Olmayan reformlar

13.12.2008 03:24

Mehmet Altan

Diyarbakır’daki güvercin yarışmasından... Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Denktaş’ı Papadopulos’un ölümüne... ABD’deki otomotiv sektörünün kurtarılma reçetesine Senato vetosundan...

Gaziantep’deki iki çocuğuyla yanan talihsiz anneye...Antenlerimi açmış dünya ve Türkiye haberlerini izleyip durdum.

Ama... 

* * * 

Ama en çok iki farklı gazetenin AB sürecine sahip çıkmasına sevindim.

Radikal, ‘reformları’ unutan hükümete AB’nin sert uyarısını manşete çekerken...

Milliyet de Şubat ayından bu yana on aydır sürünüp duran ‘Ulusal Program’a sahip çıkıyordu.

AB sürecine yönelik bu medya özeni yaygınlaşsa, aslında hiç kimsenin gücü reform sürecini savsaklamaya, saha dışına itmeye yetmez. 

* * * 

Çünkü...

Yapılması gereken ama nedense hükümetin aldırmadığı reformlar biz yönetilenlerin lehine.

AB zirvesinin dışişleri bakanları tarafından haftabaşında hazırlanan sonuç bildirisinin ‘genişleme’ bölümünde, Türkiye’ye reform uyarısı yapıldı.

Sonrasını beraberce okuyalım:

‘AB Konseyi, Türkiye’nin çok uzun zamandır beklenen adımları hayata geçirme çabalarını ikiye katlamasını umuyor.

‘Biten yılda Türkiye’nin özellikle siyasi reformlarda çok sınırlı ilerleme kaydetmesinden hayalkırıklığı içindeyiz’ diyen sonuç bildirisi, geniş çaplı çaba gösterilmesi zorunlu alanları şöyle sıralıyor:

1-Yargı reformu.

2- Yolsuzlukla mücadele stratejisi belirlenmesi.

3- Vatandaşların haklarının etkin korunması.

4- İşkence ve kötü muameleye sıfır hoşgörü politikasının tam uygulanması.

5- İfade özgürlüğü ve tüm dini cemaatler için din özgürlüğünün yasada ve uygulamada garanti edilmesi.

6- Mülkiyet hakkına saygı.

7- Azınlıklara saygı ve koruma.

8- Kültür, kadın, çocuk, sendika hakları.

9- Sivillerin ordu üzerindeki denetiminin güçlendirilmesi.’

Görüldüğü gibi tüm bu reformlardan kazançlı çıkacak kesim biz yönetilenler ve dolayısıyla Türkiye olacak.

Peki, o zaman neden bu reformlar bir türlü yapılmaz ki? 

* * * 

Neden yapılmadığını da ‘Ulusal Program’ın akıbetini izleyerek öğreniyorduk:

‘AB üyelik sürecinin yol haritası olan 3. Ulusal Program, içeriği Ağustos ayında kamuoyuyla paylaşılmasına karşın aylardır çıkarılamadı.’

AB, samimiyetle üye olmak isteyen ülkelere, yapmaları gereken reformların listesini ‘Katılım Ortaklığı Belgesi’ olarak veriyor.

İlgili ülke, siyasi ve toplumsal iradesi tam ise Katılım Ortaklığı Belgesi’ndeki talep edilen reformları tarihlendirip, ‘Ulusal Program’ olarak AB’ye iade ediyor... Ve eksiklerini süratle gidermeye koyuluyor.

* * *

AB bize bugüne kadar altı tane ‘Katılım Ortaklığı Belgesi’ verdi.

Türkiye ise sadece ve sadece iki ‘Ulusal Program’ hazırladı.

Üçüncüsü de, Milliyet’in hatırlattığı gibi ortalıkta sürünmekte.

Bu bilgi bile AK Parti’nin ilk baştaki reformculuğunun ne hale geldiğini göstermekte. 

* * * 

Askeri Şura kararlarına ‘yargı yolunu’ kapatan anayasa maddesini bir türlü değiştirmeyen ama 2002 yılında AB standartlarına uygun çıkarılan ‘İhale Yasası’nı büyük yolsuzluklara ve haksızlıklara neden olacak bir biçimde on dokuz kez değiştiren...

Türban’a özgürlük isteyen ama yönettiği belediye işletmelerinde içkiye yasak koyan bir anlayış sonunda gene en çok AK Parti’ye zarar verir.

Söyleyip duruyoruz.

Ama galiba bu iyi niyetli uyarılar ‘Basra harap olmadan’ anlaşılmayacak.

Bir de Arapça söyleyeyim:

‘Ba’de Harab’ül Basra.’ 

* * * 

AK Parti’nin reformculuğunun kaybolması üzerken...

Medyanın AB sürecini hatırlaması sevindirici.

Ne ki bir çırpıda bu işleri yapıp Türkiye’yi çağa taşıyacak kararlı bir iradenin sürekli olmaması da çok bunaltıcı.

Tevekkeli değil, 2006 yılında AB vatandaşlığını 64 bin kişiyle en çok Türkler seçmiş.

Hükümet AB’yi buraya getiremeyince, vatandaş kendi başına AB’ye gidiyor.

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim