1. YAZARLAR

  2. Tamer Korkmaz

  3. Olay Nedir?
Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz

Yazarın Tüm Yazıları >

Olay Nedir?

A+A-

Vahim bir içeriğe sahip “İrtica ile Mücadele Eylem Planı”na karşı 'demokrasi' ekseninde gösterilen yoğun toplumsal tepki Türkiye'nin sivilleşme yolunda çok önemli bir mesafe aldığını gösteriyor.

Kurumsal anlamda ise, özellikle Başbakan'ın demokrasi dışı hareketlenmelere/planlara/hazırlıklara karşı sergilediği kararlılık ve dik duruş son derece önemliydi…

Genelkurmay Başkanı da benzer bir biçimde tavır ortaya koydu, pozisyon aldı.

Genelkurmay Başkanlığı'nca yapılan açıklamada “Demokrasi ile bağdaşmayan davranış ve düşüncelere sahip personelin TSK bünyesinde barındırılmayacağı” işaretlendi.

Askeri savcılık, bir gün bile beklemeden soruşturma açtı.

Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ önceki gün bir buçuk saat süreyle görüştüler ve ağırlıklı olarak söz konusu belgeyi de konuştular.

Başbakan, “Devletin kurumları arasında birbirine güvenin tam olduğunu” vurguladı ve Genelkurmay'ın ilk anda konuyu askeri yargıya taşıyarak sorumlu davrandığını hatırlattı.

Erdoğan'ın “Hiç kimse bu olayı işleyen süreci istismar ederek kurumlarımızı birbirine düşürme, fitne çıkarma yaklaşımı içine germemelidir” şeklindeki ifadesi de isabetli bir uyarıydı.

*

Genelkurmay'da hazırlandığı ileri sürülen “belge”nin mahiyeti yoğun bir biçimde tartışılmış olmasına rağmen; “aslında ne olduğu” konusunda -genellikle- yanlış saptamalar yapıldığını görüyoruz.

Öncelikle, böyle bir planı “Genelkurmay Başkanı'nın hazırlattığı”nı söylemeye çalışan yorumların Türkiye'de yaşanan süreci doğru okumadığı aşikardır…

(Gayet tabii bu tür değerlendirmeleri kasıtlı olarak yapanlar da var ve bu gruptakiler Ergenekon'un üzerine gidilmesi sürecinde “dezenformasyon” çalışıyorlar.)

Genelkurmay Başkanı, bir meslektaşımızın “Komuta kademesinden, sizden böyle bir çalışma talimatı verildi mi?” sorusuna “Bana bu soruyu sormanız bile abestir, hakarettir. Böyle bir talimat kesinlikle verilmemiştir” cevabını veriyor.

*

'İhanet' belgesinin basına “sızdırılması” veya “deşifre edilmesi” neyi gösteriyor?

Neyin işaretidir?

Bu “deşifre” TSK içindeki Ergenekon kalıntılarının üzerine gidildiğinin işaretidir.

Böyle bir belgenin/hazırlığın ortaya çıkarılması (bazılarının iddia ettiği gibi) demokrasi dışı faaliyetlerde bulunanların Ordu içinde egemen olduğunu göstermiyor!

Halihazırda ciddi bir operasyon yapılıyor; bir deşifre edilme süreci yaşanıyor.

Ergenekon örgütünün üzerine gidilmesi sürecinin TSK ayağında yaşananlarla ilgili bir olaydır, bu…

Belgenin Ergenekon soruşturmasında tutuklanan bir emekli askerin bürosunda ele geçtiği biliniyor.

Genelkurmay Başkanı Başbuğ döneminde -ilk kez-muvazzaf subayların Ergenekon kapsamında tutuklandığını hatırlayalım.

*

“Darbe Günlükleri”nde anlatılan 2003-2004 dönemine ait “Muhtıra Planları” ancak üç yıl sonra Nokta dergisinin yayınıyla (Nisan 2007) gün ışığına çıkarılmıştı.

Son “plan” Nisan 2009 tarihli ve çok kısa bir süre içinde deşifre edilmiş oldu…

Aslında, bu husus bile tek başına aslında ne olduğunu/neler yaşandığını anlatıyor; Ergenekon'la mücadelede alınan mesafeyi gösteriyor.

“Darbe Günlükleri” döneminde Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'tü ve Sarıkız-Ayışığı gibi muhtıra hazırlıkları o dönemde gün ışığına çıkmamıştı.

O dönemde, “deniz albay filanca” da değil, bazı üst düzey komutanlar “Genelkurmay Başkanı'nın emirleri ve bilgisi dışında” darbe planları hazırlamışlardı…

Ancak, planları yerle bir olmuştu.

Bir an için 2004'e gidelim ve bu tür hazırlıkların mesela Şener Eryugur'a ait Ayışığı darbe planının/şemasının “tam da o günlerde” kamuoyuna yansıdığını varsayalım…

Üstüne de, “Bu tür darbe planlarının arkasında Özkök Paşa var ve istifa etmelidir” gibi bir değerlendirme yapalım!

Böyle bir yorumun ne denli gerçek dışı olacağını, dahası ne kadar saçma olacağını şöyle bir düşünelim!

*

'İhanet' belgesi hadisesinde…

Genelkurmay Başkanı, demokrasi dışı planları hazırlayanların “üzerine giden irade”ye dahildir.

Org. Hilmi Özkök'ün Genelkurmay Başkanı olduğu “Darbe Günlükleri” döneminde, Org. Başbuğ Genelkurmay İkinci Başkanı idi…

Özden Örnek ve Mustafa Balbay Günlükleri'nin kimi bölümlerinde, darbe yanlısı paşaların “Başbuğ'un Özkök çizgisinde bulunuyor olmasından yakındıklarını” görmek mümkün…

2003-2004'ün arka planı, son günlerde yaşananların doğru algılanması açısından büyük önem arz ediyor.

*

Gün ışığına çıkarılan “İrtica ile Mücadele Eylem Planı”na gösterilen geniş çerçevedeki tepki, bu topraklarda demokrasiye sahip çıkılması açısından ileri derecede mesafe alındığını gösteriyor.

Bu son derece sevindirici bir gelişmedir.

AKP hükümeti de, Genelkurmay da “İhanet Belgesi”nin üzerine sonuna kadar gitmelidir.

“Belge”nin, Ergenekon kapsamında soruşturulması gerekiyor.

Darbe planları hazırlayanların bütün çabalarına rağmen kaybetmeye mahkum olduklarını bir kez daha hatırlatalım.

Bu tür planların varlığı sadece 2003-2004'te değil, 2007 ve 2008'de de ortaya çıkarılmıştı…

2009 Nisan'ında da hazırlanmış olması, Ergenekon Kalıntıları'nın TSK'da hakim olduğu anlamına gelmez:

Tersine, kısa süre zarfında böyle bir planın deşifre edilmiş olması, Ergenekon örgütünün üzerine kararlılıkla gidildiğinin göstergesidir.

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT