Örtülü ödenek hikayesi

18.01.2010 00:57

Eser Karakaş

En baştan beri söylüyorum, bu Ergenekon meselesinin altından mutlaka akçeli işler çıkacaktır.

Akçeli işlerin iki boyutu var: Birinci boyutu daha makro rant peşinde koşma boyutu; kurumsal şekli ise AB karşıtlığı üzerinden yerel akçe ve mevki rantlarını korumak.

Bu akçeli işin siyasal yanı.

Meselenin bir de son günlerde sözde "örtülü ödenek" rivayetiyle ortaya çıkan kanun dışı (illegal) boyutu var.

Söz konusu olan yedi buçuk miyon TL'nin bildiğimiz örtülü ödenekten ödenmiş olma ihtimali yok.

2003-2004 döneminde örtülü ödenekten Şener Eruygur Paşamızın para alma şansı pek yok zira örtülü ödenekten yapılan ödemeler sadece ve sadece Başbakanın onayıyla oluyor ve Sayın Erdoğan'ın kendisine karşı darbe yapma planları bilinen (Sayın Gül bilindiğini söylemiş idi)  bir generale örtülü ödenekten yardım yapması saçma olur.

Jandarma Genel Komutanlığı'nın anlaşılan, muhbirlere ödeme yapmak için bir ödeneği, haber alma ödeneği (830) var; söz konusu para buradan gelebilir de, gelmeyebilir de; Hrant Dink cinayetinde kilit rol oynayan azmettirici Erhan Abi (Erhan Tuncel) muhtemelen bu kalemden para alıyor idi ama bu ödeneğin miktarının bu kadar kabarık olacağını zannetmiyorum.

Bu ödeneğin de sivil murakabesi yok ama yine de yüzde yüz güvenli bir darbe planı finansman yöntemi olmayabilir.

Bütçe ici ve dışı askeri harcama kalemleri sivil otorite, TBMM ve Sayıştay tarafından denetlenmeyince gırtlağa kadar pisliğe batma ihtimali ciddi bir ihtimal (şekilde görüldüğü gibi) olabiliyor.

Aklıma ilk gelen üç muhtemel yöntem var.

Birincisi gizlilik ibaresi taşıyan bir askeri ihalede yükleniciye piyasa değerinin çok üzerinde ödenen "hakedişin (!!!)" bir yüzdesinin gizli bir hesaba geri dönme ihitmali; bu yöntem bizim keşfettigimiz bir yöntem değil ve çeşitli ülkelerin illegal harcamalarında uygulanıyor.

Meraklısı yaklaşık on sene önce Pakistan'da öldürülen on fransız mühendisin hikayesiyle ilgilenebilir.

İkinci yöntem ise bütçe dışı ve denetimi dahi bürokrasi tarafından yapılmış askeri fonlardır; Savunma Sanayi Destekleme Fonu'nun böyle illegal işlere konu olduğunu söyleyemem ama bu tür fonlar sivil denetim dışında kaldıkça dedikolara engel olmak da mümkün değildir.

Üçüncü yöntem de darbe sonrası ikbal vaat edilen bir grup işadamının (!) bir fon oluşturmuş olması.

İllegaliteye meraklı kişiler her kurumda her zaman olacaktır ama sivil otoritenin alması gereken temel önlem her kuruş kamu harcamasının TBMM ve Sayıştay denetimine tabi olmasını sağlamaktır.

Oysa ülkemizde, 2004 senesinde Anayasamızın Sayıştay ile ilgili maddesi (160) değiştirilmiş ama 1965 tarihli, askeri harcamaları ve mal varlığını büyük ölçüde sivil murakabenin dışına taşıyabilen Sayıştay Kanunu değişmemiştir, yeni tasarı da 2005 senesinden beri TBMM Komisyonu'nda bekletilmektedir.

AK Parti yöneticilerinin artık görmeleri şart olan konu, illegaliteyle pazarlık yapılamayacağı, ayıyla yatağa girilemeyeceğidir.

Sayıştay yasası 2005 senesinde çıkarılmış olsa idi muhtemelen bugünkü "örtülü ödenek (!!!)" konusu gündemde olmaz idi.

Biz 1999 depreminde 20 bin (?) kişi kaybettik, Haiti'de iki yüz bin kişiden bahsediliyor. Eminim Haiti'de de Sayıştay yasası "tonton makutların" (meraklısı internetten ya da Graham Green'in romanından "Oyuncular-The Comedians" öğrenebilir) harcamalarının denetlenmesine izin vermemiştir.

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim