Onuru ve İffeti Yağmalayan Adam

21.02.2013 12:59
Onuru ve İffeti Yağmalayan Adam
Baas-Esed cuntası adına psikolojik harp faaliyeti yürütenlerin, Rusya ve İran adına nüfuz casusluğuna soyunanların, TÜSİAD sermayesine ve Kemalizmin kuyruğuna takılmış sol-sosyalist cepheye aynı anda göz kırpmayı becerebilenlerin hesabı tutar mı?

Kenan Alpay Yazdı:

Onuru ve İffeti Yağmalayan Adam

İnsan ve toplumlar için hayatın her safhası ama özellikle de zorlu süreçleri imtihan vesilesi oluyor.

Zorlu yollar, belirsiz gelecekler, yüksek riskler imtihanları ağırlaştırıyor. Tutkuya dönüşen hayal ve hedefler, ıslah edilemeyen zaaflar insan ve toplumları bir vesileyle ekarte ediyor, saf dışı bırakıyor.

Hangisi kolay hangisi zor, zamana ve muhatabına göre değişkenlik gösterse de her bir imtihan insanlar için “ahlaki ve itikadi kontrol” mekanizması olarak işlev görüyor. Kalbinin içini değil, kalbinin içinden sadır olanı gösteriyor. Kişinin ahlakına ve karakterine ayna tutuyor bütün imtihanlar. Ama bir halkın onulmaz acıları üzerinden imtihan edilmek insanın ahlak ve karakterine öyle bir derinlemesine ayna tutar ki onu saklamak veya başka bir şekilde sunmak mümkün olmaz. Tıpkı Suriye halkının acıları karşısında sürdürülen tutumlar gibi.

Esed’in Suriyesi, Esed’in Pinokyosu

Suriye halkına kan kusturarak son yarım asrını kâbusa döndüren kim? Bu sorunun “Hafız ve Beşşar Esed yönetimindeki Baas despotizmi”nden başkaca bir cevabı yok. Gidip görenler bilir, hemen her yerde “Esed’in Suriyesine Hoş Geldiniz” tabela ve sloganlarıyla ülkenin nasıl olup da özel bir mülk diye takdim edildiğini.

Arap Nasyonel Sosyalizmi ideolojisine yaslanan Esed hanedanının Suriye halkını işkence ve cinayetlerle sindirdiğini, yolsuzluk ve iltimaslarla soyup soğana çevirdiğini tevil edebilecek bir babayiğit çıkabilir mi acaba, diye düşünüyorduk. Biz yok zannediyorduk. Ama varmış meğer böyle bir babayiğit! Üstelik bu babayiğit sadece Suriye’de işlenen cinayetlerin adresini değil nasıl ve kimler tarafından da yağmalandığı da anlatıyor bize.

Radikal’in yazı işleri müdürü Fehim Taştekin’in “Yağmalanan ülke Suriye” başlıklı yazısını bu bahiste anmakta büyük faydalar olur kanaatimce. Bugüne kadar kendisi Suriye’de dökülen kanlardan yıkılan şehirlerde Esed rejimi aklayıp İslami muhalefeti karalamanın istikrarlı bir örneğini oluşturdu. Şimdi de hiç şaşırtmadan yağma, gasp ve kaçakçılık gibi en adi suçları İslamcı örgütlerin üzerine yıkma ihalesini üstelenmiş. Maşallah bu konuda da fena sayılmaz.

Elbette Cumhuriyet, Birgün, Sol, Aydınlık, Yurt gibi gazetelerin muhabir ve yazarlarından farkı var. En azından onlar gibi beceriksiz ve itici bir tarzda sloganlar atıp, pozlar vererek iş halletmeye kalkışmıyor. Biraz daha sofistike sayılırsa da “zırva tevil götürmez” ilkesinin kurbanı oluyor o da.

Ne de olsa o da bir insan, gazeteci olmaktan önce. Vicdanı var ki Suriye’nin başına gelenler karşısında yüreği sızlıyor. Suriye’nin harap olması, tarihi değerlerinin yağmalanması karşısında gücü yettiğince feryad ediyor. Demek ki insanlık ölmemiş, ne güzel!

Suriye’de sürüp giden savaşın ortasındaki yağmanın failleri kimmiş, niçin yağmalıyorlarmış zenginlikleri Taştekin’in penceresinden bir bakalım isterseniz? Taştekin aktardıklarının hiç birine şahit olmamış, hepsi dolaylı anlatımlarmış. Sağ olsun çok yerinde bir uyarı yapmayı da ihmal etmemiş. Ama olsun bu bile ürkütücü bir talan resmi çizmeye yetiyor.

Şehir şehir, isim isim talan ve gaspın faillerini de mağdurları da anlatılıyor. Mesela muhalif İslamcı örgütlerden Ahrar-u Şam’ın Halep’teki zeytinyağı fabrikasına, Cephetun Nusra’nın tekstil fabrikalarına nasıl el koyduğuna dair rivayetler aktarılıyor.

Yazının devamı…

 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim