Özgür-Der Antalya’da “Haset" Kavramı İşlendi

26.02.2015 23:31
Özgür-Der Antalya’da “Haset" Kavramı İşlendi
Özgür-Der Antalya’da Çarşamba derslerinde bu hafta Yıldırım Aydemir tarafından "Haset Kavramı" konusu işlendi.

Yıldırım Aydemir “haset” konusunun insanlığın kadim ve temel bir problemi olduğunu, Hasedi; Haset edilen kimsedeki nimetin elinden çıkmasını arzu etmek, nimet ve şerefin ondan zail olup kendisine geçmesini temenni etmek olduğunu söyleyen Aydemir, bunun ise Allah’ın başkasına nimet vermesini hoş görmeme o nimetin yok olmasını dilemek olduğunu ekledi.

Aydemir, hasetçinin kendisinden başkasına verilen nimetten ötürü buğz içinde olduğunu, bunun içinde Allah’ın kulları arasında yaptığı taksime karşı geldiğini, rıza göstermediğini ve Allah’ın takdirine karşı gelmek gibi bir isyan içerisine girebildiklerini söyledi. Hasedin insanın hem ruh dünyasında hem de sosyal ilişkilerde tahrifata yol açabilen bir husus olduğunu belirtti.

Haset duygusunun ve ona karşı zayıf düşmenin kaynağının çoğu kez dünya sevgisi olduğunu çünkü birbiri ile çakışanlar için daralan sahanın sadece dünya olduğunu belirten Aydemir; Hasetçinin tatmin olmaz duygu dünyasının esiri olduğunu, nitekim haset duygusuna mağlup olduktan sonra iç huzuru bulabilen kimseye rastlanmadığını söyledi.

Kur’an’da haset’in dört farklı bağlamda kullanıldığını ve kullanıldığı yerde ise farklı ruh dünyalarını resim ettiklerini belirten Aydemir bunları ise şöyle sıraladı:
Allah’a İsyan Sebebi Olarak Haset; Hz. Adem kıssasını örnek vererek ‘’Hani biz meleklere ve cinlere Ademe secde edin demiştik iblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı böylece kâfirlerden oldu.’’ bakara 134 ayeti üzerinden hasedin kişiyi Allah’a isyana sürükleyebildiğini açıkladı.

Takva ve Haset Uyuşmazlığı; Habil ve Kabil kıssası üzerinden, hasedin takva ile ters bir bağlamda olduğunu Takva’da yükselmek isteyenlerin kalbinde haset gibi bir duygunun olamayacağını söyledi.

Zulm ve İftiraya Sebep Olan Haset: Bu olguya en güzel örnek olarak Hz. Yusuf ve kardeşleri arasındaki çekememezliği örnek vererek, haset duygusunun karşısındakini son hadde olarak ölümüne kadar götürebileceğini söyledi.

Başkasına Verilen Nimetlere Tahammülsüzlük Açısından Haset; Resulullah’a düşmanlıkta öncü olan Ebu Cehl’de bu hususun çok rahat görülebildiğini söyledi.

Aydemir; hiç kuşkusuz haset psikolojisinin en kötü olanının şirk olduğunu çünkü şirk Allah’ın bağışlamayacağını belirttiği en büyük zulüm olduğunu söyledi. Hasedin hakkı çarpıtmaya açık bir sebep olduğunu ve Fetih 15 ayeti bağlamında Müslümanları haset etmekle suçlayan bir gruba şahit olduğumuzu burada hem cihada gitmemiş hem de hak etmedikleri halde bir şeye ulaşma talebinde olduğunu bunun kabul edilmeyince Müslümanları kıskançlıkla suçlayarak gerçeği nasıl bükülebildiğini söyledi.

Haset başkasının zarar görmesini isteme duygusu olduğuna göre bir kötülük sevgisi olduğu, kötülüğü sevenin kendisi de kötüdür. İnsanların en kötüsü de dostlarının zarar görmesini isteyen kimse olduğunu söyledi.

Aydemir; ırkçılık, mezhep taassubu, iktidar talebi -iktidarı kaybetme endişesi-, cehalet, aklı ilah edinme, heva-hevese tabiiyet ve haset gibi eğilimler insanı ihtilafa düşüren sebepler olduğunu söyledi.

Aydemir sunumunun devamında “haset” duygusunun karşısında durabilmek için İnançta Tevhid anlayışını benimsemek, takva ve kardeşlik noktasında kendimizi geliştirmeli ve sık sık kendimizi muhasebeye çekerek tevekkül etmemiz gerektiğini vurgulamasının ardından soru cevap kısmına geçilerek program sonlandırıldı.

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim