Atilla Özdür

Atilla Özdür

Yazarın Tüm Yazıları >

Omurga...

A+A-

Demokrasinin en belirgin özelliği, politik zeminde serazatlık… Partilerin mevcudiyeti, parti üyeliği serbestliği ve parti faaliyetlerinde “oy beyanı dokunulmazlığı”. Demokrasinin üç bacağı bunlar. Amma aslolan politik serazatlık…

Üç bacaktan sağlam oturmuş dingildemeyen bir düzlem geçer. Türk demokrasisinde “oy beyanı dokunulmazlığına” yer verilmediğinden, politika yere sağlam basamıyor ve oylamalar da zaman zaman, işkilli kıçın dingildemesini andırmaktan kaçamıyor… Tutsaklık egemen, baskın…
Muhafazakâr liberal demokrat AKP iktidarı, faşizmin milletin boynuna doladığı anti-demokrasi kemendinde bir nebze olsun ferahlatıcı değişime gitmek istiyor… Yeterli yetersiz, burada konumuz değil. Tadilat istekleri bir bir mecliste müzakere ediliyor ve oylanıyor…
Kanunun ve maddelerinin kabul eşiği 330 oy… Bunun bir eksiği red anlamına geliyor. Parti ve meclis faaliyetlerinde, Türk demokrasisinin geleneğinde karar mekanizmasında aktörlere “oy beyanı dokunulmazlığı” tanınmadığı için, omurga ile ilgili oylamalar gizli yapılıyor. Oylamadaki gizlilik, bir anlamda dokunulmazlık yerine ikâme ediliyor…
Oylama yapıldı, bir tutam AKP’li mebus kendi hür iradesine ve vicdanına danışarak teklifin bir maddesine “hayır” dedi ve o madde düştü…
Demokrasinin tabiatına vurduğumuzda bundan daha tabii ne var…
Amma öyle olmadı, “hayır” diyenlere yapıştırılmadık etiket kalmadı… Demokrasinin istenilmezliği de işte burada.
¥
Demokrasiye bir kutsallık izaf edilirse, Türklerinki bundan mahrum olmalı. Demokrasinin beşiği, siyasi partiler… Evvela bunlar teşekkül ediyor. Sonra da bu teşkilatın ilk öncü ağaları kadrolarını kendileri oluşturuyor… Meclislerin teşekkül tarzında da öncü ağaların tercih ve tensipleri işliyor…
Öncü ağaların isteklerine, politik manevralarına, bölüşüm-dağıtım kararlarına karşı çıkmak, yanlış ve hatalarından söz etmek her babayiğidin harcı olmadığından, gensorularla, ana omurga oylamalarda, anayasa tadilatları gibi temel meselelerde oylamalar gizli yapılıyor.
Türk demokrasisinden yalakalık ve kaypaklık süzülüyor dersek, yanılmış mı oluruz?..
Bizim, milletvekillerimiz değil, mebuslarımızın kendi seçim çevrelerindeki seçmenlerine hesap verme ehliyeti maalesef yok… Grup, parti ve lider disiplini irade dinamizminin köküne kibrit suyu döküyor…
Oylamalar açık olmalı ve “hayır” çekenler de gerekçesiyle birlikte hesabını, lidere değil, millete vermeli. Mertlik bunu gerektirirdi…
¥
Kalkınma üzerine birkaç söz…
Kemal Derviş, üç beş günlük bir hadise, Türk ekonomisinin tasarruf kapasitesini yüzde onyedi civarında gösteriyordu. Bu kapasite işsizliğe merhem olabilecek bir güce sahip değil. Bu itibarla dışarının tasarrufuna muhtacız… Borçlanmalıyız…
Sermaye Piyasası Kurumu da buna benzer kurtuluş formüllerini dillendiriyordu, yetkili ağızlarınca. Şirketler sermayelerinin üç katı borçlanarak tehlikeli bir dönemece girmişler… Bunun için halka açılmaları şart…
İşsizliğin hafifletilmesi, şirketlerin iflasının önlenmesinden geçiyor. Yani borç yükünden sıyrılmak… Borçlanmak yerine ortakları çoğaltmak…
SPK başkanına göre şirketlerimiz 100 birim sermaye koymuş, 300 birim borçlanmış. Bu oran Avrupa ve ABD’de yüzde otuz ile elli aralığında.
“Kriz günlerinde böylesi bir borç yükünün ne anlama geldiğini küçük esnafımızın çok iyi bildiğini” söyleyen SPK başkanı, şirketleri taban halka açılmaya çağırıyor.
Şimdilik kırktan fazla şirket, halka arz müracaatını yapmış. 30 yıldan bu yana da böyle halka açılma hareketi görülmemiş…
Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş. Banka bataklarından kazığı yiyen halka Halka Açılma Yoğurduna üflemeyi kim hatırlatarak öğretecek?..
Faks: 0224 331 89 66

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT