Önce muhalif olmak

21.10.2008 06:17

Akif Emre

Saadet Partisi'nde yeni bir dönemin başlayacağının sinyalleri verilmeye başladı. Numan Kurtulmuş parti kararıyla (tavsiyesi) ile tek aday olarak kongreye gidiyor. Numan Kurtulmuş'un çizgisi, birikimi ile Mili Görüş hareketine yeni bir heyecan vermesi, yeni bir ruh üflemesi yönünde hayli yüksek beklenti oluştu. Be beklenti Kurtulmuş'un kişiliği ile yakından alakalı olduğu kadar genelde Türk siyasetinin içinde bulunduğu durumdan, daha dar anlamda aynı gelenekten beslenerek ve de değişerek iktidar olanlarla Saadet ilişkisinden bağımsız değil.

Yeni dönemde Kurtulmuş liderliğinde Saadet Partisi'nin nasıl bir çizgi izleyeceği konusunu daha sonraya bırakarak özellikle mevcut iktidar karşısındaki tutumu başta olmak üzere genel siyaset dili üzerinde durmakta yarar var. Şu hususu hemen belirtmeliyim, Saadet mevcut yönetimiyle hiç de iyi bir muhalefet sınavı veremedi. Kırık not aldığı muhalefet sınavına açıklık getirmeden neyin değişmesi, ne yapınca yeni bir ruh üflenmiş olacağı konusu da muallakta kalacak demektir.

AKP ile Saadet arasındaki ayrışma herhangi iki parti arasındaki farklılıktan daha özel anlamlara sahip. Pratikte aynı gelenekten gelen iki partiden biri “gömlek değiştirerek” hem de iki dönem iktidar olması, iddialarında sabit olduklarını söyleyenlerse küçük bir muhalefet partisi haline gelmesi gibi bir tablo var karşımızda. Bu süreçte ilkelerini savunmak adına küçülmeyi göze almak aynı zamanda “nerede hata yaptık” muhasebesini gerçekleştirmeyi de gerektirir.

Saadet'in Ak Parti iktidarına karşı (neredeyse bu partiyle yolları ayrıştığı günden itibaren iktidar konumunda) yürüttüğü muhalefet tarzına muhalefet ederek işe başlarsa yeni yönetim yeni bir şeyler söyleyebilir.

Muhalefet tarzına muhalefetle işe başlamak yeni şeyler söylemenin ilk adımı olabilir.

Saadet Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kurulduğu günlerde her ikisinin de isimlerini eleştiren bir yazı yazmıştım. O yazıda, Saadet Partisi isminin her türlü siyasi çağrışımdan uzak, adeta nötr imaj verdiği, bugüne kadar Türk siyasi geleneği içinde farklı hatta sistem eleştirisi yapan, muhalif olma iddiasındaki bir geleneğin devamı iddiasındaki parti için fazlasıyla “renksiz” bir tercih olduğunu belirtmiştim. Tıpkı AKP'nin tipik sağ ve muhafazakar kitle partilerine özgü bir ismi benimsemesi gibi. Bu anlamda AKP iktidar dönemi ve siyasi söylemi ile benimsediği ismiyle çelişkiye düşmedi.

Benzer çelişkisizlik tuhaf biçimde Saadet Partisi için de geçerli oldu. AKP icraatları karşısında geliştirdiği muhalefet tarzı hiç de muhalif bir siyasi geleneğin söylemi gibi olmadı. Türk siyasetindeki tüm merkez partilerin birbirinden farkının kalmadığı, sol ve sağ ayrımının ortadan kalktığı, ne iktisadi ne de siyasi olarak farklı alternatif iddiaların meydandan silindiği bir dönemde, yani tam da muhalefetin yapılacağı bir eşikte alternatif bir söylemin dillendirilmesi Türkiye için büyük bir açılım olacaktı. Bu dönem küreselleşmenin, liberalizmin adeta itirazsız egemen hale geldiği siyasi ortamda daha önceki sloganların yenilenmesi bile hafızası yitik toplum için önemli bir hatırlatma olacaktı.

Buna karşılık Saadet sözcüleri ilkesel düzeyde muhalefet yapıp alternatif siyaset tarzlarını gündeme getireceklerine, AKP ile kurdukları ilişkiyi adeta kan davasına dönüştürdüler. Kısır çekişmelere boğulmuş bir siyaset diliyle “neden biz değil de onlar” türünden bir muhalefet tarzını benimsemeleri her şeyden önce kendi tabanı içinde büyük kayıptı.

Tüm partilerin birbirine benzediği, kişisel çekişmelerden başka bir renk ayrımının kalmadığı bir ortamda “nasıl iktidar oluruz “ sorusuna kafa yormaktan önce “nasıl muhalif oluruz” sorusu üzerinde yoğunlaşılması gerekir. Bu siyasi tavrı göze almadan iktidar olmanız muktedir olduğunuz anlamına gelmeyecektir.

Saadet için devraldığı bazı söylemi hatırlaması bile öenemli bir kazanç olabilir. Mesela ahlakın profesyonel siyasetçiliğe ve liberal etiğe teslim edildiği bir dönem de “önce ahlak ve maneviyat”ın, faize dayalı finans kapitalizminin çöktüğü bir ortamda faize alternatif ekonomik çözümlerin hatırlanması gibi…

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim