Ölüye ağlamanın ideolojisi...

08.08.2008 04:55

Sibel Eraslan

Bir bina patlamış ve tam on sekiz çocuk ölmüş…
Ama biz doğru dürüst üzülemiyoruz bile. Hatta bazılarımız neredeyse sevinmiş gibi saçmalıyor. Küçücük ölü bedenler üzerinden başlıyoruz ideolojilerimizi konuşturmaya…
Aklımı kaybedebilirim.
Herkes ne kadar da soğukkanlı bir şekilde, tartışmayı “Tüp mü? / Atatürkçülük mü?” noktasına getirdi… Buna gerçekten inanamıyorum. Ölü çocukların suyu yeni dökülmüş mezarları henüz kurumadan, artlarında bıraktıkları ana-babalarını yaşadıklarına bin pişman etmenin insanlıkla nasıl bir alakası var, kuramıyorum.
Evlere ateş düşmüş. Yüreklere kor saplanmış. Ölmüş ya da yaralanmış çocuklarını hastane ve morglardan takip etmek isteyen bazı babaların cebinde otobüs bileti ödeyecek parası dahi yok… Siz kalkmış yakasına yapışıp; “hemşehrim” diyorsunuz “senin ideolojini öğrenelim önce, sen niçin Kur'an kursuna çocuk yollarsın?” Boş gözlerle bakıyor ana-babalar size. Bunlar benimle aynı dili mi konuşuyor diye… Yok, cevap bekleyecek zamanınız yok oysa sizin. “Hemşehrim” diyorsunuz evladını kendi elleriyle mezara indiren babaya, “dur da sorayım, inşaat kaçak mıydı, depreme dayanıklı mıydı?” Sonra kızının küçük bedenini musallaya yatıran ananın omuzlarına dürtüyorsunuz çelik kalemlerinizi… “Dursana bakayım sen cahil kadın” deyip Münker-Nekir edasıyla anayasa hukukundan, idare hukukundan, Roma hukukundan ne varsa hak götüre, musalla başındaki kadına soruyorsun… Oysa o duymuyor bile senin dürtelemelerini. Canına hançer batmış annenin, yavrusunu yitirmiş…
Tüpgaz mı, sabotaj mı, yasadışı kurs mu, elif ba mı, şehitler mi değiller mi, otopsi yapıldı mı yapılmadı mı, cumhuriyetin temel ilkeleri sarsıldı mı sarsılmadı mı? Hayır hayır bin kere hayır… Senin cenazeler üzerinden ürettiğin üreteceğin akla seza nice aforizmalar, orada yürekleri yananların acısının kıyısına bile varamıyor.
O, seni duymuyor, çünkü yanıyor…      
Bu ahmakça acımasızlığınsa, herkesi tiksindiriyor.
Demeyeceğim.
Halinden ve yaygarandan utanıyor, Allah rahmet etsine gelen eloğlueller bile!…
Evlatlarını yitirmiş, kalpleri kanayan, çatlayan o insanları, kirli ağızlarınızdan taşan iştahlı nefret tükürüklerinizle elinizden gelse boğacaksınız… Hadi evlat sahibi değilsiniz de bilmiyorsunuz diyelim… Ama her birinizin de ana-babası var, eliniz mecbur reddedemezsiniz. Bir telefon açıp sorabilirsiniz; “Anne, ben ölsem ne yaparsın?” diye… Hangi anne “ağzından yel alsın, o ne biçim söz deyip” ağlamaya başlamaz? Yüreği sıkışıp, “evladım yoksa hasta mı, bir şey mi gelmiş başına” diye çıldırmaz?
Oysa, anneler çocuklarının nerede öldüğüne bakmaz. Anneler çocuklarının inşallah hayatta ve sağsalim olduğuna bakar… 
Evlat deyince hangi ideoloji işler bir ananın yüreğine?
Evlat acısı deyince hangi siyasal tartışmaya taraf olabilir bir anne?
Bir anne, iki anne, üç anne… Tam on sekiz annedir bu, dile kolay…
Kimse bu olayın üstü kapansın, sorumlular takip edilmesin, unutup geçelim demiyor. Ama açık yaranın üstüne tuz basar gibi, ölümlere kına yakar gibi, oh olsun deyip zil takar gibi, ateşin üstüne benzinle yürür gibi başlatılan bu medya lincinin anlamı nedir?
Bu kadar mı daraldınız da ölüleri bahane ederek Kur'an kurslarına çatıyorsunuz?    
Hayatta ve yetişkin olan bizler nenize yetmiyoruz?
Bu ölü çocuklar ne yapsalardı da acaba suçlanmasalardı?
Bu kızların Kur’an kursuna gitmesi suç, bu kızların üniversiteye gitmesi suç, bu kızların vakti saati geldiğinde değil cumhurbaşkanı eşi, astsubay eşi hatta geçiniz devlet dairesinde çalışan herhangi bir erkekle evlenmesi suç, bu kızların yaşasalar ve anne olsalardı çocuklarını eve götürmek için gittikleri okul bahçesine girmeleri bile suç… Şarkı dinleseler suç, sübhaneke okusalar suç, mevlite gitseler suç, çay bahçesine gitseler suç, modaya uysalar suç, göz zevkine uymasalar suç, çarık giyseler suç, konvers giyseler suç, tarlada çalışsalar suç, parti kurucu üyesi olsalar suç, cahil olsalar suç, doçent olsalar suç…
Suç suç suç…
Siz bu kızları, çoktan öldürmüştünüz zaten beyim!
Onlar, yaşaması zaten “suç” olan çocuklardı…
Ha bizim hiç mi suçumuz yok? Parası paçalarından sızan, kardeşi aç yatarken kendisi tok, sırtı pek yatanların vereceği hesap elbette hepsinden korkutucu olanı…

 

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim