1. YAZARLAR

  2. Gülay Göktürk

  3. Özerklik emrivaki ile kazanılamaz (2)
Gülay Göktürk

Gülay Göktürk

Yazarın Tüm Yazıları >

Özerklik emrivaki ile kazanılamaz (2)

A+A-

Kürtçe'ye özgürlük konusundaki fikirlerimi dün yazmıştım, tekrar etmeyeceğim.

Son gelişmelerin beni endişelendiren yanı BDP'nin hedefini Kürtçe konuşma kampanyasından "iki dilli bölge"ye, oradan da "fiili özerklik" noktasına doğru kaydırmakta oluşu...

Bu iki hedef arasındaki önemli farkı açıklamakla başlayalım. Kürtler'e yapılan "devletle yüz yüze geldikleri her yerde Kürtçe konuşma" çağrısı temel bir hakkın sivil bir direnişle dayatılmasıdır. Özerklik projesi ise idari yapının bir emrivaki ile değiştirilmesidir. Ana dilinde konuşmak elbette her Kürt'ün hakkıdır. BDP'nin "Kürtçe konuşun" çağrısı Kürtler için bağlayıcı bir nitelik taşımaz. Bu hakkını kullanıp kullanmamak, nerede nasıl kullanacağına karar vermek tek tek bütün Kürtler'in kendi bileceği bir şeydir.

Ama tek taraflı özerklik ilan etmek öyle mi?

BDP bütün Kürtler'i ve bütün Türkler'i ilgilendiren böyle bir projeyi "hayata geçirmeye" başlarken, kimden yetki belgesi alıyor? Kuracağı özerkliğin içeriğini, kapsamını kiminle tartışıp da karar veriyor? Böyle bir idari yapı değişikliğini Kürtler'in yüzde kaçının istediğini, yüzde kaçının karşı olduğunu biliyor mu? Hangi yetkiyle bütün Kürt nüfusu bağlayacak böyle bir karar alıyor? Kaldı ki bir partinin kendi başına bölgesel özerklik ilanına kalkışması sadece Kürtler'in değil Türkler'in de iradesini hiçe saymaktır. Hem bölgede yaşayan Kürt ve Türkler'in hem de bütün Türkiye nüfusunun...

Üstelik "tek taraflı özerklik" macerasına kalkıştıkları ortama bir bakın: Toplumda özerklik tartışmasının hızlandığı, eskiden özerklik lafı edilir edilmez başlayan "hain" suçlamalarının epey azaldığı; buna karşılık "Hele bir durun bakalım, ne istiyorlarmış", "Belki o kadar da kötü bir fikir değildir" diyenlerin çoğaldığı bir dönem... Bakın, daha iki gün önce, içinde çok önemli Türk ve Kürt aydınların ve devletin önemli yerlerinde görev yapmış yüksek bürokratların yer aldığı Ekopolitik Grubu, Köşk'e sunduğu raporda özerklik sistemi tartışılsın diyor. Gün geçmiyor ki, bir sivil toplum kuruluşu Kürt Çalıştayı yapıp özerklik dahil Kürt sorununa ilişkin her konuyu tartışma masasına yatırmasın. Türk'üyle Kürt'üyle, dindarıyla, laikiyle neredeyse bütün toplumsal kesimler ve onları temsil eden STK'lar Kürt açılımını genişletmek için seferber olmuş durumda. Gülen Cemaati'nin konuya müdahil olma çabaları da bunun somut bir örneği. Özellikle, şimdiye kadar Kürt meselesine sadece devletin perspektifinden bakmış olan muhafazakâr kesimlerin bugün geçmişin ezberinden koparak daha demokrat ve özgürlükçü tavırlara yönelmesi, toplumun ana gövdesinin Kürt mesesi ile ilgili tehdit algılamasının dönüşmesinde büyük rol oynayabilir. Bu da reform yapmak isteyen siyasi iradenin işini kolaylaştıracak, elini güçlendirecek en önemli faktör olur. Eğer böyle giderse, birkaç yıla kalmadan Güneydoğu'da bölge halkının yönetime katılmasına olanak tanıyacak yapısal düzenlemeler yapılması konusunda ciddi bir demokratik kamuoyu oluşabilir; Kürt'üyle Türk'üyle etkili bir demokratik mücadele verilirse radikal bir yerel yönetim reformunun gündeme gelmesi pekâlâ mümkün olabilir. Bundan 87 yıl önce kurulmuş merkezi devlet yapısının artık bu büyüklükte bir ülkeyi tek elden yönetmesinin imkânsız hale geldiği giderek daha geniş bir kesim tarafından görülür hale gelebilir ve iyice dayatan bu yapısal değişiklik seçimden sonra gerçekleşeceğini umduğumuz topyekûn anayasa değişikliği sürecinde güçlü bir biçimde gündeme gelebilir.

Peki bu olumlu gidişatı kesecek olan şey nedir?

Hiç şüphesiz şu anda BDP'nin yaptığı şey... Yani, toplumdaki bu tartışma ve dönüştürme gayretlerini hiçe sayıp tek taraflı bir kararla, olmayacak bir emrivaki ile özerklik konusunu sözde uygulamaya sokmak...

Bu tutum, oluşmakta olan diyaloğun yerine çatışmayı, empatinin yerine kutuplaşmayı koymanın, toplumda zaten var olan bölünme fobisini daha da güçlendirmenin mükemmel bir yoludur. Genelkurmay Başkanlığı'nın uzun bir sessizlik döneminden sonra, dün yine iki dilli bölge tartışmalarını fırsat bilip siyasi bir meselede taraf olması (internet sitesinde "iki dilli bölge" konusunda açıklama yapması) bile, tutulan yolun kimlerin iştahını kabarttığını göstermiyor mu?

Eğer BDP'nin -ya da PKK'nın mı demeliyiz- üzüm yemek konusunda en ufak bir isteği varsa bu yoldan derhal vazgeçmeli ve özerklik dahil Kürt meselesinde atılacak her adımı toplum önünde tartışmayla, toplumla uygun adım bir şekilde ilerleyerek ve siyaset yoluyla atması gerektiğini görmelidir.

Her şey bu kadar açıkken bu yoldan vazgeçmiyor ve emrivakide ısrar ediyorsa bundan bir tek sonuç çıkar: PKK-BDP çizgisinin bağcı dövmekten başka bir niyetinin olmadığı; tek amacının seçim öncesinde ne yapıp edip çatışma ortamını geri getirmek ve bu çatışma ortamını koz olarak kullanarak bir avuç PKK şefi için pazarlığa devam etmek olduğu... Bunu da geniş Kürt kitlelerin görmeyeceğini sanmasınlar.

BUGÜN

YAZIYA YORUM KAT