1. YAZARLAR

  2. Hilal Kaplan

  3. Öncü piyadeniz olmayacağız!
Hilal Kaplan

Hilal Kaplan

Yazarın Tüm Yazıları >

Öncü piyadeniz olmayacağız!

A+A-

Mısır Devleti kurulduğundan beri halk, ilk defa demokratik yollardan bir meclis ve devlet başkanı seçmişti. Meşruiyeti su götürmez olan yönetimi bir yaşına girmeden devirdiler. Devletin başına da darbenin yürütücüsü olan, yine saçlarını boyayacak kadar yaşlı ve özenti bir askerî diktatörü koydular. O da yaklaşık 2.000 sivil göstericiyi öldürtüp, 1.000'den fazla siyasetçiyi içeri tıkıp, kendi yaptıklarına bakmadan silahlı mücadeleyi ilkesel olarak reddeden Müslüman Kardeşler'i terör örgütü ilan etti.

Daha önce de uluslararası gözlemcilerin onayladığı demokratik seçimlerle iş başına gelen Hamas'ı terör listesine alan ABD, Mısır'ın darbeci rejimine de Mursi döneminde esirgedikleri yardımların kat be kat fazlasını verdi. Savaş uçakları, vb. askerî yardımlar da yolda.

Suudi Arabistan kurulduğundan beri baskıcı ve totaliter bir rejimle yönetiliyor. Kadınların araba kullanmasını bile yasaklayan, sahabe mezarlarını yok eden, 11 Eylül saldırıları dahil El Kaide örgütüyle ilişkileri muğlaklığını koruyan, Nusra Cephesi'ne para ve silah yardımı yaptığını inkâr etmeyen, bu arada ceza hukukunda 'kafa kesmeyi' de bulunduran bir rejim söz konusu.

Müslüman ülkeler ne zaman demokratik yollara başvursalar, o yolu önce tıkayıp sonra başlarına yıkan ABD'nin Dışişleri Bakanı da IŞİD'in ideolojik kaynaklarını tüketmenin öneminden bahsediyor. Hani, Sisi'nin Mısır'da demokrasiyi restore ettiğinden bahseden adam!

Amerika işte bu iki rejimle işbirliği içinde IŞİD'i yok edeceğini vaad ediyor ve bu oyuna dahil olmayan, kendi ajandasını takip eden, ulusal çıkarını önceleyen Türkiye ise hedefe konuyor.

Hem tasavvuf geleneğinin üzerinde yükselen bir coğrafyada yaşamamızdan, hem de 60 yıllık ağır aksak da olsa bir demokrasi tecrübesiyle bugünlere gelmemizden ötürü ülkemizden IŞİD gibi örgütlere, diğer Müslüman ülkelerden daha az katılım var. Ancak başta ABD medyası olmak üzere, Türkiye hakkında suçlayıcı haberler yapılmaya devam ediliyor. IŞİD'in ortaya çıkış sebeplerini tahlil etmek yerine, oldukça haklı sebeplerle ABD'nin öncü piyadesi olmak istemeyen hükümeti hedefe koyuyorlar.

Kimse Türkiye'den IŞİD'e militan gitmediğini iddia etmiyor ama 'özgür' ABD basınında ne İŞİD'e katılacağı şüphesiyle 5000 kişiye yurda giriş yasağı koyulmasından ne de 1000 kişinin sınır dışı edilmesinden bahsediliyor. Ya da ABD'den yaklaşık 500, Fransa'dan 1000'e yakın katılım olduğu söylenirken, Londra'nın ortasında IŞİD broşürleri dağıtılırken, bu ülkelerle ilgili tek satır da haber okuyamıyorsunuz.

Türkiye, IŞİD üzerinden, kurallarını ABD'nin koyduğu, Suriye'de büyük ölçüde Suudi Arabistan'a, Irak'ta da İran'a havale edileceği anlaşılan bir savaşa sürülmek isteniyor. ABD basını da âdeta bir düğmeye basılmışcasına bu nobran baskının sözcülüğünü yapıyor.

Dün, çok isabetli biçimde Abdurrahim Boynukalın, 1 Mart tezkeresinde de istediği sonucu alamayan ABD'de basının yaptığı provokatif habercilikten örnekler verdi (Medyanın yalanları buradan Rakka'ya yol olur):

'Türkiye'nin ortaya koyduğu bütün yanlış tercihlere rağmen Colin Powell ve Başkan Bush dillerini ısırarak Ankara'daki İslamcılarla normal bir ilişki götürmeye çalışıyorlar. Saddam'a yardım ederek savaşı daha uzun ve kanlı hale getiren Erdoğan-Gül hükümetinden şu anda beklenen tek şey; Kuzey Irak'a girmemeleri.'' (William Saphire, New York Times, 24 Mart 2003)

Birkaç örnekten sonra şöyle devam ediyor Boynukalın:

'Aynı ay içerisinde CNN, BBC, Businessweek, CBS ve onlarca gazete-televizyonda çıkan; Saddam'ın aslında BM yararına yapılması gereken bir projede milyarlarca dolar parayı cebine indirdiğini ve bu paraların tamamına yakınını Türkiye'de sakladığını iddia eden kelli felli ekopolitik analizlerin esas motivasyonu da 'temiz Ortadoğu, ahlaklı yöneticiler' hasretinden olmasa gerek.'

ABD, Irak'a girerken Türkiye bağımsız bir karar aldığı için Saddam destekçisi ilan edilmişti. Şimdi ABD, Irak'a dönmeye karar verdiğinde yine bağımsız hareket eden Türkiye bu sefer de IŞİD destekçisi yapılmaya çalışılıyor.

'Katil ABD, işbirlikçi AKP' sloganları atanlar, kimyasalcı-toplu katliamcı Esed rejimi bombalanacak diye 'barışsever' kesilenler de içeriden aynı koroya dahil oluyor. Çünkü 'devrimci sol bilinç' bunu gerektirir...

YENİ ŞAFAK

 

YAZIYA YORUM KAT