Özerk Kürdistan Pratiği

15.06.2011 18:16

Fırat Toprak

12 Haziran seçimlerinin birçok açıdan taşıdığı önem kırılma ile ifade edilebilecek düzeydedir. Ülke sathında AK Partinin mutlak üstünlüğü görülse de Kürt coğrafyasındaki genel yaklaşım-kavmiyetçi ve İslami damar üzerinde şekillenen siyasi tercihler- açısından çok fazla bir değişim görülmemektedir. Bir farkla ki ulusalcı tercihlerin artan grafiği göze çarpmakta. Bu durum bölgedeki iki ana damarın daha bir belirginleştiği gerçeğini örtmemektedir. Yine de BDP'li bağımsızların başarısının verdiği özgüven Özerk Kürdistan tartışmalarını-siyasi/idari yönünden daha çok öz savunma yönüyle- daha bir gündem kılacaktır. Ülke siyaseti bağlamında partilerin tahlili bir bahs-i diğerdir ancak bölge insanları olarak seçimin sonuçlarını bölgemiz bağlamında değerlendirmek kuşkusuz öncelik taşımakta.

Gelinen aşamada Özerk Kürdistan kavramına aşinalık kesp etmenin lüzumu vurgulanmalıdır evvela. Çünkü Kürt sorununun beslediği tartışmaların çözüm odaklı varacağı nihai nokta ademi merkeziyetçilik anlamında bu kavram etrafında bir yerler olacaktır sanırım. Yükselen ulusalcı dalga daha azına razı olmayacak gibi görünüyor. Ulusalcı körlüğün vardığı boyutun ötesinde biz Müslümanların soyut kardeşlik söylemlerini ete kemiğe büründüreceğimiz, meşhur ifadeyle kırmızıçizgilerimize (ümmetçilik vb.) halel getirmeden önereceğimiz modelimiz de gönüllü bir arada yaşama dolayımında böyle bir vasatı işaret etmiyor mu?

Bizim mahalle, birilerinin ortaya attığı gündemleri genelde "istemezük" formunda tartışa gelmiştir hep. Muhalefet algımız salt bir karşı çıkış olmanın ötesine geçmelidir. Bize ait bir model olarak eyalet/özerklik veya başka bir formül konuşulabilir elbette.

Lakin bugün için Kürt ulusal hareketinin özerklik pratiği üzerinde kazı çalışması yapılması da ayrı ve önemli bir konudur. Bu çevrenin Demokratik Özerk Kürdistan modeline ilişkin kamuoyuna deklare ettikleri taslak metin ses getirmişti. Çeşitli zaviyelerden tahlil ile hayli eleştiri de almıştı. Henüz DTK tarafından üzerinde uzlaşılarak deklare edilmiş bir nihai metin olmamakla birlikte seçim sonuçlarının Demokratik Özerkliği onayladığı şeklindeki BDP yaklaşımı, ortada DTK tarafından olmasa da örgüt tarafından netleşmiş bir modelin olduğunu gösteriyor. Zira bu modelin pratiği de çoktan oluşturulmaya başlandı bile. Mahalle ve köy meclislerinin şekillendirildiği bilinmektedir. Pilot bölge olarak Hakkâri ve Şırnak bölgelerinin seçildiği de.

Hassaten Colemerg, Gever, Şemzinan hattı dikkatli bir takip ve tahlili gerektirmektedir. Bu hat Kürt modernliğinin sosyal, siyasal ipuçları için zengin veriler ihtiva etmektedir. Nasıl bir model oluşturulacağı böylece anlaşılabilecektir.

Maalesef farklı düşünce sahiplerinin Özerk Kürdistan Resmi ideolojisine yönelik eleştirileri salt eleştiri olarak kabul edilmemekte, ihanet kavramının alanı içerisinde değerlendirilmektedir. Bu bağlamda fikir ve örgütlenme özgürlüğü Demokratik Özerk Kürdistan'ın özel koşulları gereği - Türkiye siyasi tecrübesinin tipik bir taklidi olduğu hatırlanmalı- sürekli ertelenecektir. Bölgede toplumsal tabana sahip her oluşum aslında Ulusal Özgürlük Mücadelesinin önündeki bir engeldir ve Öz Savunma Güçlerinin çalışma alanına girmektedir.

Kısa bir süre önce İmam Aziz TAN, sonrasında Ubeydullah DURNA cinayetleri, Gülen gurubuna, Ak Parti teşkilatları, Mustazaf-Der çevresine yönelik saldırılar ve de kepenk kapatma eylemine katılmayan her kese yönelik tehdit ve eylemler, özerk Kürdistan'da muhalif olmanın daha doğrusu farklı olmanın pek kolay olmayacağını ortaya koymaktadır. Ulusalcıların bu saldırıların merkezi planlamadan uzak lokal saldırılar olduğu konusundaki açıklamaları kamuoyunu ikna etmekten uzaktır.

Kürt Ulusal Hareketinin bugün sergilediği totaliter tutum tüm güçlü hareketlerin bir handikapı olan bir güç zehirlenmesi olarak okunabilir ilk etapta. Ama 80'lerin başındaki ilk çıkış sürecinde diğer Kürt ulusalcısı ve Sosyalist örgütlere karşı takındığı tutum bundan hiç de farklı değildi. Yani bu durum salt bir güç zehirlenmesinin ötesinde şiddeti bir var oluş biçimi kılmış bir zihniyet dolayımında ontolojik okumayı gerektirmektedir. 90'larda İslami oluşumlara karşı sergilenen pratik de benzerdir. Dolayısıyla otoriter, tek tipleştirici, ötekileştirici algı ve bu algının üzerinde oluşturulan pratik sorgulanmayı gerektirmektedir. Tekçi söylem karşıtlığı ile güç devşiren bir hareketin içe dönük bir tekçiliğin dik alasını uygulaması yaman bir çelişki olarak mı, yoksa adaletten yoksun bir seyirde mazlumun zalimleşmesi ilahi sünneti olarak mı ifade edilmelidir.

Netice-i kelam Özerk Kürdistan'ın içeriğinin tek parti dönemi Türkiye'si olarak şekillenip şekillenmeyeceği meselesi, diğer birçok faktörle birlikte biz Müslümanların örgütlü çabalarıyla birebir ilintilidir.

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim