OYAK’ta Rutin Görev Değişimi mi Yoksa Sivil Darbe mi?

01.06.2016 21:11
OYAK’ta Rutin Görev Değişimi mi Yoksa Sivil Darbe mi?
Metin Gürcan, OYAK yönetimindeki değişiklikleri yorumluyor:

Metin Gurcan / Al Monitor

Türkiye’de son aylarda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) bazı alan ve kurumlarında sürpriz sivilleşmeler görüyoruz. TSK’nın silah, mal ve hizmet tedarik süreçlerinde sivil bürokrasinin artan etkisi, sivil firmaların geleneksel anlamda Türk savunma sanayisinin temel yüklenicileri olan ve emekli generallerin kontrolündeki Ankara merkezli vakıf şirketlerinin savunma sanayisindeki tekelini kırma çabaları bu sürpriz sivilleşmelere örnek. TSK’nın ekonominin arka bahçesi olarak tanımlayabileceğimiz Ordu Yardımlaşma Kurumu’nda (OYAK) mayıs içinde yaşanan görev değişikliği de en son yaşanan sürpriz sivilleşmelerden biri.

1960 askeri darbesinden hemen sonra 1961’de kurulan OYAK aslında en basit anlamda TSK’da görev yapan subay ve astsubayların zorunlu üye oldukları bir yardım sandığı.

OYAK her ay subay ve astsubayların maaşlarının yaklaşık yüzde 10’unu otomatik olarak kesiyor. Genç rütbedeki rütbeli personelin bu zorunlu kesintiler nedeniyle genelde şikayetçi olduğu OYAK’ın kıymeti subay ve astsubaylar emekli olmaya yaklaşınca anlaşılıyor. 300 bine yaklaşan üyesinin tamamı rütbeli TSK personeli olan OYAK’tan subay ve astsubaylar emekli olurken kesintiler karşılığında yüklü bir tazminat almaya hak kazanıyor. Örneğin, 40 yıl hizmeti olan bir orgeneral emekli olurken OYAK’tan yaklaşık 250 bin dolar, 30 yıl hizmeti olan emekli bir albay 110 bin dolar, astsubay ise yaklaşık 90 bin dolar ikramiye alıyor.

Yukarıdan da anlaşılacağı gibi aslında OYAK’ın asıl sahibi TSK mensubu subay ve astsubaylar. Hal böyle olunca da OYAK’ın yönetim kadrolarının şekillenmesinde Genelkurmay Başkanlığı etkin. Örneğin, Oyak’ın yedi kişilik yönetim kurulunun üç üyesi Genelkurmay Başkanlığı tarafından belirleniyor, diğer üyeler ise Genelkurmay Başkanı’nın bilgisi ve onayı dahilinde bürokrasi içinden atanıyor.

13 Mayıs’ta sürpriz bir şekilde görevinden istifa eden Coşkun Ulusoy yönetimi döneminde, OYAK birçok alanlarda faaliyet gösteren dev bir holding haline geldi. OYAK özellikle son yıllarda yurt dışı satın almalarla uluslararası bir oyuncu haline gelmeye başladı. Türkiye’de üç sektörde — demir-çelik, otomotiv ve çimento — OYAK Grubu’nun ağırlığı hatta hakimiyeti söz konusu. OYAK Grubu sahip olduğu sanayi kuruluşlarıyla Türk ekonomisinde ağırlığı olan son derece büyük bir güç. Demir-çelik, otomotiv ve çimento alanında milyarlarca dolarlık yatırımları var. Ereğli ve İskenderun Demir Çelik Fabrikaları, Renault ve çimento fabrikalarıyla ülke ekonomisine çok ciddi katkılar sağlamakta. On dokuz farklı ülkede faaliyeti olan OYAK bünyesindeki 87 şirkette toplam 30 binden fazla kişi çalışıyor.

2015 yılı itibarıyla OYAK’ın toplam ekonomik değeri 20 milyar doları, yıllık toplam ihracatı 3,3 milyar doları buluyor.

Yukarıdaki rakamlardan da anlaşılabileceği gibi OYAK TSK için basit bir yardım sandığından öte çok zengin, büyük, güçlü ve bereketli bir yapı. Asker bu yapıya genelde yabancı sivilleri hiç sokmaz veya çok güvendiği sivillerin girmesine izin verirdi. Ancak mayıs ayı içinde yaşanan ve Türkiye medyasında çok da yankı bulmayan bir görev değişikliğiyle OYAK’ın tepe yönetimi tamamen değişti.

Aslında OYAK’ta gariplikler mayısta başladı. İlk olarak genelde sembolik bir makam olan OYAK Yönetim Kurulu Başkanı emekli Korgeneral Necati Özbahadır ve yardımcılarının sürpriz istifası gündeme damgasını vurdu.

Ardından aslında OYAK’ı 16 yıldır aralıksız yöneten efsane Genel Müdür Coşkun Ulusoy da koltuğu bıraktı. Yönetim Kurulu Başkanlığı’na emekli Tümgeneral Mehmet Taş getirilirken asıl karar alıcı olan Genel Müdür koltuğuna ise Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Süleyman Savaş Erdem oturdu.

Her ne kadar mayıs ayı başındaki yıllık genel kurul toplantısında çekilme sinyalleri verse de 16 yıldır OYAK’ı çelik bir elle ve başarılı bir grafikle idare eden Coşkun Ulusoy ile birlikte dört genel müdür yardımcısının ve OYAK’a bağlı Ereğli Demir Çelik fabrikası gibi önemli işletmelerin genel müdürlerinin istifası “Toplu bir tasfiye mi var?” sorusunu akıllara getiriyor.

T24 yazarı Metin Münir’e göre bu yaşananlar bir “sivil darbe.” Bu sivil darbe ile de “OYAK’ta artık TSK’nın dönemi bitti ve AKP’nin dönemi başlıyor”. Münir’e göre zaman içinde, Ulusoy’un komuta kademesinin oluruyla OYAK’ta kurduğu düzende yer alan üst düzey yöneticilerin hepsi tasfiye edilecek ve yerlerine AKP’ye sadık olan yeni yöneticiler atanacak. Münir AKP’nin bu hamleyle, OYAK’ı mevcut haliyle büyütmek değil tam tersine küçültüp özelleştirme yoluyla ortadan kaldırma amacında olduğunu düşünüyor.

Bu iddialar gündeme gelince gözler haliyle yeni Genel Müdür Süleyman Savaş Erdem’e odaklanıyor. 1996 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun olan Erdem 1997’de Başbakanlık Müfettiş Yardımcısı olarak görevine başlamış. 2000’de Başbakanlık Müfettişi, 2007’de ise Başbakanlık Başmüfettişi olan Erdem son olarak Başbakanlık Teftiş Kurulu’nda başkan yardımcısı olarak görev yapmış. Her ne kadar ABD’de çeşitli eğitim programlarına katılsa ve belirli firmalarda yöneticilik tecrübesi olsa Erdem’in yaklaşık 90 şirketten oluşan 30 bin çalışanlı ve 20 milyar dolarlık bu dev holdingi nasıl yöneteceği merak konusu.

Al-Monitor’a konuşan ve adını vermek istemeyen bir asker bu konuda şöyle diyor: “Artık OYAK üyesi 300 bin subay ve astsubayın parası Erdem’e emanet. Biz askerlerin parası da biraz kıymetli olur.”

Gerçekten de Süleyman Erdem genç yaşta OYAK Grubu’nun kaptanı oldu ve TSK personelinin parasının nerede ve nasıl değerlendirileceğine artık o karar verecek.

Peki Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yakın bir isim olan Erdem’in gerçekten de Metin Münir’in iddia ettiği gibi OYAK’ı önce küçültmek, sonra da onu özelleştirerek tasfiye etmek gibi bir gizli ajandası var mı? Şayet böyle bir ajanda varsa TSK buna ne tepki verir? Acaba Erdem’in OYAK’ın başına getirilmesi komuta kademesinin bilgisi ve onayı dahilinde mi oldu? Acaba OYAK’tan ayrılan Coşkun Ulusoy yine devletin güvenlik ve de belki de istihbarat bürokrasisi içinde yeni bir etkin göreve gelebilir mi?

Aslında TSK’nın arka bahçesindeki bu sürpriz sivilleşmeyle ilgili bu kritik sorular Türkiye’deki sivil-asker ilişkilerinin değişen doğasıyla da doğrudan ilişkili. Çünkü artık geleneksel anlamda Türkiye’deki sivil-asker ilişkilerinde ordunun sivil muhatabı olan başbakan ve onun başkanlığındaki hükümet yok. Kısacası, Türkiye’de ordu ile hükümet arasındaki ilişkiler ordu ile saray arasındaki ilişkilere dönüşüyor. Yani Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan sivil-asker ilişkilerindeki tek sivil muhatap haline geliyor. Sivil muhatabın tek kişiye dönüşmesi Türk sivil-asker ilişkilerini nasıl etkiler? Bu sorunun cevabını vermek için henüz erken ama Türkiye’de bu son yaşananlar sivil-asker ilişkilerinde yaşanan her sivilleşmenin otomatik olarak demokratikleşme anlamına gelmediğini de gösteriyor.

Şimdi gözler OYAK’ın dümenine geçen Süleyman Savaş Erdem’de ve onun göstereceği performansta. Tavsiyem OYAK’ı ve performansını yakından takip edin. Çünkü onun OYAK yönetiminde göstereceği performans bize Türk sivil-asker ilişkilerindeki sivilleşmenin de kalitesi ve demokratikliği hakkında önemli ipuçları verecek.

Bu arada, OYAK’taki birikimiyle ev almış eski bir asker olarak tekrar hatırlatayım: “Türk askerinin parası gerçekten kıymetlidir.” Tam da bu nedenle 300 bin askerin gözü kulağı hep Erdem’de olacak.

Etiketler: , ,
  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim