Ölümüne Fener/Cimbom!

29.03.2011 10:20

Yıldıray Oğur

"18 mart 2011 günü sabahı Bingöl’ün Kiğı ve Adakları İlçeleri arasındaki vadide bir grup PKK’lının tespit edilmesi üzerine çıkan çatışmada 4 PKK’lı öldürüldü ve iki korucu ağır yaralandı.” İki hafta önce tüm gazetelerde aşağı yukarı bu cümlelerle çıkmış bir haberdi bu.

Ateşkes sürecinin istisnai çatışmalarından biri olması dışında dikkat çekmedi.(Newroz öncesi havayı bozma amaçlı bu operasyonu manşet yapan Taraf dışında)

Halbuki 18 mart sabahı Bingöl’de yaşanan bu çatışmayla ilgili konuşulan bir iddia ileride Türkiye’nin Kürt sorunu hikâyesi -umarım çözülmüş olarak- yazılırken yaşanan tüm dramları, çarpıklığı ve acıyı çok iyi anlatacak.

Öcalan’ın kesin emri olduğu için ateşkes nedeniyle PKK’lılar zorunlu kalmadıkça çatışma olabilecek alanlara çıkmıyor. Saklandıkları yerlerde kalıyorlar. Geçen haftalarda Bingöl’de olduğum için biliyorum hala yarım metre kar olan Bingöl’de herhalde hiç dışarı çıkmıyorlardır.

Peki, sayıları dokuz olarak ifade edilen bu PKK’lı grup kar kış altındaki Bingöl’de, hem de sabah saatlerinde niye tespit edilebilecekleri açık bir alana çıkmışlardı? 18 mart gününe özel bir durumdu bu. Yok, Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü değildi bu 18 martı özel yapan.

O gün derbi günüydü. Akşam Galatasaray- Fenerbahçe derbisi vardı.

İddiaya göre sizin bizim gibi bu ülkenin insanları olan bu dokuz PKK’lı genç, akşamki derbiyi izlemek için saklandıkları yerden çıkmışlardı. Belki yakınlardaki bir köye, belki de cep radyolarının ya da televizyonlarının yayını çekebileceği bir alana gitmek için...

Sarı-kırmızı-yeşil aşkının yanında sarı-kırmızı ya da sarı-lacivert aşkının herkese anlatacağı çok şey var. Tabi “Hayır bir gerillanın böyle bir zaaf göstermesi mümkün değil”cilerle, “PKK ile ülkemizin iki köklü kulübünün adını yan yana getiremezsin”ciler sustuğunda...

Adına terörle mücadele deyip, geri kalan her şeyi kestirip attığınız “amansız mücadelede” işte böyle gerçek insanlar ölüyor. Ordumuzun silahları sadece ‘teröristleri’ değil fanatik Galatasaraylı, ölümüne Fenerli gençleri de vuruyor.

Suriye Kürt sorununu çözerse

Suriye’deki olaylarla Tunusami dalgası Türkiye sınırlarına ulaşmış oldu. Tam bu sırada MİT Müsteşarı Hakan Fidan Şam’da Beşar Esad’la görüştü.

Suriye’de büyük bir Kürt nüfus yaşıyor. Daha doğrusu resmi olarak yaşamıyor. Çünkü Suriye Kürtlere vatandaşlık bile vermiyor. Kürtlerin yaşadığı dört ülke içinde (dört parçadaki) durumu en kötü olanlar Suriye’deki Kürtler. (Ne ilginçtir ki bu dört ülkeden sadece Suriye’de PKK, rejime karşı mücadele etmiyor.) Kürtlerin yaşadığı Kamışlı bölgesinin siyasi eğilimleri neredeyse Hakkâri’ninkine yakın. PKKlılık Suriye’deki Kürtler arasında resmi ideoloji gibi. Bu yüzden de PKK’da Anadolu Ajansı’nın her kötü şeyi onlardan bildiği haberlerdeki kadar kalabalık bir Suriyeli grup var. Bir gün Esad devrilirse kurulacak yeni Suriye hükümetinde mesela PKK’lı bir Dışişleri Bakanı olabilir.

Beşar Esad, babasından kendisine miras kalan istihbarat devletini değiştirmek için çaresizce reform girişimleri yapıyor. Suriye, Bu reform girişimlerinden birinde her an henüz ayaklanamamış Kürtlerin sorunlarını çözebilir.

Suriye de kendi Kürt Sorunu’nu çözerse bölgede manzara şöyle olacak: Kürdistan diye bir eyaletleri olan, temel haklara sahip İran Kürtleri. Neredeyse Kürdistan diye bir devletleri olan Irak Kürtleri. Yıkılmaktan korkan bir iktidar tarafından muhtemelen tüm hakları hayallerinin üzerinde verilecek Suriye Kürtleri. Ve hâlâ anadil hakkı, özerkliğin tartışılamadığı Türkiye Kürtleri.

Neyse ki Ankara’da da birileri, bu gidişatı görüyor ve Tunusami dalgalarının Diyarbakır’da meydanlarda kılınan Cuma namazlarıyla Türkiye’yi vurmaması için tek dalga kıranın ancak köklü ve cesur reformlar olabileceğinin farkına varıyor. MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Beşar Esad ile görüşmesi bu anlamda bir dalga kıran amacına hizmet ediyor olabilir. Seçimden sonra “Bakın herkes çözdü sıra bizde” demenin meşruiyeti inşa ediliyor. Türkiye’nin bir çözüme doğru gittiğinin son işaretini, Kürt siyasetinin “ateşkesi çağrısı yapmayı ahlaklı bulmuyoruz” saçmalığına rağmen ateşkesi Hazirana kadar uzatıp, pratik öneriler aşamasına geldik diyen Öcalan verdi.

Bu yaparken de PKK-devlet arasındaki görüşmenin somut bir sonucunu da ağzından kaçırdı. Şöyle dedi: “Cezaevlerinden birçok mektup geldi. Cezaevlerinde sağlık durumu ağır olan arkadaşlar var. Onlara özel selamlarımı iletiyorum. Onları dışarı çıkaracağız. Onların dışarı çıkarılması, tedavilerinin gerçekleşmesi için herkesin çabalaması gerekmektedir.”

Öcalan haklı. Bu bölgede Kürtlerle sorunu olan tek ülke olarak kalmamak için herkesin çabalaması gerekiyor.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim