‘Operasyonel’ vicdan, sahte belge...

24.11.2009 00:53

Leyla İpekçi

İzmir’e gelerek havaalanından partisinin Basmane’deki il binasına doğru konvoyla hareket eden Ahmet Türk’e yolda toplananlar tepki göstererek taşlı sopalı saldırıda bulunmuş.

Ancak, gazetelerin haberine göre, olayların çıktığı caddenin MHP Karabağlar ilçe teşkilatı ile Ülkü Ocakları Üçyol Dergi Temsilciliği’nden çıkan ve Türk bayrağı taşıyan ülkücü gençlerle bir anda dolması, saldırının önceden planlandığı konusunda kuşku yaratmış.

Araçlara yapılan saldırıda kullanılan kaldırım taşlarının çokluğu da dikkat çekmiş. Öte yandan, basının bile bilmediği bu ziyareti ve konvoyun güzergâhını MHP’nin nereden öğrendiği ise soru işaretiymiş.

Bu haberi birlikte okuduğum arkadaşım, yeni bir ‘operasyon’la karşı karşıyayız dedi çabucak. Provokasyonların tuzağına düşenler sahte ile gerçeği birbirine karıştırıyor diye ekledi. Biz zaten toplum olarak sahte ile gerçeği ayırt edemez halde değil miydik hep...

Artık örtüler kalkıyor. Zamanın ruhu bu. İster Amerika ve emperyalizmin planı deyin. İster, İzmir’deki mitingde baro başkanının dediği gibi ihanet açılımları deyin. Üst üste yığılan yalanların üzerini örtmek bazen imkânsızlaşır.

İki gün önce, Başbakan Erdoğan’ın Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta anaların ağladığını söylemesini manşete taşıyarak, “Merkez sağda bunlar hiç söylenmemişti” manşetini attı Radikal gazetesi.

Peki ya merkez sol partiler, diye düşündüm ister istemez. Onlar bugüne dek bu katliamların adını koyarak yüksek sesle söylemişler miydi hiç! Sahte; merkezin solunda da, sağında da gerçeği örtmemiş miydi şimdiye dek.

İster 30’ların dünyasında yükselen faşizm, ister iki savaş arasındaki düşmanlıklar, ister cumhuriyet devrimlerinin meşrulaştırılıp yaygınlaştırılması, isterse Türklüğün bir üst kimlik olarak kabul ettirilmesi için devlet tarafından yapılan eylem planları...

Hangi bahaneye sığınırsanız sığının vicdan, o dönem Dersim’de hamile kadınların, masum çocukların, silahsız ve savunmasız adamların toplu halde imha edilmesini mazur görmez, göremez.

Bugün o felaketin canlı tanıkları konuşuyor. Onları ilk kez duyuyoruz. Sözlü tarih çalışmaları, belgeseller yapılıyor. Arşivlere bakılıyor. Ermeni tehcirinde yaşananlarla da her türlü uluslararası siyasetin, lobici faaliyetinin ötesinde, er geç yüzleşmek zorundayız.

Tehcirin gerekliliğini savunabilirsiniz. Savaş ortamında yaşananlardan bahsedebilirsiniz. Ermeniler de Türkleri kesti diyebilirsiniz. Gerekçeler çok. Bir kısmı da mubahtır belki bazıları için.

Ama hiçbir gerekçe, masumların topluca katledilmesini ve devlet adına infaz edilmesini meşrulaştırmaz. Aynı şey, PKK ile korucular arasına sıkışan, köyleri kül olan, aile üyeleri faili meçhule uğramış, Mahmur’a veya memleketin Batı’sına sürülen Kürtler için de geçerli.

Başbakan’ın, aynı şekilde Çorum’da, Sivas’ta, Gazi’de, Maraş’ta analar ağladı demesi de vicdanın üzerindeki kanlı örtülerin kaldırılmasını sağlıyor, sağlayacak.

‘Operasyon’lar gerçekleştirmek için Hrant Dink’i, rahip Santoro’yu katledecek gençler nasıl devşirilmişse, Sünnileri kullanarak Alevilerin katledilmesini sağlayan ‘operasyon’lar da ‘darbe olgunlaştırma yöntemleri’ olarak böyle gelenekselleşmedi mi bu ülkede?

Bu yüzden, bugün İzmir’de Kürtlerle Türkler arasındaki olası bir çatışmanın nifak tohumlarını besleyenler işbaşındayken, ister sağdan ister soldan gelmiş olsun, bu ülkenin başbakanının Dersim’den katliam olarak bahsetmesi çok önemli.

Bütün bu kanlı eylemlerin belgeleri, sorumluları cumhuriyet boyunca hasıraltı edildiği gibi, şimdi de medyanın bir kısmı üzerinden görmezden geliniyor. Medyanın yarısı, Kafes Eylem Planı’nı, Hrant Dink’in katledilmesinin nasıl bir operasyon olduğunu okurlarına duyurmuyor.

Gelgelelim akıldan kopmamış vicdanıyla hayata bakanlar, bazen bir belgenin sahte mi gerçek mi olduğuna kilitlenmek yerine, toplumda içselleştirilmiş acıya ve yasa derinlemesine bakmaya çalışırlar.

Ve gerçeği orada, tüm sahiciliğiyle bulurlar.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim