1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. Onur Öymen’e ve CHP seçmenine teşekkür borçluyum
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

Onur Öymen’e ve CHP seçmenine teşekkür borçluyum

A+A-

10 kasım tarihli “Solun yegâne tabanı CHP seçmeni midir” başlıklı yazımda, CHP’ye oy veren kesimlerin, partinin faşizan politikalarının sorumluluğundan muaf tutulamayacağını yazmıştım.

Partinin çizgisini sahiplenen kemik CHP’lilerin dışında kalan ve ehvenişer deyip, sandıkta mührü CHP’ye basanlarınsa milliyetçiliği, demokrasi karşıtlığını ve militarizmi, korktukları ‘şeye’ yeğlediklerini söylemiştim.

Tahmin edeceğiniz üzere yoğun tepkiler geldi. Bereket bir kurtarıcı imdadıma yetişti. Girişte bahsettiğim yazının yayımlandığı günün akşamı TBMM Genel Kurulu’nda Demokratik Açılım ön görüşmeleri vardı. Ve CHP adına konuşan Onur Öymen, kürsüden politik duruşlarını açık eden şu sözleri ağzından kaçırıverdi:

“...Şeyh Sait İsyanı’nda, Dersim İsyanı’nda analar ağlamadı mı? Kimse ‘analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım’ dedi mi? İlk siz diyorsunuz. Çünkü sizin terörle mücadele cesaretiniz yok.”

Bu sözlerin ardından, en naifi, CHP’ye ve seçmenine acımazsızca haksızlık ettiğimi iddia eden mailler bıçak gibi kesildi. Tabii ki bu durumda, bayrağını ve “tehlikenin farkında mısınız” yazılı dövizini elini alıp sokağa fırlamayan ‘çağdaş’ CHP seçmeninin ağırkanlılığı da etkili oldu. Kendilerine buradan teşekkür ediyorum

Ancak Öymen’in itirafı herkeste bende olduğu kadar memnuniyet uyandırmadı. Solcular, demokratlar ve elbette ki bu sözlerin direkt muhatabı Dersimliler ayağa kalktılar. Çeşitli etkinliklerle CHP’yi özür dilemesi için uyardılar.

Umarım bu tepkiler de daha artar. Yo yo, bunu CHP yönetimini, tıpkı Başbakan Erdoğan gibi, “Geçmişte faşizan uygulamalar yaşandı”nın kabulü noktasına getirebileceğini düşündüğüm için istemiyorum. Bu mümkün değil. Zira partinin ebedî şefi edepsiz kurmayları böyle bir açılımın partilerine oy kaybettireceğini çok iyi biliyorlar.

Evet, aynen böyle. Çünkü CHP bugüne değin hep yükselen milliyetçi ve şoven dalganın rüzgârıyla yelkenlerini doldurmuştur. Partinin ‘sahipleri’ de azıcık sola meylettikleri zaman seçmenin huzursuz olduğunu bilirler.

Düşünün İsmet İnönü’nün 1965 seçimlerinin hemen öncesindeki “CHP ortanın solundadır” şeklindeki makul sözleri bile bu partiye oy kaybettirmişti.

CHP’nin Bülent Ecevit dönemindeki yükselişini sol politikalarla gerekçelendirmenin de bir şehir efsanesinden ibaret olduğu ortada. Bildiğiniz üzere Ecevit’in genel başkanlığı döneminde partinin oylarının tavan yapmasında, Ada’ya askerî harekâtla sonuçlanan ‘milli davamızın’ ya da ABD ambargosunun yaratığı milliyetçi histerinin büyük etkisi olmuştu.

Dolayısıyla, Öymen’in sözleri üzerine CHP’den adam gibi bir özür ve özeleştiri bekleyen varsa daha çok bekler. Sokaktaki eylemler de bu partiyi hiçbir zaman olmadığı sol çizgiye çekmek gibi anlamsız bir perspektiften arındırılmalı bence. Tepkiler, MHP’nin ya da herhangi ırkçı ve milliyetçi başka bir partinin teşhirini amaçlayan eylemliliklerin mecrasına girmeli. Böylece belki CHP’nin kimi aklı karışmış demokrat yurttaşlarımızın zaafları üzerindeki etkisi bir nebze olsun zayıflayabilir.

Türk etnisitesine mensup Alevilerin ‘bölücüleri’ utandırıp, solcuların, demokratların yalnız bırakmadığı Kürt-Alevi kardeşlerinin yurdun dört bir yanındaki protestolarına omuz vermeleri de hayati önem taşıyor tabii ki.



Gerçekten teşekkür borçlu olduklarıma gelince


Bugün Solaçık’ta sizlerle cuma günkü Demokratik Açılım görüşmelerinde Başbakan Erdoğan’ın ve gönül rahatlığıyla milletvekilim diyebildiğim Ufuk Uras’ın yüreğimi ferahlatan konuşmalarından derlediğim bir özeti paylaşmayı düşünüyordum. Çünkü bence ikisinin konuşması bir bütünlük oluşturuyordu. Ama malumunuz, gündem yoğun...

Uras her zamanki şairane üslubuyla Meclis’te on kaplan gücünde olduğunu bir kez daha kanıtladı. Kendisini dinlerken, her kesimden Urasların yan yana gelip oluşturacağı, çok değil, yüzde onluk bir partinin Meclis’in ufkunu nasıl da genişleteceğini düşündüm.

Erdoğan’a, Uras’a ve tabii ki, savaş bitince işsiz kalacakları için pençelerini gösterip tıslayan şahinlere aldırmadan “edî bese” diyen DTP’nin vicdanımdaki ‘tek’ eş başkanı Ahmet Türk’e teşekkür ediyorum.

Barışa acıkan dostlar, ne derler diye vicdanınıza ve aklınıza ihanet edip, barış için adım atanları bir çift tebrik sözüyle yüreklendirmekten imtina etmeyin. Boş verin felaket tellallarını. Görmüyor musunuz, bazı konularda fikirlerimiz AKP ile örtüşüyor diye bizleri dönek ilan eden bu güruhun nüanslar dışında tüm fikirleri MHP ile örtüşüyor; tercih sizin.

Hepimize “bir umut” dedirten bu günler geçerse eğer ketumluğunuza çok yanarsınız sonra.

TARAF

YAZIYA YORUM KAT