Oligarşik bürokrasi YSK üzerinden operasyon yapıyor

20.04.2011 00:28

Mehmet Kamış

Yüksek Seçim Kurulu'nun yurtdışındaki seçmenlerle ilgili kararını henüz açıklamadığı bir vakitte Alman devlet kanalı; ülkedeki Türk vatandaşlarıyla röportajlar yapıyor.

O isimlerden birisi de Almanya'daki bir eyaletin Türk kökenli milletvekili... Söz konusu vekil, soru üzerine "Türk vatandaşları tabii ki burada oy kullanmalı." deyince röportajı yapan gazeteci dayanamıyor; "İyi de bu AKP'nin işine yaramaz mı?" diye soruyor.

Alman gazeteci, Türk kökenli milletvekilini ikna edemiyor ama YSK'ya sesini duyuruyor olacak ki, Kurul 2011 yılını yaşadığımız bu günlerde, yurtdışından oy kullanılmasının aleyhinde karar verdi. 'Bu işten AK Parti kârlı çıkacak' diye yapılan hesapların, söz konusu kararda etkili olduğunu tahmin etmek zor değil.

YSK, susuz kalmış etnik siyasetçilerin imdadına da son anda yetişti. Ezilmişlik edebiyatıyla hayat bulan, yoksunluk üzerinden siyasi var olmuşluğunu sürdüren bir anlayışa büyük bir gerekçe sundu. Derin yargı, Kürtlerin derin yapısının imdadına koşup adeta ona hayat suyu ikram etti.

Oligarşik bürokrasi; organlarını birer birer sahaya sürüyor. Neye ne zaman ihtiyaç duyuyorsa o, piyasaya çıkıp yapılması gereken hamleyi yapıyor. Daha önce Anayasa Mahkemesi vardı. Kritik operasyonlar onun eliyle yürütülüyordu. Sonra HSYK devreye girdi; ne zaman karanlığın içine elini uzatan bir savcı ve hâkim olsa hemen ona karşı operasyonlar için harekete geçti. Halk 12 Eylül'de ikisini de olması gereken yere çekti. Onlardan kurtulduk diye sevinirken şimdi de YSK çıktı karşımıza.

YSK'nın, bazı BDP'li bağımsız vekil adaylarını veto kararından en büyük faydayı etnik siyaset yapanlar görecek. BDP, saflarda büyük gevşeme gördüğü tabanına, "İşte bakın! Bize başka bir seçenek bırakmadılar. Şimdi bizim camianın yaptığı ve herkesin aklında soru işaretleri bırakan eylemleri tartışmayı bırakıp, TC karşısında hep birlikte saf tutalım. Bak ne güzel ortalığı karıştırmak için bir gerekçe bulduk.'' diyecek. Bu karışıklığa derin devletin ne kadar da ihtiyaç duyduğunu kimse sormayacak bile.

Ve başlayacaklar ortalığı germeye, herkesi tehdit etmeye... Aba altından demir sopaları gösterecekler, herkesin sinir uçlarına değecek şekilde tehditler savuracaklar. Böyle bir ortamda en büyük faydayı yine başka bir etnik siyaseti merkezine alanlar görecek. "İşte bakın, AKP'nin müsamahakâr siyaseti bunları nasıl da azdırıyor. Bu bölge derhal olağanüstü hal bölgesi ilan edilmeli ve teröre karşı kararlılıkla (!) mücadele edilmeli." diye ortalığı ayağa kaldıracaklar. Kazan-kazan politikası yani...

Bugünlerde operasyonların, YSK üzerinden yapıldığı anlaşılıyor. Yurtdışındaki Türk vatandaşlarının oy kullanmalarına müsaade etmeyen YSK, bu kez de seçimlere mutedil bir havada girmeye çalışan ülkeyi karıştırmayı başardı. YSK'nın bir operasyon üssü olduğu düşüncesini Sırrı Sakık'ın söyledikleri de iyice teyit ediyor. Sakık'ın, "Biz YSK'da üç gün karargâh kurduk. Üç tane avukat arkadaşımız ile her dosya üzerinde tek tek konuştuk. YSK yetkilileri bize defalarca dosyalarda bir sorun olmadığını söyledi.'' açıklaması kafalardaki operasyon istifhamlarını iyice artırıyor.

Sırrı Süreyya Önder'in dün NTV'de anlattıkları da olayı oldukça ilginç bir hale sokuyor. Ertuğrul Kürkçü ile aynı suçtan mahkûm olduklarını ve hapis yattıklarını vurgulayan Süreyya Önder, kendisine böyle bir yasak konulmamasına rağmen Kürkçü'nün yasaklandığına dikkat çekiyor.

Yani anlayacağınız, oligarşik bürokrasi bu aralar faaliyetlerini YSK üzerinden yürütüyor.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim