1. YAZARLAR

  2. Abdulbari Atwan

  3. Ortadoğu diplomasisinde değişen gruplaşmalar
Abdulbari Atwan

Abdulbari Atwan

Yazarın Tüm Yazıları >

Ortadoğu diplomasisinde değişen gruplaşmalar

A+A-

Bu ayın başında Mekke’de yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) zirvesinde vücut dili her şeyi anlatıyordu. Suudi Kral Abdullah bin Abdülaziz, İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad’ı kucakladı; Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Mısırlı Mursi ise kenarda kaldılar. Ahmedinejad’ın 2007’deki son ziyaretinden beri Suudi Arabistan’da istenmeyen kişi ilan edildiği ve toplantıdan önceki aylar boyunca Suudi basınının İran karşıtı iğneleyici yazılar yayınladığı göz önünde bulundurulursa, bu buluşmanın sıcaklığı şaşırtıcıydı.

Bir sonraki politik kucaklaşma turunda, yeni yeni popülerleşen Ahmedinejad’a bu sefer de Cumhurbaşkanı Mursi sarıldı. Tüm bunların anlamı ne?

Zirvenin zamanlaması ve yeri önemli. Ramazan’ın 26. gecesi Kadir gecesidir. Kur’an’ın Hz. Muhammed’e indiği, İslam’ın en kutsal ‘kader gecesi’dir. Kral Abdullah, Mekke’nin İslam için en kutsal yer olduğunun altını çizmek istedi ve konuşmasında, İslam’daki Şii ve Sünni mezheplerinin barışmalarının gerekliliğini vurgulayarak, İslami doktrinler arasında diyalog oluşturabilmek için bir merkezin kurulması için çağrı yaptı. Suriye’den Lübnan’a sıçrayan krize açık bir gönderme olarak, bölgedeki katliamların kalbinde mezhepçiliğin bulunduğunu söyledi.

Suudi Arabistan’ın İran ile uzlaşma konusundaki ani istekliliğinin üç olası açıklaması var. İlk olarak Suudiler, şu anki korkunç mezhepsel şiddet ikliminin, Krallık’ın petrol zengini Doğu kesimine bulaşmasından ve buradaki Şii nüfusun ayaklanmasından endişe ediyor. İran saldırgan olsaydı, böyle bir ayaklanmayı kesinlikle desteklerdi.

İkincisi, güçlü Arap ülkelerinin mezhep tabanlı olarak dağılma olasılıklarıyla ilgili bölgesel endişeleri yansıtıyor. Bu özellikle Şii, Sünni ve Kürt yerleşim bölgelerinin açıkça ayrılmış olduğu Irak’ta muhtemel. Libya’da, ülkenin petrol zengini doğusundaki halk, artık başkenti Bingazi olan bağımsız Sirenika devletinin vatandaşları olduklarını açıkladılar. Suriye’de de Alevi azınlık için kıyının kuzey bölümünde küçük bir devlet kurulma ihtimali sıkça tartışılıyor. Kürtler ise kuzeydeki beş ilin kontrolünü ele geçirdiler.

Bölgedeki hiçbir ülke, dağılma konusunda bağışıklığa sahip değil. Örneğin İran ve Türkiye’de etnik açıdan çeşitli nüfuslar var. Bir zamanların büyük devletlerinin dağılması, dünya sahnesindeki kollektif Müslüman gücü zayıflatır ve bu büyük ölçüde İsrail’in yararına olur.

***

İsrail’e karşı duyulan ortak antipati, şimdiden Suudi Arabistan’ı, İran’a saldırmak üzere hava sahasına girecek İsrail savaş uçaklarını vuracağını ilan etme noktasına getirdi. Buradaki prensip, ‘düşmanımın düşmanı dostumdur’. Suud’un Evi’nde kalplerin neden eridiğinin üçüncü bir olası açıklaması Suudi Arabistan’ın, Osmanlı Halifeliği’nin başkenti olan ekonomik süperstar İstanbul ve Kahire’deki büyük el-Azhar camiini üs edinmiş Mısırlı Müslüman Kardeşler’in sebep olduğu yeni zorluklar ışığında, Sünni dünyanın lideri olarak konumunu yeniden kabul ettirmek olabilir. Gül ve Mursi’nin kenarda bırakılarak Ahmedinejad’ın kucaklanmasının sebebi, Kum kutsal şehrinden Sünni liderliğine dair bir iddia çıkmayacak olması.

Suudi Arabistan Ortadoğu siyasi haritasındaki konumu hakkında endişelenmekte haklı. Bölge, Müslüman Kardeşler’in Mısır’daki yükselişine bağlı olarak büyük bir değişime tanık olabilir. Cumhurbaşkanı Mursi, Silahlı Kuvvetler Yüksek Komitesi’ni deviren ve tüm gücü kendinde toplayan tesirli taktikleriyle herkesi şaşırttı. Müslüman Kardeşler, siyasal süreci kullanarak kendilerini bölgenin önde gelen bir gücü haline getiriyor. Bu, İslami din adamlarının hükümdar aile ile işbirliği içinde olduğu ve kimilerine göre itaat ettiği Suudi Krallık modelinin temellerini sarsıyor.

Müslüman Kardeşler’in Türkiye ile yakın bağları var ve Mısır halkı, Körfez ülkelerinin Şiilik’i reddeden tavırlarını paylaşmıyor. Gerçekten de MS 10. yüzyılın büyük bölümünde Arap dünyasına hükmeden Şii Fatımi Halifesi, Mısır’ı siyasi, kültürel ve dini bir merkez haline getirdi ve Kahire’yi inşa etti. Öyleyse Mısır, yakın geçmişleri zorlu olsa da, İran ile bir mantık evliliği yapmaya oldukça uygun.

***

Cumhurbaşkanı Mursi, bugünlerde Tahran’ı ziyaret edecek. Mısır’ın, Ayetullah’ı iktidara getiren ve bölgenin diktatörlerini korkutan 1979 devriminden beri İran’da elçiliklerinin bulunmadığını düşünürsek bu oldukça önemli. Mısır, Türkiye ve İran’ı ABD, İsrail ve Körfez Ülkeleri’nin dışında konumlayan yeni bir siyasi gruplaşma, yarım yüzyıllık durgunluktan sonra varolan düzeni ortadan kaldıracaktır.

Bunların Suriye üzerinde de etkisi var. İİT’nin 57 üyesi arasında sadece İran ve Cezayir’in Suriye kararına karşı çıktıkları doğru olsa da, Suudi Arabistan ve İran’ın yakınlığının artması sonucunda Riyad, isteksiz de olsa kriz için askeriden ziyade siyasi bir çözüme yönelebilir. İran’ın, uygulanan zulme rağmen Suriye rejimine desteğinden ödün vermesi uzak bir ihtimal; şimdiden Esad’ın, onun için ideal bir kaçış rotası olacak 2014 seçimlerine kadar iktidarda kalmasına taraftar olduğunu söyledi.

Herhalde gerçek, yukarıdaki açıklamaların hepsinden bir bölüm içeriyor, fakat Suudi Arabistan ve İran arasındaki soğukluğun sona ermesi sadece yararlı olacaktır. Bunun alternatifi ise her iki ülkenin de bir mezhep bloğunun başına geçmesi olacaktır. Bu bölgede işlerin tırmanması olasılığını taşıyor.

İki güç daha önce de kıyıdan dönmüştü: 2008 ve 2009’da Suudiler; Lübnan’daki hükümet destekçisi ve Suriye karşıtı 14 Mart İttifakı’nı desteklerken, İran karşı taraftaki Hizbullah önderliğindeki 8 Mart İttifakı’nı destekliyordu. Hem Suudiler hem de İranlılar, kılıç sallamayı bırakıp güç paylaşımı temelinde görüşülecek bir anlaşmayı desteklemeye başlayınca, gerçek bir sivil savaşın kıyısından dönülmüştü.

Mekke’deki büyük kucaklaşmadan beri Suudi basını İran’ı şeytanlaştırmaktan vazgeçti. Washington’daki savaş destekçisi konuşmalara rağmen, Suriye’de tıkanmış olan mevcut kanlı durum, siyasi bir çözüm ve hasta edici mezhepçiliğe son verilmesi çağrısı yapıyor. Eski düşmanlar konuşmaya başladığında her şey mümkündür.

STAR

YAZIYA YORUM KAT