırmasının ardından soru cevap kısmına geçilerek program sonlandırıldı.

unnamed-013.jpg

unnamed-(2)-008.jpg

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim