Ortadoğu, İsrail ve Türkiye -1

16.06.2010 03:26

Ali Bulaç

Türkiye-İsrail krizi konusunda açıklama yapan Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü Mike Hammer, "Şu anki uygulamalar -yani ambargo- sürdürülemez ve mutlaka değişmeli." diyor.

Tony Blair, "Tüneller, kapatılan meşru ticari yolların alternatifidir." diyor. Norveç ordusu adına bir açıklama yapan askerî sözcü Heidi Langvik-Hansen, Savunma Bakanlığı'nın 5 Haziran'da yapılan bir seminer programında bir İsrailli askerî yetkilinin bulunmasına itiraz etmesi üzerine programın tamamen iptal edildiğini söyledi.

İngiltere ve AB cephesinden gelen sinyallere bakılırsa, Gazze'ye uygulanan ambargo kalkacak, en azından büyük ölçüde gevşeyecek. Mısır ilk adımı attı. İsrail kabinesi bile bu konuyu telaffuz ediyor.

Tabii ki mesele Gazze'ye uygulanan ambargodan ibaret değildir; bunun içine girdiğimiz "yeni bölgesel süreç"le de ilgili olduğunu gözden uzak tutmamalıyız. Yaptığımız anlatılardan anlaşıldığı üzere ABD'de inisiyatif sahibi bazı çevreler, İngiltere ve bir ölçüde AB ülkeleri de İsrail'in "iki devletli bir çözüm"ü artık masaya getirmesinin zamanı geldiğini düşünüyor, bu yönde mesajlar veriyorlar. Sebebi açık: İsrail'in göbeğinde olduğu bugünkü Ortadoğu düzeni sürdürülemez; İsrail'e verilen kayıtsız şartsız destek yüzünden Batı dünyası ahlaki bakımdan çürümekte, Afrika'dan Latin Amerika'ya kadar her gün biraz daha itibarı düşmektedir. Ve İslam dünyasında siyasi, ekonomik ve sosyal krizlerin derin sebepleri araştırıldığında bunların önemli bir bölümünün İsrail'in bölgedeki bu tarz varlığına dayandığı görülmektedir. Belirtmek gerekir ki, bu düzen böyle devam edecekse, bundan sonraki aşamada en büyük zararı doğrudan İsrail'e ve dünyadaki Yahudilere dokunacaktır. Bu gidişle İsrail, intihara doğru gitmektedir. Basiret sahibi Yahudiler bu tehdidi doğru olarak algıladıklarından her geçen gün artan oranlarda İsrail devletinin bu hukuk tanımaz politikalarını protesto ediyorlar.

İsrail ve Yahudi lobileri ne kadar güçlü olursa olsun, bu düzen sürdürülemez olduğu gibi, Batı'nın İsrail'e verdiği destek de sınırlarına gelip dayanmış bulunmaktadır:

1) Ortadoğu'daki mevcut sosyo-ekonomik düzen ve politik rejimler sürdürülemez;

2) İsrail'in inatla devam ettirip her aşamada biraz daha genişlettiği işgal politikaları sürdürülemez;

3) İsrailli yöneticilerin Filistinlilere reva gördüğü insanlık dışı-hak hukuk tanımaz zulüm ve haksızlıklar sürdürülemez;

4) Batı'nın gözü kapalı bu düzene ve katliamlara verdiği destekleyici tutumlar sürdürülemez;

5) Kamuoyunu paranoya ile provoke edip yönetime gelen ve kamuoyunun daha çok şiddet isteyip azdırdığı İsrail yönetimleriyle kurulacak meşru hiçbir ilişki sürdürülemez.

Hatırlanacağı üzere David Ben Gurion "İsrail'in sınırları sonsuza kadar belirlenmeyecektir" demişti. Bu yolda ilerleyen İsrailli yöneticiler, Ortadoğu'da kim barıştan söz ediyorsa, onu "Deccal'in avukatı" ilan ederler. Böyle bir yapı nasıl sürdürülebilir?

Bu gerçeği neredeyse oranı yüzde 20'lere varan İsrail vatandaşı dışında kritik mevkideki bazı sorumluların da gördüğünü tespit edebiliyoruz. Mossad Şefi Meir Dagan, "İsrail'in Amerika'ya yük olmaya başladığını" söylüyor. Dagan, Knesset'te yaptığı konuşmada şunları söylüyor: "İsrail, ABD için bir servet olmaktan yük olmaya doğru gidiyor."

Uzun zamandır özellikle İngilizlerin canibinden "iki devletli çözüm"ler seslendirilmeye başlandı. Yardım gemisine düzenlenen kanlı saldırıdan sonra hükümetin yetkili ağızlarından Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın da bunu dillendirmeleri eşzamanlı olarak bir kenara kaydedilmesi gereken önemli bir nottur: "Artık uluslararası çevrelerin yıllardır tartıştığı, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının ve Ortadoğu'da tek çözüm olarak görülen 'iki devletli barış' formülünün hayata geçirilmesinin vakti gelmemiş midir?"

ZAMAN

  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim