1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. “Ortadoğu’da Değişimin Dili” Konferansı
“Ortadoğu’da Değişimin Dili” Konferansı

“Ortadoğu’da Değişimin Dili” Konferansı

Batman’da düzenlenen ve Hamza Türkmen ile Abdullah Gündüz'ün konuşmacı olduğu “Ortadoğu'da Değişimin Dili” konferansında Mısır konusu öne çıktı.

A+A-

Batman'da 05.02.2011 Cumartesi günü saat 19.00'da Batman Kültür Konferans Salonunda "Ortadoğu'da Değişimin Dili" konulu konferans düzenlendi. Konferansa konuşmacı olarak Hamza Türkmen ve Abdullah Gündüz katıldı.

Konferansa başlamadan önce Batmada düzenlenen Siyer yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi.

Konferansta ilk sözü yazar Abdullah Gündüz aldı. Konuşmasında Mısırdaki Gelişmelerin Filistin'e ve Filistin Davasına Etkilerine değindi.

Konuşmasını özetle şöyle sürdürdü.

Mısır, Ortadoğu için, Filistin için, Afrika ve Arap ülkeleri için büyük bir öneme sahiptir. Bütün bir Arap dünyası dünyada meydana gelen olaylara karşı tavrını Mısırın tavrına göre belirlemektedir. Arap ülkeleri arasında ordusu en güçlü olan, nüfusu en fazla olan ve potansiyeli fazla olan ülkelerden biri olması Arap ülkeleri arasında lider konumu vermektedir.

Mısır'da yaşanan olayları anlamak için 1800 lerin sonu 1900 lerin başına gitmek gerekir. Bu dönemde oluşturulmaya çalışılan ıslah faaliyetlerini anlamak gerekir. 1977 teki başkaldırıyı ve karşı duruşu iyi anlamak gerekir. 1982 deki Tahrir Meydanında başlatılan İntifada hareketinin nasıl bir baskıyla bastırıldığını görmek lazım. Şimdi meydana gelen olayların yılların birikmiş olan tepkilerin bir sonucunu olduğunu anlarız.

Mısırdaki hareket sadece bir kesim tarafından düzenlenen bir hareket değildir. Farklı yapı ve gurupların birlikte yapmış olduğu zulme karşı başkaldırıdır. Mazlum ve mustazaf halkın başkaldırısıdır. Büyük bir dayanışma içinde sürdürülen bir başkaldırıdır.

1948 yılında Ortadoğu'nun göbeğine atılan nifak tohumu sonradan bütün bir bölgeyi olumsuz etkileyecek İsrail rejimin başlangıcı olmuştur. Bu süreçte ümmet olgusundan ayrılmış ulus yapılanma içerisinde olan Arap dünyası bu yaşananlara karşı bir direnç gösterememiştir yada işbirlikçiler tarafından direnç gösterilmesi engellenmiştir. 1967 deki altı gün savaşlarında Arap ülkelerine açılan savaşta İsrail bölgede kendine coğrafi alan açmaya çalışmış ve başarılı olmuştur. Bu savaşta arpların ciddi bir direnç göstermemesi olayın perde arkasında farklı hesapların olduğunu göstermektedir.

Mısır'ın İsrail rejimiyle girdiği diyalog ve anlaşma girişimleri İsrail'in işgal girişimlerini meşrulaştırmıştır. Başını Mısır'ın çektiği Arap ülkelerinin İsrail'le yaptığı ekonomi, siyasi işbirliği Filistin'i yalnız bırakmıştır. İsrail işgaline karşı Arap dünyası ve Arafat yönetimi her alanda tavizler vermiş ama İsrail hep alma politikasını gütmüştür.

Kudüs davasını üslenmeleri için Mısır'daki İhvan-ı Müslüminin bölgeye yetişmiş insanlar göndermesi ile Filistin davası ayrı bir boyut kazanmıştır. Bölgeye giden Müslümanlar Filistinlileri işgallere karşı direnç göstermeleri ve bilinçli bir direniş safhasını oluşturmuşlarını sağlamıştır. Filistin'deki Hamas ve İslami Cihad o dönemlerde atılan tohumların yetişip, olgunlaşıp meyve almış halidir. 1987 deki İntifada Hareketleri artık direnişin ulusalcı ve menfaatçi kesimden çıkıp İslami düşünen kesimlerin eline geçtiğinin göstergesidir. Bunlara karşılık 2006 da yapılan seçimler Hamas'ın zaferiyle sonuçlanması Siyonist ve batı dünyası Mısır'ın (Mubarek'in) eliyle gelişmeleri sabote etmeye çalıştı. Amerika, İsrail, Mısır, Ürdün ve Arabistan'ın ortak çabalarıyla Filistin üzerinde küresel bir ambargo uygulandı. Filistin ve İsrail arsında arabuluculuk yapmaya çalışan Mısır yönetimi hep İsrail'den yana tavır takınmış ve Filistin halkı bu kuşatmada yalnız ve yardımsız bırakmıştır. Filistin direnişçilerin binlercesi Mısır zindanlarında tutsak olmaları Mısır yönetimin Filistin direnişine katkı(!)sını göstermektedir.

İsrail dünyaya Gazze'ye saldırmayacağının haberini verirken Mısır'da Amerika ve İsrail'in ortak fikirle aldığı kararlardan sonra Gazze'ye saldırması hala canlılığını korumaktadır. 22 gün boyunca İsrail Gazze'yi bombaladı. Mısır yönetimi bu durumu hem izlemekle kalmadığı gibi destek verdi. Tünelleri bombalamakla, Refah sınır kapısını kapatmakla, Gazze sınırına gözetleme kulelerini yapmakla, Ambargo ile etrafta kuş uçurtmazken ki tavırları İsrail'den yana politikası olmuştur.

Şimdi ise Mısırdaki değişime en çok sevinen Filistinliler olmuştur çünkü bu değişime en çok Mısır halkı kadar Filistinlilerin de ihtiyacı vardı.

İnşallah Mısırdaki direniş ve devrim bütün Mustazaflara ilham kaynağı olur ve diktatör ve zalimlerin yıkımına sebep olur, diyerek sözlerine son verdi.

Mısırdaki Gelişmeleri değerlendirmek üzere sözü yazar Hamza Türkmen aldı.

Mısır'daki Gelişmeleri İslami duyarlılığımızla heyecanla izliyoruz ve mutlu günler yaşıyoruz. Daha iki yıl önce İsrailin Gazzeye saldırmasıyla bütün bir dünyada protestolar yapıldı, basın açıklamaları yapıldı ama Mısır'da ses çıkmadı. Bu durum dikkatlerimizi Mısıra çevirdi. Yine buraya baktığımızda Mısır yönetiminin halk üzerindeki acımasız baskısını gördük. Mısırın ordusundan farklı Mubarek'e bağlı polis gücünün halk üzerindeki zalimane tavrını ve baskısını gördük ve üzüldük.

Sözlerine peygamberlerin kıssalarından örnekler vererek devam eden Hamza Türkmen şöyle devam etti.

Kuran kıssalarının hepsi siyer çerçevesinde algılamamız lazım. Kuran kıssalarının hepsi Hz. Muhammed'in hayat içindeki mücadelesini şekillendirmektedir. Hz. Muhammed'in bir ümmet üretme, o cahiliyeden arınma, yeniden vahiyle fıtratla buluşmanın Resullahın mücadele süreciyle irtibatlanmalıdır. Bunların hepsi safha safha, merhale merhale meydana gelen olaylardır. Onun için değişimin yek bir izahı yoktur. Mücadelenin inişli çıkışlı dönemleri vardır. İhvan geleneğinin de 85 yıllık bir geleniği vardır. Dönem dönem ilerlemeler oldu, duraklamalar oldu, silahlı mücadelesi oldu, tutuklandılar, işkence gördüler, şehit edildiler ama bir türlü net bir sonuca varmadılar. Ama zaman içinde tecrübe edindiler. Merkezde İhvanı Müslüm hareketi olmak üzere diğer tüm İslami kuruluşlar özgürlük alanın da çeşitli mücadeleler vermişlerdir ve kendilerine özgürlük alanı açmaya çalışmışlardır. Bu mücadelelerinden tüm Müslümanlara katkı sağlayacak eserlerde vermişlerdir. Birinci dünya savaşıyla bir dağılma ve ayrışma ya giden ümmet coğrafyasında yeniden bir ıslah hareketi başlatan, yeniden "ey iman edenler iman ediniz…" çağrısıyla İslam coğrafyasına hitap eden oluşum İhvanı Müslümin Hareketi olmuştur.

Şimdi Ortadoğu da var olan değişim, var olan İntifada hareketleri son zamanlarda ekranlarda farklı şekillerde yorumlanmaktadır. İntifadanın başladığı Tunus'a baktığımızda İslami arzuları Batının isteği doğrultusunda bastırılmış bir ülke olduğunu görüyoruz. Tunus'un Türkiye gibi, Müslüman halkına rağmen Laikliği tepen aşağı  dayatma yoluyla benimsetmeye çalışan İslam coğrafyasının ikinci Laik ülkesidir. Birincisi Türkiye ikincisi Tunus'tur. 1980 lerin başında Tunus'taki Nahda hareketini görmekteyiz. Islah çalışmalarıyla öne çıkan Nahda hareketi, Bin Ali tarafından baskı, zulüm ve katliamlarla nasıl bastırıldığını biliyoruz. Ve hareketin önde gelenleri bu baskı ve işkencelerden dolayı Avrupa'ya kaçmıştır. Yine 28 Şubat sürecinde Tunus'u görmekteyiz. 28 Şubat sürecinde Türkiye'de uygulanan baskı ve dayatmaların, yasakların bir benzeri Tunus'ta yaşanmaktaydı. Tunus yönetimi başörtüsüne sokakta bile karşı çıkarken, diğer yandan Tunus'u Avrupa için bir turizm cenneti haline getirmekteydi.

Bizim Mısırla bağımızın bir başka yönü daha var. Mısır'daki İhvan Hareketinin Türkiyeli Müslümanların üzerindeki etkisi büyüktür. 1970 li yılların başında İhvan Hareketinin düşünce yapısını ve ıslah çabalarının ürünü olan eserlerin Türkçeye çevrilmesi büyük bir önem taşımaktadır. Bu çeviriler Türkiyeli Müslümanların düşünce yapılarına büyük katkı sunmuştur.

Mısır rejiminin halk üzerindeki baskısının seviyesini görmek için İHH nın yardım konvoylarına Mubareğin mafya takımının, jiteminin ve çetesinin saldırısını örnek verebiliriz. 25 Ocak tarihli İntifada hareketinin Mısıra sıçradığında oluşan olayları irdelediğimizde bize Halk hareketinin aç bırakılan insanların yada facebook üzerinden bağlantı kuran insanların bir hareketiymiş gibi gösterilmeye çalışıldı. Mısırda mezarevlerinde yaşayan insanların tepkisiymiş gibi gösterilmeye çalışıldı. Ama sonra bunun medyanın bize gösterdiği biçimiyle olmadığını gördük. Aslında olanların açlığa yol açan sebepleri oluşturan, zulüm yapan, halkı sınıflara ayıran, insanları mezarevlerde yaşamaya mahkum eden Mısır rejimine karşı onurlu duruşu sergileyen ve onurluca bir tepkiyi gösteren bir topluluk olduğunu gördük.

Ülkede açlık var, yanı başında  Gazze yanıyor, uygulanan bir zulüm var. Bunun sebebi olarak Mübareği ve rejimini gören halkın isyan sesleriydi sokaklara inen. Burada bütün sorunun başı olarak İsrail'le işbirliği içinde olan ve İslami uyanışı da İsrail'le işbirliği içerisinde bastırmaya çalışan Mısır yönetimi gösteriliyor. Mısırdaki İntifadaya bir katkıda Hamas sunmuştur, Hamasın onurlu direnişi İhvana ilham kaynağı olmuştur.

Bu intifadanın beynini oluşturan İhvan Hareketi olmasına rağmen bunu hiçbir zaman kendisine mal etmemiştir. Diğer tüm oluşumlarla ortak bir dil kullanmıştır. Buda gelecek baskıları engellemiştir. Bu şekilde de farklı bir form oluşturmuştur. Bu oluşturulan form kafamızda kurguladığımızdan farklı olması bizi düşündürüyor. Ama hareketi Mısır ortamına göre değerlendirdiğimizde İhvanın ne kadar doğru bir tavır takındığını göstermektedir. Müslümanlar için dava yürütmek, ıslah çabası içinde olmak için bazı özgürlüklerin elde edilmesi ve hareket alanın açılması gerekmektedir. Bunu yapılması için bütün bir halkında sorunu olan rejime karşı muhalif unsurlarla birlikte hareket edilmesi gerekiyordu. Ve olanlar şimdi bu doğrultuda olduğunu bilmek lazım. Daha sonra İhvanın ne yapması gerekir konusu ise konuşulabilir. Basından yapılan yorumlarda Mısırda Türkiye modeli bir yapılanmanın istendiği vurgulanmaktadır. İhvan ise Türkiye'nin derin devlet güçlerini nasıl deşifre ettiğini var olan hükümet nasıl halkı paşaların ve ergenekonun yönetiminden çıkardığını model almak istediğini görmemiz lazım. Bu konuda Mısır Müslümanlarının çektikleri ile Türkiye Müslümanların çektikleri ortak yanları vardır. Bu konuda Türkiye var olan baskı durumu nasıl geriletti İhvan bunu örnek almak istiyor.

Mısır İntifadasının yaratacağı rahatlama ortamı Müslümanlara yeni bir imtihan alanı yaratacaktır. Bu rahatlama Mısır Müslümanlarının gevşeyip çözülmesine mi sebep olacak yoksa ıslah çalışmalarına hız mı kazandıracak bekleyip göreceğiz, bu da 28 Şubat'tan sonra sonraki bizim imtihanımız gibi bir imtihan olacaktır. Bu imtihanda kendilerine duada bulunmaktayız.

Haber: M. Şirin ORUÇ

HABERE YORUM KAT

2 Yorum