1. YAZARLAR

  2. Mustafa Ünal

  3. Orijinali çıktı, şimdi ne olacak?
Mustafa Ünal

Mustafa Ünal

Yazarın Tüm Yazıları >

Orijinali çıktı, şimdi ne olacak?

A+A-

O belge günlerce 'sahte mi gerçek mi?' diye tartışıldı. Hiç ihtiyat payı bırakmadan peşinen 'kesin sahte' diyenler çıktı. Hızını alamayıp bir yerlerde üretildiğini söyleyenler oldu. Askerî savcılık 'orijinaline ulaşamadık, belge fotokopi' dedi, dosyayı rafa kaldırdı.

Ardından Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ medyanın karşısına çıktı ve 'Bu belge falan değil, kâğıt parçası' deyiverdi. Belli ki ona gelen bilgi böyleydi. O yüzden bu kadar keskin konuştu. Yoksa kendisini bu kadar bağlamazdı. Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü huyu var.

Bir buçuk ay önce Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Metin Gürak Paşa basını bilgilendirirken belge davasını yakından takip ettiklerini söyledikten sonra 'Belgeyi maksatlı olarak üretenler adalete teslim edilsin.' dedi. Bu çıkış üzerine köşelerde yorumlar yazıldı.

Siyaset dünyasında da yankı buldu. Belgenin hedefindeki AK Parti ilk andan itibaren olayın üzerine gitti. Başbakan Erdoğan çok sert tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de sessiz kalmadı, tavır koydu. CHP lideri Deniz Baykal 'Belge gerçek çıkarsa Başbuğ istifa etmeli.' dedi.

Altında imzası bulunan Albay Dursun Çiçek mahkeme tarafından önce tutuklandı, daha sonra serbest bırakıldı. Yoğun tartışmaların ardından bir tartışma sonuca bağlanmadan gündemden düştü ama unutulmadı. Böylesine önemli bir belge unutulup gidemezdi.

Başından beri inancım, belgenin ortada kalmayacağı, bir gün 'sahte veya gerçek' olduğunun ortaya çıkacağı yönündeydi. Konuyu yargı soruşturuyordu. Günü geldiğinde gerçek gün yüzüne çıkacaktı. Ya doğrulanacak ya da o sahtekârlığı yapanlar yakalanacaktı.

Belge olayında yeni ve çok önemli gelişmeyle karşı karşıyayız. Belgenin orijinali İstanbul savcılığına içeriden yazıldığı anlaşılan ihbar mektubuyla ortaya çıktı. Bu haber sadece, belgeyi kamuoyuna ilk duyuran Taraf'ta değil dün bütün gazetelerin birinci sayfasında yer aldı. Savcılık mektuba iliştirilen belgenin altındaki imzanın kime ait olduğunun tespiti için Adli Tıp'a göndermiş.

Birkaç gün önce raporda 'Islak imza Albay Dursun Çiçek'in el ürünüdür.' deniyor. Şimdi rahatlıkla artık 'belge gerçek çıktı' diyebiliriz. Herhalde buna da itiraz eden olmaz. Bu noktadan sonra sahte olduğu tartışmaları, bir yerlerde üretildiği iddiaları, fotokopi küçümsemeleri geride kaldı.

Bu gelişmenin ardından kim ne derse desin, en zor durumda kalanların başında Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ geliyor. Önce 'kâğıt parçası' sözüne açıklık getirmeli. Bunun bir yolunu bularak düzeltmeli. Neden bir ihtiyat payı bırakmadı? Kendisini kimler, niye yanılttı? Bunun hesabını sorup sormamak onun bileceği iş. Ancak kamuoyuna açıklama borcu olduğu ortada.

Darbe belgesinin şakaya gelir yanı yok. Çok vahim hususlar içeriyor. İçinde AK Parti'yi parçalama senaryoları var. İrticayla mücadele uğruna suç oluşturmak için tuzaklar var. Hazırlayan Genelkurmay'ın içinde bir birim. Devlet yani. Belgenin orijinaliyle vatandaşa tuzak kuran devlet görüntüsü doğdu.

Gürak Paşa gibi söylersek 'Toplum bu davayı yakından izliyor. Orijinali ortaya çıktığına göre o belgenin altında imzası bulunanlar adalete teslim edilsin'. Sadece imzası bulunan değil belgenin hazırlanmasında dahli olanlar da... Uzmanlar, böyle bir belgeyi bir kişinin tek başına hazırlayamayacağını söylüyor. Diğer sorumluların tespiti zor olmasa gerek.

Gözler yargıda... Belge gerçek çıktığına göre gereği yapılacaktır. Olayın sulandırılmasına, üstünün örtülmesine kesinlikle fırsat verilmemeli.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT