1. YAZARLAR

  2. Salih Tuna

  3. Ortodoks Kemalist iki köşe yazarının dibe vuran sefaleti
Salih Tuna

Salih Tuna

Yazarın Tüm Yazıları >

Ortodoks Kemalist iki köşe yazarının dibe vuran sefaleti

A+A-

Yüksek Askeri Şûrâ disiplinsiz faaliyetler veya “irtica” nedeniyle bu yıl ihraç kararı almadı ya, Bekir Coşkun ne diyeceğini hepten şaşırdı.

Muvazenesi öyle bozulmuş ki, “Göbeğini kaşıyan şûrâ” demesinden korktum.

İrticai faaliyetlerin arttığına öylesine iman etmiş ki, bu 'melanetin' TSK'ya sıçramamasına, “Türkiye'nin her santiminde 'irticai faaliyetler' artarken, askeriyede 'irticai faaliyetler' yok oluvermiş…” diyerek hayret ediyor.

Hazretin kavlince, sivilde irtica artıyorsa, “askeriyede”de artmış olması gerekiyor.

Uzun lafın kısası; sivil ile askeriye arasında “irtica” bağlamında kendince sağlam bir illiyet bağı kurmuş.

Ne ki, bu illiyet bağı nedense tek yanlı çalışıyor.

Yani, Yüksek Askeri Şûrâ ihraç kararı almadığına göre, demek ki irticai faaliyetler “Türkiye'nin her santiminde” azalmıştır, hükmüne hiçbir zaman ulaşmıyor.

Sivil hayattan hareketle “askeriyeyi” değerlendirmesi, dahası, sivil hayatı “asal” mesabesinde ele alması son derece enteresan tabii.

Halbuki postmodern darbe sürecini idrak ettiğimiz menevişli zamanlarda tam tersi söz konusuydu.

O ve onun gibiler “En güvenilir kurum” anketlerinden hareketle, TSK'nın tek güvenilir kurum olduğunu sıklıkla dillendiriyorlardı.

Dahası, “sivil hayat”a ilişkin ne varsa; seçmenden başlayarak, sivil kurum, siyasiler, siyaset kurumu, hulasa, topyekûn sivil hayat nerdeyse “güvenilmez” addediliyor; sürekli vesayet altında tutulması gerektiği ihsas ediliyordu.

Peki şimdi ne değişti?

Yüz yıllık bir kurumu, jüristokrasi kıskacındaki 6 yıllık AK Parti hükümeti mi değiştirdi?

YAŞ'ta ihraç yok diye, TSK'nın güvenilirliği hususunda istifham oluşturmaya çalışmanın, “yavaş yavaş, için için, belli etmeden, usul usul, değişti herkes…” demenin manası ne?

Yoksa Sayın Coşkun çakıldığı yerden milim kıpırdamadığı, hiç değişmediği için, herkesi değişmiş mi zannediyor?

Her şeyi araçsallaştıran Ortodoks Kemalist yanılgıdır bu.

Dini de o öğretecek, dindarın nasıl olması gerektiğini de.

Batılılaşmayı da o önerecek, ulusalcılık teranesiyle Batı'ya karşı çıkmayı da.

Hulasa dine rağmen dindar, Batı'ya rağmen Batıcı, bilime rağmen bilimselci, laikliğe rağmen laikçi bir yaklaşımla her şeyin en doğrusunu bilen, en güzelini öğreten olduğunu vehmeden öyle bir rahatsızlıktır ki bu, hiç değişmiyor.

Bu zihniyetin karşısında, “Değişmeyen tek bir şey var, değişmenin kendisi” sözü bile kısa devre yapar.

Ortodoks Kemalist de, en az “değişmenin kendisi” kadar değişmiyor çünkü.

Kendi gerçeğinin dışındaki her şeyi hurafe tabir eden bu kafayı, mezkur sözü söylemiş ve asırlar önce çekip gitmiş biçare Heraklitos nerden bilsin ki!..

Konya'da, Kur'an Kursu'nda meydana gelen patlamada can veren çocuklarının cenazelerinde isyan etmeyen, bilakis metanet gösteren ailelere, “kanımın donduğunu hissettim” şeklinde tepki gösteren Hürriyet gazetesinin (adı hiç lazım değil) bir başka yazarının ibretlik çaptaki feveranı da, Ortodoks Kemalist tavrın tipik bir örneğidir.

“Cinayet” diyor, “yavrularımız” diyor; velhasıl-ı kelam, “Yürekleri yakan 17 küçücük masum canın cenazeleri var ortada…” falan diyerek hesap soruyor.

Sanırsınız ki, ölen yavrucuklara kahroluyor.

Gelgelelim, aynı yazısında, “Buralarda yoksul aile çocuklarına Cumhuriyet düşmanlığı aşılanıyor./ Atatürk'ü değil Humeyni'yi seven, bilime, akla değil, hurafelere inanan nesiller yaratılıyor bu kurslarda…” diyebiliyor.

Nasıl bir adamlık, nasıl bir vicdandır bu!

Dini istismara adam gibi karşı çıkacağına, Kur'an Kursu'nda ölen kızlarımıza, cumhuriyet düşmanı demeye getirdiğinin ayırtında bile değil.

YAŞ kararları örneğinde olduğu gibi, askerin ne yapması gerektiğini bile vazedebilecek kadar kendini asal gören Ortodoks Kemalistler için “Bunlar böyledir…” diyeceğim, lakin “Böyleleri bunlardır…” demek daha doğru galiba.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT