1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Ortadoğu, Cenevre’yle, Yeni Bir Belirsizliğin Kucağında
Ortadoğu, Cenevre’yle, Yeni Bir Belirsizliğin Kucağında

Ortadoğu, Cenevre’yle, Yeni Bir Belirsizliğin Kucağında

’O inqılab hareketi ve günleriyle o mazlum feryadlarından geriye ne kaldı?’ denildiğinde, yazık ki, o inqılabın dünya müslümanlarına verdiği mesajların yolunu kesen bir noktaya gelindiği görülüyor..

A+A-

Selahaddin E. Çakırgil
Gündemi yorumluyor:

Büyük İslam İnqılabı Hareketi’nin İran’daki tâgût rejimini, Şahlık rejimini, 57 yıllık (Baba-Oğul) Pehlevî Hanedanını tarihin çöplüğüne göndermesinin 35. yıldönümü günlerindeyiz. O günleri beyinlerinde ve ruhlarında derinden derine yaşayanlardan hayatta kalan niceleri, herhalde, Geçmiş zaman olur ki, hayâli cihan değer.. demekten kendilerini alamıyorlardır.

20 Ocak akşamı, dünyaya yansıtılan Suriye görüntülerinden hiç de geri kalmayan dehşet verici sahnelere o zaman da dünya göz yumuyordu. Ülkemizde de medya organları o korkunç, dehşetengiz cinayetleri, 100 binden fazla insanın ne vahşice usûllerle katledildiğini ve  ’Allah’u Ekber!..’  feryadlarıyla kara toprağa düşüş sahnelerini görmezlikten geliyor ve acı gerçeği ise, Türkiye’nin müslüman halkına duyurmak için bir avuçcuk müslüman kalem sahibleri, en elverişsiz şartlar içinde ve üzerlerine atılan nice ağır töhmetlere rağmen, çıkardıkları haftalık dergilerle çırpınıyorlardı..

*

’O inqılab hareketi ve günleriyle o mazlum feryadlarından geriye ne kaldı?’ denildiğinde, yazık ki, o inqılabın dünya müslümanlarına verdiği mesajların yolunu kesen bir noktaya gelindiği görülüyor.. Hele de Suriye’de 50 yıllık Baas ideolojisi rejiminin ve 45 yıllık (Baba-Oğul) Esed Hanedanı diktatörlüğünün bu zamana kadar olmadığı şekilde ve tıpkı Şah’ın zulmüne hatırlatırcasına 150 binden fazla insanın hayatına mal olan korkunç cinayetlerine; İİC rejiminin de alenen destek verip, Lübnan Hizbullahı’nın onbinlerce savaşçısı başta olmak üzere, nice savaşçı elemanları, Suriye’ye sokması gibi, stratejik gerekler adına nice anlaşılmaz hatalar yapmasından sonra.. (Ki, geçmişte Şah’la samimî şekilde poz veren dış ülkelerin liderleri hakkında, Şah’ın devrilmesinden yıllar geçtikten sonra bile, onun cinayetlerine zımnen destek vermiş oldukları gerekçe gösterilerek, en ağır değerlendirmeler yapıldığını hatırlayan idrak sahibleri henüz de kalmış mıdır?)

Suriye’de  hele de son 3 yıl boyunca işlenen korkunç cinayetlerin onda birini bile oluşturmayan ve Anadolu Ajansı'nın dünyaya yayınladığı ve cezaevlerinde 11 bin insanın işkence ile öldürüldüğünü yansıtan ve 55 bin kadar görüntüden oluştuğu belirtilen dehşetli görüntüler, elbette emperyalist odakların işine gelecek şekilde de kullanılabilir. Üstelik de, bu görüntülerin değerlendirmesinin ’uluslararası adlî tıb uzmanları’  diye anılan ingiliz bilim adamları eliyle yapıldığı da hatırlandığında.. Nitekim, Rusya ve bu raporları şübhe ile karşılıyor, İran medyası ise âdetâ bütünüyle görmezlikten geliyordu.. (Dahası, İran medyasında, Suriye’lilerin İstanbul sokaklarında sergilediği perişanlığı yansıtan fotoğraflar yayınlanıyor ve Tayyîb Erdoğan ağır şekilde suçlanıyordu, ’Bu tablo senin eserin!.’ diye..)

Bu görüntülerin tam da ’2. Cenevre Görüşmeleri’ öncesinde dünyaya açıklanmış olmasındaki zamanlama taktiği de, elbette ki, önemli.. Hatırlayalım, Amerikan emperyalizminin Irak’a, 2003 Saldırısı öncesinde, dönemin Amerikan dışbakanı Colin Powell’in Güvenlik Konseyi’nde yaptığı ve Irak’daki nükleer ve kimyasal silah merkezlerini dakîk olarak gösteren fotoğraflarla desteklediği konuşması dünyada dehşetle izlenmişti. Daha sonra ise, o fotoğrafların,  dönemin İng. Başbakanı Tony Blair tarafından, 15 yıl öncelerde yapılmış bir akademik çalışmadan araklanıp Amerikan Başkanı Bush’a verildiği ortaya çıkmış ve Powell da, ’bir entrikaya âlet edilmenin utancını ömrünün sonuna kadar taşıyacağını’ açıklamak zorunda kalmış ve daha sonra da istifa etmişti.

Ama, bugün de benzer bir durum olabilir, ama, bu durum,  bu belgelerin gerçekliğini zayıflatmaz. Esasen, Suriye’deki o korkunç cinayetler için, idrak sahiblerinin bu görüntülere de ihtiyaçları yoktu.

Şimdi.. Suriye Buhranı’na üzerine, emperyalist odakların hesablarına uygun olarak, 22 Ocak günü İsviçre- Cenevre- Montreux’de yapılacak olan 2. Cenevre Görüşmeleri’ne 30 kadar ülke davet edilmiş bulunuyor. Bunların arasında İran’ın da olmasını Amerika da istiyordu, ama, 1. Cenevre Görüşmesi’nin kararlarını  kabul etmesi şartiyle.. Halbuki, Haziran-2012’de yapılan I. Cenevre Görüşmeleri’ne İran çağrılmamıştı. Ve o görüşmelerin İran açısından en kabul edilemez maddesi ise, Suriye’de Esed’in yönetimde bulunmadığı bir Geçici Hükûmet’in oluşturulması idi.

Yazının Devamı…