Ortadoğu'da yeni savaş yaklaşıyor

08.02.2010 10:51

Abdulbari Atwan

Arap bölgesi şu günlerde endişe içinde ve Irak saldırısından önceki günleri hatırlatan bir gerginlik yaşıyor. Bu durum birçok yorumcuyu, askeri patlamanın kesin olduğunu ve sadece bunun zamanlamanın bilinmediğini düşünmeye sevk ediyor. Zira ABD tatbikatlar yapıyor, Körfez ülkelerine silah satışını hızlandırıyor, dört ülkeye Patriot füzeleri yerleştiriyor ve İsrail Körfez savaşından bu yana halkına ikinci kez gaz maskeleri dağıtıyor.

Bize göre İsrail’in Suriye’ye yönelik tehlikeli ve yüzsüz tehditlerinin en önemli göstergesi, Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’ın dile getirdiği, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun desteklediği ve Arap bölgesinde sert bir sarsıntıya yol açan tehditti. Bu tehdit tehlikeliydi, zira önceden görülmemiş bir dozdaydı ve birçok kırmızı çizgiyi aşıyordu. Bu kırmızı çizgilerin başında, Şam’daki rejimin ilk kez değiştirilmekle tehdit edilmesi geliyordu. Lieberman Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a seslenerek, “İsrail’e meydan okursanız yönetimi kaybedeceksiniz. Sen ve ailen iktidarı kaybedecek” diye konuştu.

Lieberman çizmeyi aştı

Bu tehdit tehlikeli olduğu kadar yüzsüzdü de; zira Lieberman Suriye’nin Golan’dan vazgeçmesini ve hiçbir karşılık almadan İsrail’le ilişkilerinin doğallaşmasını istiyor. Sanki Suriye bir muz cumhuriyeti veya uzak bir adaymış gibi. Lieberman bu konuşmayı kendi kendine de yapmadı. Zira İsrail dışişleri bakanı savaş ve barış kararlarını alan, siyasetten önce askeri eğilimleri yansıtan güvenlik kabinesinin önde gelen üyelerinden biri.

İsrail bir varoluş ve yalnızlık krizi yaşıyor; Gazze’ye yönelik son saldırısından bu yana müttefiklerinin çoğunluğunda artan nefretin yanı sıra Goldstone raporunda yer alan kınamalarla mücadele ediyor. Generalleri birçok Avrupa başkentinde tutuklanma riskiyle karşılaşıyor. ABD’nin Irak ve Afganistan’da devam eden yenilgileri, terörle savaşın başarısızlığı ve Kaide’nin yayılması karşısında ABD’nin güvenlik endişesinin artması, İsrail’deki krizin de derecesini artırıyor.

İran’ı uranyum zenginleştirmeyi durdurmaya sevk etme yönündeki ABD ve İsrail baskılarının ve psikolojik savaşın başarısızlığının yanı sıra Tahran’ın füze denemeleriyle kışkırtıcı karşılıklar vermesi İsrail’de zihin karışıklığını ve varoluş korkusu yaratıyor. İsrail’in bir sonraki adımını kestiremiyoruz, ancak Arap-İslam topraklarında kurulmasından bu yana yaşadığımız deneyimler, İsrail’in varoluşuna veya askeri üstünlüğüne yönelik tehditlerle ya savaşa başvurarak, ya işgal yoluna giderek ya da kendisi yerine ABD’yi savaşa sürükleyerek mücadele ettiğini gösteriyor.

Diğer yandan, Britanya’nın eski başbakanı Tony Blair Irak savaşı soruşturmasında ifade verirken iki noktayı su yüzüne çıkardı: Kendisi, 2002’deki silahlı Filistin intifadasının gölgesinde Irak’a savaş açılamayacağı için ABD’yi 2005’ten önce bağımsız Filistin devleti taahhüdünde bulunmaya sevk etmeye çalıştığını ifade etti. İkinci noktaysa, Blair’in İran’ın Saddam’ın Irak’ından daha tehlikeli hale geleceğine ve iktidarda olsa Irak’taki yöntemin aynısını izleyeceğine dair sözlerinde temsil edildi. Bu soruşturmadaki tanıklıklar, savaş hazırlığının yıllar önce yapıldığını gözler önüne serdi. Dolayısıyla bugünkü tatbikatların, silah anlaşmalarının ve tehditlerin yeni bir savaşın geri sayımını başlatması uzak bir ihtimal değil. Acaba ABD Başkanı Barack Obama’nın Irak ve Afganistan’dan bu yıl sonuna dek çekilme sözü vermesi tesadüf mü? Afganistan’da kötüleşen ve Irak’taki istikrarsız şartların gölgesinde bu çekilme nasıl gerçekleşebilir? Bu iki ülkedeki savaşların ayıbını düzeltmek için büyük bir savaş çıkacaksa çekilme gerçekleşebilir...

Şahin Muallim’i ilk kez gördük

Hedefte Suriye var, çünkü bu ülke Lübnan ve Filistin direnişlerinin müttefiki olduğu gibi İran’la koalisyon içinde. Şam bu koalisyondan rüşvet veya tehditlerle koparılamadı. Öte yandan, Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim diplomatik gücüyle ve bazı arkadaşlarının komşularla ilişkileri gerginleştirmek için tutuşturduğu aşırılık ateşini söndürmesiyle tanınır. Dolayısıyla İsrail’i bölgedeki ‘hayduda’ benzetmesi ve tüm İsrail kentlerinin Suriye füzelerinin hedefi olacağı bir savaşı ateşlememesi için uyarması sürpriz oldu.

Bazıları karşılıklı tehditlerin Suriye-İsrail cephesinin barış müzakerelerine hazırlanması anlamına geldiğini savunabilir. Ancak baskın görüş, savaş ihtimalinin barış ihtimalinden büyük olduğu yönünde. Zira İsrail Golan’dan kolayca çıkmayacağı gibi, Suriye de İsrail şartlarına karşılık vermez. Dahası, İran’la koalisyonunu istese bile bitirmesi zor. Bütün göstergeler, ABD’nin zaferinin garanti olmadığı bir savaşla yeni bir ‘ahmaklığa’ doğru yol aldığına işaret ediyor. Bu savaş Amerikan-İsrail küstahlığına ve Arap alçalmışlığına nokta koymak açısından son savaş olabilir. (Londra’da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, genel yayın yönetmeni, 6-7 Şubat 2010)

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim